​Kılıçdaroğlu Tercihini Yaptı

Seçim yaklaştıkça CHP’nin amacının ne olabileceği sorusunun cevabı da kesinlik kazanıyor. Adaylar açıklandı ve yine küskünler istifayı basacak. Bu “iş” böyle. Bunların hiçbiri kendisinin olmadığı bir siyasetin siyaset olamayacağına inanmış olan, siyaseti sadece kendisi için yapanlardır. Milletin vekili olmak için için değil sadece milletvekili olmak için orada bulunduklarından, milletvekilliği hayalleri suya düşünce milletin vekilliği iddiasını terk edenlerdir. Halbuki millet için çalışmak istiyorsan, illa milletvekilliği ünvanına sahip olman gerekmiyor.
Gelelim Kılıçdaroğlu’na. CHP Genelbaşkanı, Tunceli’den kendisini aday göstermemiş. Acınacak bir durumdur bu! Kendi geldiği yerden değil de, İzmir’den aday. Şimdi şöyle düşünelim: Seni hemşerilerin bile seçmiyor. İzmirli neden seçiyor?
İzmirli seni seçmiyor. Bunu çok iyi biliyorsun. İzmirli CHP’yi seçiyor ve sen de tesadüfen Genelbaşkanı olduğun için, madem Tuncelili beni istemiyor, ben de garanti seçileceğim bir yere sığınayım! Bu sığınma en iyisi CHP’nin kalesinde olabilir. Orası da İzmir’dir. Ancak İzmirli seni secmiyor.
Geçenlerde İzmir’deydim. Taksiciyle konuşuyoruz. Taksici deyip geçmeyin. Bir nevi seçim anketi yapan şirket gibidir onlar. Her gün bir sürü insanı oradan buraya taşırken, halkın da nabzını yokluyor.
Diyor ki taksici: “Kılıçdaroğlu hangi akla uyarak Perinçek’le görüştü?” Tabii sormuyor, aslında cevap veriyor.
Devam ediyor: “Yahu Doğuperinçek’in 30 bin seçmenini dikkate alan, ama partisini yüzde 30 seviyesine taşıyan Eski Genelbaşkan Baykal’ı görmezlikten gelen Kılıçdaroğlu’ndan CHP’li ne bekleyebilir?”
Ve taksici bence haklıdır!
CHP’linin ne beklediği Kılıçdaroğlu’nu ilgilendirse, CHP’lilere sorardı. Bunu yapmıyor. Ben olsam CHP’li seçmene şunu sorardım: “Beni Genelbaşkan olarak istiyor musunuz?”
Sözde adayları seçmen belirliyor. Seçmen belirlemiyor, sadece organizeli hareket eden CHP’li bir “taban” belirliyor, ama o taban CHP’lileri mi temsil ediyor, yoksa arka planda yer alan çıkarlarını mı?
Kılıçdaroğlu, Tunceli’den adaylığını koymalıydı. Buna cesaret edemeyen Genelbaşkan, nasıl kadar iktidara oynayabilir?
Kendi seçim bölgesinde bile kendisini kanıtlayamamış Genelbaşkanın Türkiye’de kendisini kanıtlaması, bütün partilerden oy alması mümkün müdür?
Bence mümkün değildir. Tabii bu benim düşüncem. Belki Kılıçdaroğlu Türkiye’yi ikna edebilirim, hayaliyle hareket etmektedir. Ancak geçirdiği yerel ve genel seçimlere baktığımız zaman, bu hayale kapılabileceğine pek inanmıyorum.
Muhalefette kalmak! Hem rahat hem sorumluluk üstlenmeden ahkam kesmektir.
“Kırımızı çizgi” dersin olur biter:
Aksaray’a çıkmam!
Niye çıkmazsın?
Kırmızı çizgi!
Kırmızı çizgileri çeke çeke geliyoruz 1 Kasım’a ve CHP yine Kılıçdaroğlu ile yeni bir hüsran yaşayacaktır.
Herhalde verdiği sözü anımsar. Ne demişti? Yüzde 1 bile kaybetsem gideceğim! Sözünde durmadı ve yine bir seçime gidiyor. İzmir’den aday. Kendi seçim bölgesinden değil!
Sayın Genel Başkan Deniz Baykal’ın ülkeye ve dolayısıyla CHP ye sunabileceği kıymetli tecrübe hazinesine sırtını dönen, CHP Genel Merkezinin bu tutumu hakkında seçmenin düşüncesini merak ediyorum. Sanırım CHP’liler de bunu merak ediyor. Sayın Baykal siyaseti çok iyi biliyor ve üslubu ile milletimizin takdir ettiği efendi bir siyasetçi olarak, üstüne düşen görevi layıkıyla yapıyor. Ama şunu da göz ardı edemeyiz; Milletimiz henüz dillendirmediği ama zihninde cevap bulduğu soruyu burada tekrar ifade etmekte yarar var. Ben bir vatandaş olarak herkesin bir gün kendi aklını başına almak zorunda kalacağına, sonra bavulunu alıp kendiliğinden CHP gibi köklü bir partinin başından çekip gitmesini bekliyorum. Bu
Kılıçdaroğlu ise televizyonda hala “demokratik” poz verip, arka planda muhalefetteki yerini koruma uğraşı veren Genelbaşkan görünümü sunmayı, iktidara oynayan Genelbaşkan görünümüne tercih ediyor.
Onun tercihi seçmenin tercihinde çok önemli rol oynayacaktır.