​Kılıçdaroğu’ndan çözüm değil, savaş teklifi geldi


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğu karşı çıktığı tezkereye şimdi“hemen çıkaralım” diyor. Amacını da: “Kobani’nin kurtarılması ve IŞİD’ten temizlenmesi...” olarak niteliyor.
Peki hükümetin çıkardığı tezkereden bunun farkı nedir? Hükümet daha kapsamlı bir tezkere çıkardı ve Kılıçdaroğlu’nun teklifini zaten kapsıyor. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun teklifi “boş teklif” olmaktan ibarettir ve ufak siyasi hesapların eseridir.
Ülkemizde kan gövdeyi götürüyor, her tarafta halk ayaklanmış, can ve mal kaybı devamlı artıyor, ama Kılıçdaroğlu basiretsiz politikalarıyla ateşe körükle gitmekten kendisine kazanç yolları arıyor. Kılıçdaroğlu: “İktidarın IŞİD’e verdiği destek...” diyor ve bunu geldiğimiz vahim noktada defalarca tekrarlamaktan kendini alamıyor. Adeta kendisini yakında Başbakanlık koltuğunda gören hayalperest bir şahıs gibi nakarat şeklinde tekrarlamaktan bıkıp usanmadığı iddianın inandırıcı olmasını sağlayacak kanıtları ortaya koymuyor.
Sorumlu bir politikacı ağzından çıkan her sözün kanıtlarını ortaya koymakla mükelleftir. Kanıt yoksa susmalıdır. Kılıçdaroğlu ya sorumluluğunu yerine getirsin ya da Başbakan Davutoğu’nun dediği gibi “sadece sussun.”
CHP Genel Başkanı oturduğu koltuğun hakkını veremediğini defalarca kanıtlamıştır. İddialarının kanıtlarını yine gösteremiyor, ama önce tezkereye karşı çıkıp sonra “yeni” dediği tezkere ile ülkemizi savaşa sokmanın hayalini kuruyor. Böyle bir politik anlayış sadece Kılıçdaroğlu’nu gülünç duruma soksa bu yazıyı yazmaya gerek yoktu, ama Kılıçdaroğlu aynı zamanda Türkiye’yi sorumsuz açıklamalarıyla hem zora sokuyor hem de gülünç duruma getiriyor.
CHP olsaydı ne yapardı sorusuna verdiği cevaplar komikliğin tavan yapmasıdır. Diyor ki Kılıçdaroğlu, CHP olsaydımezhepçi politika uygulamazdı. Halbuki Kılıçdaroğlu’na CHP’nin kendi içinde getirilen eleştirilerin başında belli bir mezhebin üyelerine parti içinde yer ve yol açması, diğerlerinin yolunu tıkamasıdır. Bu yüzden CHP’den istifa edenler olmuştur.
Devam ediyor Kılıçdaroğlu: CHP olsaydı dış politikayı dehşet saçan dinci terör örgütüne teslim etmezdi. Fakat iddiasını kanıtlayacak bilgileri ve belgeleri halkıyla paylaşmıyor. Bu yüzden boş laflarla iş yapmaya çalıştığı izlenimini ve intibahını uyandırıyor.
Irak’ta ve Suriye’de devlet kurması için IŞİD’e destek vermezdi, diyerek, bir kere daha kanıtsız iddialarıyla kendiinandırıcılığını sıfırlıyor.
Dün itibariyle Türkiye’de 35 vatandaşımız ölmüş, 3000 işyeri, 263 kamu binası, 190 banka, 80 parti binası, 340 özel araç, 216 resmi araç, 30 özel yurt ve dernek, MOBESE sistemleri, trafik lambaları, reklam panoları tahrip edilmiştir. Can ve mal kaybının devam ettiği görülmektedir. Şehit polislerimizi toprağa verdiğimiz şu saatlerde iyi ki hükümetin başında Kılıçdaroğlu yok diyenler çoğunluktadır.
Kılıçdaroğlu’nun aklını başına, şapkasını önüne koyması gerekmektedir. Sözleri ile halkımızın kafasını bulandırmayı bırakmalı, her sorumlu politikacıdan bekleneni yapıp, ülkemizin bu zor dönemden en az zararla kurtulması için çaba harcamalı, ufak siyasi hesaplarını şimdilik bir kenara bırakması gerekmektedir. Bunu yapmazsa, olacaklardan kendisinin de sorumlu olacağını hatırlamalı, Türkiye’de savaş çığırtkanlığı yapmayı bırakmalıdır.