Antalya’nın eski valilerinden Alaattin Yüksel’in görev süresi boyunca sık sık gündeme getirdiği, onun ardından gelen tüm kent yöneticilerinin ellerinden geldiğince gündemde tuttuğu ve son zamanlarda Vali Hulusi Şahin’in de özen gösterdiği bir konumuz var; kentlilik bilinci... Konudan öte bir sorun, başarılamayan bir olgu...
Bu yıl her ne kadar yoğun yağışlar, hortumlar, fırtınalarla dolu bir kış geçiriyor olsak da hepimiz biliyoruz ki cennet gibi bir yerde yaşıyoruz. Antalya’mız tarihi ve doğal güzellikleriyle turizm cenneti haline gelmiş bir şehir. Ancak bu güzelliklerin gölgesinde, kentlilik bilinci açısından bazı sıkıntılar yaşandığı da bir gerçek. Peki, niye bu sorunu bir türlü aşamıyoruz? Bu kentte yaşayanlar niye Antalya’ya kentlilik bilinci ile bakamıyor.
Konya’da doğmuş, mesleğe Konya’da başlamış ama uzun yıllardır Antalya’da yaşayan biri olarak bu iki kenti kentlilik bilinci konusunda değerlendirmem mümkün. Mesela gazetelerin çok sattığı dönemlerde Konya’da ulusal bir gazete almak için bayiye giden biri, yanında mutlaka Konya’nın yerel gazetesini de alırdı. Bu Antalya’da pek mümkün olmadı. Mesela Konyaspor dendiğinde kentte akan sular durur, herkes Konyaspor’a en küçük detayına kadar hakim olurdu. Bu da Antalya’da küçük bir azınlığın dışında maalesef görülmüyor.
Bunlar birkaç basit örnek. Ekonomide, ticarette, geleceğe yönelik atılan her adımda maalesef tam bir kentlilik bilinci oluşmuş değil Antalya’mızda. Gerçi bu konu Antalyalıların ne kadarını rahatsız ediyor, tabii o da bir soru işareti. Ama bu kenti yöneten valiler, belediye başkanları, milletvekilleri, kanaat önderleri bu denli ‘kentlilik bilinci’nden bahsediyorsa bizim de enine boyuna konuşmamız ve tartışmamız gerektiğine inanıyorum.
Tabii ki bunun nedenleri var. Hızlı nüfus artışı ve her yeni gelenin şehirle bağ kuramaması bu nedenlerden biri. Turizm ve tarımdaki ‘geçici’ nüfus da herkesin birbiriyle uzun vadeli bir bağ kurmasını zorlaştırıyor. Kent içi ulaşım, altyapı ve yeşil alan eksiklikleri ya da geç tamamlanmış olması da kentlilik bilincini olumsuz etkiliyor. İnsanlar, yaşadıkları şehirde kendilerini rahat hissetmeli, kamusal alanlarda sosyalleşebilmeli. Ancak Antalya'da, özellikle turistik bölgeler dışında, bu tür alanların eksikliği hissediliyor.
Nedenleri sıralamak mümkün, teşhis koyulduktan sonra da tedavi kolaylaşır. Ama görüyoruz ki yaklaşık 25 yıldır bu soruna bir teşhis koyabilmiş değiliz. Antalya'nın güzelliğini, tarihi ve kültürel mirasını korumak, kentlilerin ortak sorumluluğu. Hep birlikte daha yaşanabilir bir Antalya için çalışmalıyız. Kentlilik bilinci, bireysel ve toplumsal sorumlulukların farkında olmakla başlıyor. Çocuklarımızın, torunlarımızın bu kentte yaşayacağını, bu kentte yaşlanacağını düşünürsek sorunun boyutunu daha iyi kavrayabiliriz.
Konuşmalarında ‘kentlilik bilinci’ ibaresi geçen herkese kulak kabartmalı, hep birlikte geleceği düşünüp, hep birlikte kentimize sahip çıkmalıyız.
Zor değil... Biraz ilgilensek başarırız...