İDEAL AİLE YAPISI


Bizleri yarınlara taşıyacak ideal aile yapısı ne olmalı, nasıl olmalıdır? İşte en önemli husus da budur. Evli olmak, aile olmak için yeterli midir? Günümüzde gördüğümüz kadarıyla evlenince su akar yolunu bulur veya göç yolda düzelir misali pamuk ipliğine bağlı aileler türemeye devam etmektedir.
Peki olması gereken nedir? Bence araba kullanmak için nasıl ehliyet alınıyorsa; eş olmak için, anne baba olmak için de temel eğitimlerin tamamlanmasından sonra evlilik için vize verilmesi gerekmektedir. İletişimsizliğin zirveye çıktığı günümüzde evliliklerin sona erdiren en temel sorunlar eşler arası iletişimsizlik ve ilgisizlik olduğu görülmektedir. Tabi bunu diğer etkenler de (ekonomik, sosyal sorunlar, şiddet vb.) izlemektedir.
Sağlam temellere inşa edilmiş aileden oluşan bir toplum yapısı, ister fırtına ister kasırga olsun kolay kolay yıkılmaz. Günümüzdeki gibi pamuk ipliğine bağlı bir aile yapısı devam ettiği sürece nice gelecek nesillere balta vurulmaya devam edilecektir. Çünkü sevgi içinde büyüyen bir çocuk nasıl sevmeyi öğreniyor ise; şiddet içinde büyüyen bir çocukta öfke, kin ve nefreti öğrenmiş olacaktır. Atalarımızın dediği gibi ne ekersek onu biçeriz. Toprağa çiçek tohumu atarsak çiçek, diken tohumu atarsak diken çıkacaktır. Gelecek tamamen bugün ektiğimiz tohumda gizlidir.

Eşlerin birbirine saygı duyduğu, sevginin eksik olmadığı, aile içindeki kişiler arası duygusal kredi hesabının artı bakiye verdiği bir aile olmaya çalışılmalıdır. Nedir duygusal kredi hesabı? Eşlerin veya bireylerin karşısındaki için –kendisi sevmese, istemese bile- fedakarca bir şeyler yaparak onu mutlu etmeye çalışmasıdır. Karşıdaki mutlu olunca etrafına verdiği pozitif enerji ile o da sizi mutlu edecektir. Sizin onun için katlandığınız zorluklar duygusal kredi hesabınızdaki bakiyenizi arttıracaktır. Günün birinde aranızda tatsızlık yaşandığı zaman işte bu artı bakiyeler ilişkinin can simidi olacaktır. O halde her zaman duygusal kredi hesabındaki bakiyeleri artırmaya çalışmalıyız.
Herkesi olduğu gibi kabul etmeli, herkesi kendimize benzetmeye çalışmamalıyız. Eşler arasında bile olsa her insanın ayrı bir dünyası olduğu unutulmamalıdır. En çok yapılan hatalardan birisi de karşıdaki kişinin davranışı hoşumuza gitmese bile eleştirmemiz gereken onun davranışı olması gerekir. Fakat bazen farkında olmadan onun davranışı yerine kişilik yapısını eleştiririz. İşte bu davranışta karşıdaki kişiyi kaybetmemize neden olabilmektedir. Davranış ve kişilik aynı şey demek değildir.
Eşler aile içinde görev ve sorumluluklarına göre hareket etmeli, her şeyi karşıdan beklememelidir. Yapılacak işleri nasıl karşı tarafa yıkabilirim bahanesine çözüm aramaya çalışmak yerine, eşimin iş yükünü nasıl azaltabilirim sorusuna cevap bulabilmeliyiz.
Etkin ve verimli bir iletişimin yaşandığı, sevgi ve saygının hava-su gibi tüketildiği, fedakarlık ve sorumluluğun vazgeçilmez olduğu ailelerin her geçen arttığı bir toplumda hiçbir zaman gelecek kaygısı yaşanmaz. Çünkü bu aileler sayesinde toplumdaki sosyal problemler bertaraf olmakta, ekonomik sorunlar azalmakta, daha üretken ve bilinçli bir nesil ortaya çıkmaktadır.