Kentin sahibi kim?

Meslektaşım Sedat Kaya, Amsterdam’da halkın belediyeyi kentin aşırı turist alması nedeniyle mahkemeye verdiğini yazmış. Konuyu bizim cennet turizm bölgelerine kadar getirmiş.

Sedat, ‘Kentin sahibi kim?’ diye soruyor.

Amsterdam Hollanda’nın başkenti ve 2,5 milyon nüfuslu bir şehir. Sedat Kaya’nın yazdığına göre ‘Amsterdam'ın Seçimi’ isimli bir vatandaş inisiyatifi ve 12 dernek, belediyenin koyduğu yıllık 20 milyon geceleme sınırının aşıldığını iddia ederek ve halkın büyük bölümünü de yanına alarak mahkemeye müdahil olmuş. Kanalların kıyısında huzur bulamayan Amsterdamlılar, kendi şehirlerinde turistten adım atamaz hale gelince, kira fiyatları yükselmiş, sokaklar eğlence parkına dönmüş, geceleri de gürültüden uyumak neredeyse imkânsız hale gelmiş.

Amsterdamlılar ‘Şehir artık bizim değil. Ev kiraları uçtu, sokaklarımız eğlence parkına döndü, gece gündüz gürültüden uyuyamıyoruz derken Belediye turizm gelirlerinin kentin ekonomisine katkısını savunmuş. Fakat bu katkı Amsterdam halkına gelmiyormuş.

Amsterdam, kentin gerçek sahibi kim sorusunu tartışıyormuş;

Halk mı, tur şirketleri mi, yoksa belediye mi?

Bir Datça sevdalısı olan gazeteci Sedat Kaya, ‘Bu mesele sadece Amsterdam’a özgü değil. Barselona, Venedik, Dubrovnik, hatta Datça. Hepsi aynı sorunun kıskacında: Turizm bir nimet mi, yoksa halkın yaşam alanını boğan bir lanet mi?’ diye soruyor. Devam ediyor ve asıl soruyu patlatıyor;

‘Bir kentin sahibi kimdir? Belediye mi, tur şirketleri mi, yoksa orada yaşayan halk mı?

Eğer turizm, halkın nefesini kesiyorsa, o gelir aslında bir bedeldir. Satılan sadece yataklar değil, yaşam hakkıdır. Amsterdamlılar bu yüzden mahkemeye gitti. Çünkü kentlerini geri istiyorlar.

Sonuçta mesele sadece turist sayısı değil. Mesele, bir kentin kimliğini koruyup koruyamayacağı.

Ve Amsterdam, bugün dünyaya şu soruyu soruyor;

‘Şehirlerimiz turizmle ayakta mı kalacak, yoksa sadece turizmi düşünmek yüzünden mi çökecek?’

Örneğin bizim Antalya, Amsterdam gibi de değil. Yani turizm gelirleri Antalya belediyesine akmıyor. Elinizi vicdanınıza koyun; Alanya’dan Kaş’a kadar ultrası, lüksü, butiği, pansiyonu yaklaşık 7 bin irili ufaklı turistik tesis bu kente ne veriyor? Milyonlarca turist geliyor diye övündüğümüz, fakat Antalya halkının, Antalya belediyesinin avucunu yaladığı turizm gelirleri nereye gidiyor?

Amsterdam halkı aşırı turistten geceleri rahat uyuyamama, sokaklarında gezememe kaygısı taşırken, Türkiye’nin turizmde amiral gemisi Antalya’da turizm Antalya’ya değil şirketlere çalışıyor.

Yalan mı?