İŞTE BİZ BÖYLEYİZ
Biz öyle bir milletin torunlarıyız ki; “askıda ekmek” uygulamasını icat ederek; kaşıkla verip kepçeyle almamayı sağlayan ve ihtiyaç sahiplerinin rencide olmadan yarasına merhem olan bizim paylaşımcı atalarımız ve bugünkü milletimiz. Günümüzde de birçok yerde uygulanmasına devam edilmekte olan bu vb. uygulamalar hepimizin gerçekten kardeş olduğunu göstermektedir.
Yıllar önce jetonlu telefonların kullanıldığı zamanlarda jetona ip bağlayarak daha fazla konuşabilmeyi sağlayan sistemin mucidi olan kişiler bizim atalarımız. Bunun yanında tamamen kişisel zevklere göre rengi, modeli için alınan kanepe, koltuk, halı vb.’ nin üzerine başka örtüler kapatarak yıllarca eskimeden, yıpranmadan kullanmasını sağlayan yine bizim milletimiz. Ama bir o kadar yıllarca gizli kalan renk ve modeller, üzeri örtülü yaşanan zevk ve tercihler… Tabi ki buna poşetle kamufle edilmiş TV kumandalarını da eklemek lazım. TV demişken, bozulan televizyonların da sağına soluna yapılan birkaç vurma hamlesiyle TV tamiratı yapan bir zihniyeti de hatırlatalım, o da biziz.
Öylesine cesur bir yapımız var ki; tüpün kaçağını bile kibritle kontrol ederiz, tüp kaçırıyor mu kaçırmıyor mu? Kaçırmıyorsa sorun yok, fakat ya kaçırıyorsa? İşte bu riskin karşısında milletimizin cesareti duvar gibi görevini yapmaktadır. Traş olduktan sonra kanayan yere gazete kağıdı yapıştırarak kanamanın durması için ilk pansuman hızlı bir şekilde yapılmış olur. Bu aynı zamanda son pansumandır, çünkü kesin çözümdür. Bu icatta tamamen bize özgüdür. Bu arada yoğun bir trafiktesiniz ve acil bir yere yetişmek (acil olmasa da olur) istiyorsunuz. Çözüm çok basit, hemen arkadan gelen ambulansın peşine takılın, tıkanmış olan trafikte o sizi istediğiniz yere götürecektir. Normal şartlarda ambulans gelirken bütün arabalar yol verir, yavaşlar ve kenara çekilir iken; bizde ambulansın hızına yetişebilmek için biraz daha gaza basılır. Yoksa başka hangi millet o tıkanmış trafikten çıkış reçetesi icat edebilir ki?
Bulmaca çözerken –çok düşündüğü için olsa gerek- kaşınan kulağını anahtarla kaşıyarak anında çözüm üreten, bunun da yanında bulmacadaki soruları çevresindekilere sorma yöntemiyle cevaplayarak bir ekip çalışması sağlayan ve en sonunda da “bulmacayı çözdüm” diye başarıyı sahiplenen bir lider başka hangi millette vardır? Zamanın kıymetini çok iyi bildiğimizden ve kaybedecek zamanımızın olmamasından dolayı olsa gerek, asansör çağırma butonuna defalarca basarak asansörün daha hızlı geleceğini zannetmek bize mahsus biz özellik olsa gerek.
Kaynaklarımızı, imkanlarımızı çarçur etmeden kullanabilmek için elbiseleri, ayakkabıları bir numara büyük alarak seneye de giyebilmeyi düşünen ve verimli kullanma teorisine katkıda bulunan yine bizim milletimizdir. Yemekte en sevdiği yiyeceği –genellikle et vb.- yemeğin sonuna bırakmak, dönerin son lokmasıyla ayranın son yudumunu denk getirmek bizden başka birilerinin mahareti olmaz, olamaz.
Etrafındaki her kavgayı izleyip, sonrasında da “bizim millette amma meraklı haa” diyen kişi kendi izlediğinden bihaber olan; uyuyan kişiye “uyudun mu?” diye soran; kapı çaldığında ki “kim o” sorusuna “benim” diye cevap veren; kırmızı ışıkta geçmeyi ustalık olarak gören; tanıdık birisini görünce üzerine araba süren; günlerdir giydiği çorabın kokup kokmadığını anlamak için çorabı burnuna tutarak kontrol eden yine biz.
O kadar nazik, kibar bir millet olmasak yıllardır fırçalamadığımız dişlerimizi diş hekimine gitmeden önce “ayıp olmasın” diye fırçalar mıydık? Aynı şekilde dilini bilmediğimiz yabancı turistlere yardımcı olabilmek için gayet kibar bir şekilde bağıra bağıra Türkçe lisanla konuşmamızın başka ne nedeni olabilir ki? Bilmeyen de Türkçe’nin bağırılmadan konuşulmadığını zannedecek! İşte biz böyleyiz.