‘İlahi Haşmetçiğim!’
Aslında Haşmet Öyken ile aramda ilişki gerçek bir abi kardeş bağıyla kutsanmıştır. Öyle büyük şehir gazetelerinde ki ukala köşe çamurcuları gibi genel yayın yönetmeniyle köşelerimizden atışmak huyumuz yoktur. Zaten arada bir buluşur derdimizi dökeriz.
Ancak, dünkü yazısını okuyunca kendi yazı dizimi aksatma pahasına bir katkıda bulunmak istedim:
Benim güzel kardeşim ‘bu şehirde bir şeyler eksik ‘ demişsin ya…
Bak sana tanık oluverdiğim birkaç şey sayayım:
Geçenlerde gazeteler yazıyordu (korkmayan) Üniversitemiz ile BAKA arasında Teknokent binasında hır çıkmış…BAKA , malum, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı… nedense ve hangi teknolojik işe el atmış ise Teknokent de kiracıydı, bildiğin gibi Teknokentlerin bu ülkede ki tek işlevi ‘kira geliri’ toplamaktır, teknoloji ikinci belki de üçüncü sırada gelir. Neyse, yazıldığına göre BAKA’nın Kampüs içinde ki sinyalizasyonu iptal edilmiş, Ajans binayı terke davet edilmiş ve hatta zorlanmış…
Çoğu meslektaşın bilmez ya da bilmezden gelmeyi tercih eder ama aslında Teknokentler Üniversitenin bir organı değildir. Anonim Şirkettir. Tekrar edeyim ANONİM ŞİRKET!!!
Yani, piyasa koşullarına göre kurulmuş ve kar amaçlı bir ticari ortaklık, İnternet te baktığın zaman(dün itibarıyla) Teknokent sitesinde ilk iki mesaj Ramazan Bayramı ve Kadir gecesi kutlamasıydı… Ancak yapıya baktığında orada şehrimizin anlı-şanlı iş adamlarının ismine denk gelirsin…Üstelik bir ticaret garibesi olarak 10 kişilik yönetim kurulunda tam beş isim vardır ki Antalya da onların önünde yürüyecek adam sayısı sınırlıdır.( garibe sıfatını şu amaçla kullanmış bulunuyorum; şirketlerde yk oluşurken genelde ‘tek’ sayılı rakamlar seçilir, 5 gibi, 7 gibi, ki karar alınabilsin, bu bir töredir kural değildir.)
Ama BAKAyı bina dışına davet eden Üniversite oluyor, nerde şirketin karar organı olan Yönetim kurulu…
Doğru, Yönetim kurulu başkanlığı, nezaketen rektörlük uhdesine bırakılmıştır. Ama bu ,dedik ya nezaket icabıdır, sayın rektör -tüm üniversitelerde-, bir bilim adamıdır, öyle olması umulur beklenir. Ticari hayatın kaygıları ve sorunları ve çözümleri onun için yabancıdır.
Zaten kanun yapıcı da bu yüzden Teknokentleri oluştururken özel sektörün katılımını şart koşmuştur.
Ve katılım, bağış gibi falan da olmamalıdır. Bir AŞ kurulmalı ve ve bir A.Ş gibi yönetilmelidir.
Konuyu uzatıyorum, ama uzatmak gerekiyor Haşmetçiğim, sayın genel yayın yönetmenim.
Çünkü söz edilen tüm kurumlar aslında senin ,benim vergilerimle kurulmuşlar, makam arabaları, ofisleri bu kaynaktan ödeniyor. Kalkınma Ajansları, bu örnekte, BAKA, iş hayatını teşvik etmek için kurulmuş ve başkanlığını vali beylerin yaptığı bir kamu kurumu..teşkilat şemasına baktığında pek çok değerli uzmanın görev aldığını göreceksin,keza misyonu bu ülke için çok önemli şeyleri kapsıyor.
Akdeniz Üniversitesi, desen, bir devlet üniversitesi… tüm kaynakları kamuya ait…
Teknokent ise biraz deve biraz kuş da olsa keza kamuoyuna sorumlu..
Sence bu kurumların biri biriyle çatışma gibi bir lüksü olabilir mi?
Devam edeceğim, daha sırada neler var neler…
Hepsi bu şehrin önde gediğini iddia eden oluşumlar…
Yazı serisinin sonuna geldiğimde hep beraber şunu söyleyeceğiz sanki, ‘sen şuna yok diyorsun da dilin varmıyor!’
Gözlerinden öperim.