Haydi koşuya!

Antalya’nın sıcağında koşma fikri çılgınca gelmiş olabilir. Herhalde birkaç yıl önce birileri de bana koşudan bahsetseydi göz devirip gülerdim ki son Runtalya yarışında bir arkadaşım 'katılalım mı' dediğinde de “ben ve koşu” diyerek gülmüştüm. Aynı cümlede geçemeyecek kadar uzak iki kelime. Hayatıma değişik sporlar sokmaya açık bir insanım ama hayatında hiç koşmamış ve bu sporu hiç merak etmemiş bir insan olarak bana kilometrelerce uzak bir spordu.

Zaman akıp gitti, triatlon fikri beynimi kemirmeye başladı. Denemekten ne kaybederdim ki? Yüzme-bisiklet-koşu... Şu an bende sadece bisiklet var. Diğer ikisi için çok vahim durumdayım ama inancım var. Hedefimi koydum, uzun vadede yarı maraton yani 21k, başlangıç seviyesi 5k ile başlayacağım.

Burada bir parantez daha açmak istiyorum. Bisikletle koşu birbirini destekleyen çapraz iki spor dalı. Hakkıyla yapıldığında iki sporda da sizi ileri taşır.

Yeni başlangıçlar zor ve sancılıdır, öyle “hadi yapalım” demekle olmuyor, o kafayla maceranız başlamadan biter. O yüzden ne yapıyoruz? Önce mental olarak kendimizi hazırlıyoruz. Koşu darbeli bir spor, hele ki belirli bir yaşın üzerindeyseniz çok dikkatli olmanız lazım. Acele etmek yok, önce hazırlık;  bu hazırlık aşaması motivasyon ve araştırmakla geçiyor. Bir spora ne kadar motive başlarsanız o kadar uzun ömürlü olur.

Önce sosyal medyadan bu aşamalardan geçmiş insanları takibe aldım, rol model, önemli birilerinin başarı hikayeleri, o sporu daha da yakınlaştırır ve yapılabilir hissettirir. İkinci adım; benim kafamda, birlikte yol alabileceğim, birbirimizi dürtükleyebileceğim bir partner seçmek oldu. Öğrendiklerinizi birbirinizle paylaşarak ve birbirinizi motive ederek daha hızlı yol almanızı sağlıyor.

En büyük motivasyon kaynaklarımdan birisi de filmler oldu. Bunlardan biri 'Brittany Runs a Marathon', 'Brittany Maraton Koşuyor' filmi, gerçek bir hayat hikayesinden kurgulanmış, sıfırdan bir insanın nasıl maroton koştuğunu anlatan oldukça ilham verici bir film. İkinci film ise ‘Son Koşu’.  Emekli olmuş başarılı bir maraton koşucusunun son kez maratona hazırlık sürecini anlatıyor. Her iki film de gülerken ağlatan filmler, izlenmesini şiddetle tavsiye ederim çünkü bu iki film beni bayağı gaza getirdi.

Üçüncü adım ise size yol gösterecek, bu işi en sağlıklı şekilde yaptıracak bir tekniğe ihtiyacınız var. Bu tekniği de bir telefon uygulamasında bulduk ve kendimizi bu programa teslim ettik. Yürü-koş tekniği, bu program size spor geçmişiniz olsun ya da olmasın, 8 haftada 5k koşturmayı vadediyor. Kanepenizde bezgin bezgin yatarken 8 hafta içinde 5k koşabilecek duruma geleceksiniz.

‘C25K’ uygulaması sayesinde haftada 3 defa sadece yarım saatinizi ayırarak hiçbir şey yapmadan koşmaya başlıyorsunuz. Program sesli komutlarla sizi yönlendiriyor. Biraz yürüyüp biraz koşarak daha siz ne olduğunu anlamadan yarım saati tamamlıyorsunuz. İlk iki haftası yani 6 antrenman ücretsiz; zaten bu süreçte bu sporun size uygun olup olmadığını anlıyorsunuz. Tamam mı devam mı aşamasına geçiyorsunuz. Bizim 3. haftamız, açıkçası koşudan bu kadar keyif alacağımı düşünmezdim, benim çok hoşuma gitti ve devam ediyoruz. Bakalım 8 hafta sonunda neler olacak?

Ben bir koşup geliyorum...