Kirli savaş 2
Stalin Komünist partilere emir vermişti: ‘Ne pahasına olursa olsun direnin! Ve komünizmin ana vatanını kurtarın…’ Almanlar çoktan Moskova önlerine varmıştı. Gürcü diktatör, bakmıştı ki gitti, gidiyor. Eski Rusya değerlerine sarılmıştı. Çarlık Rusya’sı madalyaları geri gelmiş ve ‘sınıf savaşı’ yerini ‘Kutsal vatan savunmasına’ bırakmıştı. Hani nerede ise Moskova kilisesine gidip dua edecekti.
Fransa sağı, kilisesi, aristokrasisi, donanması,burjuvası rahat bir nefes alabilirdi, Almanlar yer yüzünden hem Yahudileri hem de komünistleri kazıyacaklardı.
Ama savaş yangının mühendisliği olmuyordu, olamıyordu, savaş yangını bir kere çıkınca onu hangi siyasi rüzgarın kontrol ettiğini, edeceğini kimse kestiremiyordu.
Japonlar, 7 Aralık günü Amerikalılara dalınca Hitler bir hafta içinde ABD ye savaş ilan etmişti. Fransızların azıcık aklı karışmıştı,bu Amerika, hani onların 1770lerin sonunda kurtardığı Amerika değil miydi?
Değildi!
ABD çoktandır dünya sorunlarına yalın kılıç dalmak istiyordu ama fırsat verilmemişti. Japonlar ona istediği fırsatı vermişti, normalde çoğu Amerikalının beklentisi üzerine ‘önce’ Japonya’yı derdest etmesi gerekirdi ama ‘Yankiler’ önceliği Avrupa’ya vereceklerdi.
İngiltere de muhafazakar parti ve lideri Churchill sağlam duruyordu, Stalin kuyruğunu kıstırmış uslu,uslu bekliyordu.Almanlar savaşı kazanamayacakları kadar çok yaymışlar ve uzatmışlardı. 1942 senesi başladığında Amerika savaşı 2-3 yıl içinde kazanabileceğinden emindi. Çünkü bu savaş askerlerin değil ekonominin savaşı olacaktı.
Şimdi sıra Fransa da bir adam bulmaya gelmişti. Şu, 1940 Haziran ayında Londra’ya sığınan Fransız ‘paşa’ kimdi? Amerikan mantığına uygun bir laf etmişti ne güzel bir formüldü, o öyle; ‘yok muharebeyi kaybettik ,savaşı değil falan’..O adamı iyice bir işleseler, halkla ilişkiler falan, gazeteler, radyolar..Kısa zamanda Fransa direniş hareketinin lideri olmaz mıydı Charles De Gaulle..
Yarına: olurdu ama De Gaulle herhangi bir ‘paşa’ değildi ki…