Hep birlikte sandığa

Ümit Özdağ’ın Kılıçdaroğlu’na destek karşılığında imzalattığı 7 maddelik protokol, gözleri sol ve sosyalist partiler ile Kürt siyasi hareketine çevirdi. TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Dünya görüşü açısından uzlaşıp anlaşmamız mümkün değil. Ama Davutoğlu ile anlaşmamız da mümkün değil. Bizim ortaklaştığımız bir tek şey var. Bu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen ucube sistemin değişmesi konusunda ortaklaşıyoruz. Bunun değişmesi, ortadan kaldırılması için bu seçimlerde oy kullanacağız. Başından beri pozisyonumuz buydu” diyerek Kılıçdaroğlu’na destek kararını tekrarladı. Söz Erkan Baş’tan açılmışken şu sözlerini de aktaralım: “Tablo belli. Erdoğan kazanamadı. Şimdi Erdoğan'ı yenmemiz gerekiyor. Bunun için en basit şey sandığa gitmeyen seçmeni sandığa götürmek. 21 yıllık bir iktidarla dövüştük. Her türlü yalan, hile devreye sokulmuş durumda. Medya ablukası ellerinde. Tüm bunlara rağmen yüzde 50+1 oy hedefine ulaşamayan bir iktidar bloğu var. İktidar, oylarını zaten en üst seviyeye getirmiştir. Bunu korusa bile bu tarafta sandığa katılım arttığı zaman tablo bitmiştir”.

Sandığa eksiksiz gideceğiz

Yani TİP, Ümit Özdağ ayrıntısına, daha doğrusu 7 maddelik protokoldeki unsurlara değil, ana hedefe, tek adam rejiminin bitirilmesine kilitlenmiş durumda. Peki HDP ve Yeşil Sol Parti? Dün HDP eş genel başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Yeşil Sol Parti eş sözcüleri Çiğdem Kılıçgün ve İbrahim Akın kameraların karşısına geçerek, “Sandığa eksiksiz gideceğiz” mesajı verdi. “Tek adam rejimini hep birlikte bitireceğiz” sözleri HDP ve Yeşil Sol Parti’nin kararını özetliyor. Pervin Buldan’ın dile getirdiği bu final cümlesinin öncesine de bakalım. Ne dedi Buldan? “Erdoğan ve ortakları tarafından yaratılan bugünkü ucube rejim, yaşanan toplumsal sıkıntıların da temel sebebidir. 28 Mayıs seçimlerinde oylanacak olan da bu ucube rejimin devam edip etmeyeceğidir. Hedef, ayrımcılıktan arınmış, halkların yönetime katılabildiği, özgür, demokratik ve adaletli bir rejim inşa etmektir. Bir kez daha belirtmeliyiz ki Erdoğan rejiminin bu beklentileri karşılayamayacağı açıktır. Gelecekte de bu taleplerin hayata geçmesinin önündeki en büyük engel yine Erdoğan ve bu rejimin ta kendisi olacaktır. Bu yüzden Erdoğan bizler açısından asla bir seçenek değildir. Tek seçenek onu ve temsil ettiği iktidarı değiştirmektir.” Nokta...

Ya cumhuriyet, ya saltanat

Pazar günü önüne gideceğimiz sandık, basit bir sandık değil. Sadece Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu için gitmeyeceğiz o sandığın önüne... 28 Mayıs bir referandumdur. ‘Tek adam rejimi’ denilen ucubenin devam etmesine ya da cumhuriyete, demokrasiye, hukuka, refaha, birlikte barış içinde yaşamaya karar vereceğiz. Cumhuriyet 100. yılında ya Erdoğan rejimine, tek adam saltanatına dönüşecek ya da demokrasiyle taçlanarak geleceğe yürüyecek. Demokrasiyle taçlandırmak da hepimizin elinde... Tek adam rejiminin ortaya boca ettiği şovenizm, gericilik, kadın düşmanlığı, ırkçılık, yoksulluk, sömürü, adaletsizlik, sağ tandanslı birçok siyasi partiyi, irili ufaklı politik figürleri de besliyor, çoğaltıyor. Toplumun bilinçaltındaki karanlık köşeler, siyasetin çöplüğü, kirli derinlikleri, insanlık tarihinin lanetlediği fikirler fütursuzca ortada dolaşıyor, geçer akçe haline geliyor. Bu bir deli gömleği... Ülkeye biçilen bu deli gömleğini, bu demir maskeyi kopartıp atmamız lazım. Çünkü bu durumun Türkiye’yi götüreceği yer ancak ve ancak uçurumdur.

Aydınlık bir ülke için sandığa

Sözü fazla uzattık, sadede gelelim... Hiçbir siyaset mevcut iktidardan ve bu iktidar bloğunun ülkeyi sürüklediği yerden daha tehlikeli olamaz. Bu topraklarda konuşamayacağımız hiçbir şey yok. Her şeyi, ama her şeyi mecliste konuşabiliriz. Bunların konuşulabilmesi de yine meclisin güvencesi altında olmalıdır. Özgürce konuşabilen bir ülke için Pazar günü sandığa gidelim. Bize gösterilen hayaletlere yumruk atmayı, gölge oyunlarına aldanmayı bırakıp önümüze, geleceğe bakalım. Bu ülkeye, bu topraklara borçluyuz; borcumuzu da sadece iki seçenekli hale gelmiş pusulaya mührümüzü çakarak ödeyelim. Yalnızca bizim gitmemiz de yetmez, tanıdığımız, bildiğimiz, konuştuğumuz, nazımız geçen herkesi, akrabalarımızı, dostlarımızı, kardeşlerimizi, çocuklarımızı sandığa taşıyalım ve aydınlık bir Türkiye, demokratik bir toplum, hukuk devleti, adil bölüşüm, insanca yaşamak için vuralım mührümüzü. Her şey çok güzel olacak.