İki yönetici, iki firma, bir sistem

İki ayrı işletmede karşılaştığım farklı ve benzer disiplinlerden bahsedeceğim bugün.

Bir firma sahibi, fırsatı gördüğü her sektöre girme gayretinde, dededen toruna ticaret hayatında olmaları, bugünkü esnaf ruhunun sebebi… Havayı koklamayı iyi biliyor, karlılık ise temel değeri… Diyeceksiniz ki, her işletme sahibinin temel önceliğinde bu madde zaten vardır. Haklısınız ancak bu bahsettiğim, diğer değerlerini görmezden gelerek, yalnızca bu odakta kalanlardan. İnsan değeri, çalışan bağlılığı gibi birçok önemli başlığı, yok sayan bir yönetici profili... Her şeyi en küçük ayrıntısına kadar kontrol ediyor. Delege etmek konusunda sınıfta kalan bu yöneticimiz, mikro yönetim konusunda maalesef tam bir örnek…Her görevin başına birilerini oturtmuş ama o kadar ikna değil ki, her adımlarını kontrol ediyor. Toplantılar, çalışanların ''haklısınız'', ''doğrudur.'', ''tamam'' gibi kısa cümlelerle kafa sallayarak geçiştirdiklerizaman dilimlerinden oluşuyor.

Diğer firma, yaklaşık 8 yıl önce kurulmuş. Otuzlu yaşlarında genç bir kadın. Bugün, otuzbeşkişilik ekibiyle işinin başında. Hikayesini dinlediğimde, bir kez daha 'iş hayatına başlangıcımızın, kurumsal firma olmasına dair keskin görüşümü' teyit etmiş oluyorum. Türkiye'deki önemli telekominikasyon firmalarından birinde çalışmış, oranın disiplini ile evrilmiş, daha sonra da hayallerini gerçekleştirmek üzere ayrılmış. ''İlk yıllar hayatta kalabilmek için yaşadığım mücadeleyi benden başka kimse bilmez'' diyor. Bugünse karşımda huzurlu, dingin, çok yönlü, çalışkan, sürekli kendini geliştiren, öğrendiği her yeni bilgiyi ekibine aktarmak için çabalayan genç bir kadın var. Kendisi nasılsa, ekibinde çalışan herkes de onun gibi… Birbirini besleyen, destek olan, işlerini kaybetme kaygıları değil, yaptıkları işe yüksek kalitede fayda sağlama gibi değerli bir gündemleri var.

İşlem hacimleri farklı olsa da, her ikisi de nette kar ediyor. Her iki firmanın çalışanları da bulundukları meslek standartları ölçüsünde paralarını kazanıyor. Bu arada, bana sorsanız 'Hangisinde çalışırsın?', birçoğumuz gibi ben de ikinciyi seçerdim. Ancak farklı tecrübelerden gelen, farklı yaş ve karakterlerdeki bu iki yönetici, bir şeyi öylesine benzer yapıyorlar ki, sonucu başarıya giden yolların tek bir doğrusu olmadığını ama olmazsa olmaz bazı kuralların da varlığını yeniden hatırlatıyorlar.

''Sistem…''

Bu iki firmada ortak olan şey, arka tarafta kurulmuş tıkır tıkır işleyen sistemlerinin olması, esnetilmeyecek net çerçevelerin baştan belirlenmiş olması, yıllar içerisinde ihtiyaç ve mükemmelliği esas alarak, revizyonlarla iyileştirilmesi, müşterilerine ya da çalışanlarına göre değişmeyen kuralların olması, en baştan herkesin bunları bilerek yola çıkması. Sürprizlerin olmaması, ne yaparsa neyle karşılaşılacağına dair, herkesin bir fikrinin olmasıve bu temel kuralları müşterinin de, çalışanın da, yöneticinin de işlem özelinde değiştiremiyor olması…

Firmalarda, yönetici ve patronların kimliklerinden izler taşınması, doğru ya da yanlış kavramlarından bağımsız, normal karşılanabilir. Ancak işlerin yolunda gitmesi, standart sapmaların minimize edilmesi için altın anahtarlara ihtiyaç vardır. Yolun en başında ya da yola çoktan çıktıysanız,hemen bugün sisteminizi kontrol etmeniz, ana maddelerinizi netleştirmeniz, bu esnada içselleştirmeniz, hemen sonra da ekibinize koçluk ve mentorluk yaparak benimsetmeniz gerekir. Bu değişim marka altında çalışan herkese başta zor ama sonunda iyi gelecektir. Bu sayede standardizasyonun ve verimliliğin keyfini sürmek, net kara giden yolda en büyük kazancınız olacaktır.