Ismarla birayı geç arkasına..


Mesleğin iyice b...nu çıkardılar.
Bu işe başladığımda kıvır kıvır bonus gibi saçların simsiyah sakallarım vardı.
Aradan geçen yıllar önce saçlarımı ardından siyahları aldı
Dile kolay 32 yıl.
Ne valiler ne belediye başkanları ne milletvekilleri gördü bu beden.
Nerede o eski bayramlar noktasından yola çıkarak nerede o eski gazeteler ve gazeteciler...
Bu mesleğin eskiden bir onuru gururu şerefi ve saygınlığı vardı.
Şimdi bu saydıklarımı eflatunun feneri ile arar olduk.
Buna en basit örnek ufak bir diyalog:
Adın ne?
" Adımı sevmiyorum bir harf değiştirince alay konusu oluyorum"
Nerelisin?
"Aslında Trabzonluyum da Zonguldak yazmışlar...."
Ne iş yaparsın?
"Beni gazeteci olarak tanıyorlar. Aslında g.t yalarım abi günde 2 tane de bira içerim"
Kendi cebinden mi?
“Yok abi nerede bende o para. Her gün bira ısmarlatacak birini buluyorum. Bana iki bira ısmarlasana"
Ne oldu bu gün birini bulamadın mı?
"İşler kesat bu aralar. Ben de sağa sola saldırıp yolumu buluyorum da beni öğrendiler. Bu tezgahı da değiştirmek lazım. "
Bu konuşma Antalya’daki bir gazeteci ile gerçekleşiyor.
Bu zat için söylenen şey şu “ Ismarla birayı geç arkasına. İki biraya ne istersen yazar”
Abartı yok ilave yok.
İsmini vermeyeyim, verirsem insan içine çıkamaz. Bu zat günlük köşe yazısı yazar.
Köşe devrimciliği yapar.
Dahası da varda yazmaya dilim varmıyor.
Hepimizin zaafları sıkıntılı halleri var. Ancak hepimiz karaktersiz değiliz. İnsan seçerken “ Daha az şerefsiz “ arar olduk maalesef.