Madem gidemedik bari reklam yapsaydık!

Kendimizi öve öve bitiremeyiz.

Her zaman en iyi, en ateşli, en yürekli futbolcular bizim kadromuzda olmuştur.

Dünya ya da Avrupa Şampiyonası kuraları çekildiğinde, hemen elimize kağıdı kalemi alır, televizyonlarda, gazetelerde puan hesabı yapar, kendimizden birazcık güçsüz takımların üstünü çizer, turnuvanın yapılacağı tarihlere en ucuz uçak biletini bakmaya başlarız.

Sonra turnuvalar biter. O üstünü çizdiğimiz takımlar, Türkiye'yi sahada siler atar.

Başlarız tartışmaya. O hakem şöyle biçti, şu maçta rakibin golü ofsayttı.

Birkaç kişi dilinin ucuyla gerçek meselelere dokundurur. Birkaç güne kapanır gider konu. Kendimizi veririz ligimize, bakarız işimize…

***

Turnuvaya gidecek takımlar kendilerini test etmek amacıyla hazırlık maçları düzenlerler kendi aralarında. Almanya İspanya ile oynar, Brezilya karşısına Fransa'yı alır. Dişe diş mücadelelerde eksiklerini görme fırsatı bulurken bir yandan da 'Biz buradayız' derler. Bir nevi reklamlarını yaparlar.

Peki, bizim gibi 'kesin gideriz' deyip grubu 4'üncü sırada tamamlayanlar ne yapar?

Tıpkı futbolumuzda olduğu gibi tanıtımımız noktasında da fazlasıyla sorunumuz olduğunu düşünüyorum.

Açık konuşmakta fayda var. Sen adından söz ettirmek istiyorsan gidemediğin turnuva da bile yokluğunu aratacaksın. Ama biz ne yapıyoruz? Romanya ile hazırlık maçı düzenliyoruz. Maksadım rakibi küçümsemek değil. Ama Romanya'ya 2-0 yenileceğine İspanya'dan 4 tane ye. Ne yaparsan yap adın, yabancı kanalların bir köşesinde dönsün dursun.

En azından güçlü bir takıma yenildik deriz.Lucescu'nun ülkesine değil!

Konunun bir başka boyutu da var. Belki de o güçlü rakipler seni karşısına almak istemiyor olabilir. İspanya, Brezilya, Belçika gibi ülkeler seninle maç yapmak istemiyorsa, seni güçsüz görüyorlarsa, o zaman şapkayı önüne koy ve düşün.

Bir yerlerde yanlış yaptığın aşikar…