Mevzular: Açık mikrofon

Ben çocukken televizyonlarda Türkiye’nin siyasi gündemini ve toplumsal sorunları ekranlara taşıyan programlar vardı. Usta gazetecilerin hazırlayıp sunduğu; 32. Gün, Arena, Siyaset Meydanı gibi programlar…
Özellikle 32.Gün’ü çok severdim. O böyle tüylerimi diken diken eden jenerik müziğiyle hafızama kazanmış, 90’lara damgasını vurmuş bir programdı.
Sonrasında siyaset programları çoğaldı. Bu tarz programlar karşıt görüşlü siyasilerin kapıştığı arenalara dönüşürdü. Siyasiler birbirlerini bu tarz programlara çağırıp ‘Hodri Meydan’ derlerdi. Burada çok önemli bir şeyi vurgulamak istiyorum. Karşıt görüşlü siyasi liderler aynı kareye girebiliyor, kıyasıya mücadele edebiliyorlardı. 
Zamanla bu tarz programlar ekranlara bir bir veda etti. Sadece siyasi anlamda değil, bütün programların içerikleri boşaltıldı, sansürler baskılar derken gerçeklikten ve tarafsızlıktan yoksun kalmaya başlayınca ben de dahil bir çok insan televizyon izlemeyi bıraktık. Çünkü bende artık  “Ben başka bir ülkede mi yaşıyorum” algısı oluşmaya başlamıştı. Ortalık yıkılırken televizyonlarda dal kımıldamıyordu. Hal böyle olunca dijital platformlara kaymaya başladık.
Özellikle bu seçim arifesinde siyasi bir programın boşluğu hissedilmeye başlandı. Oğuzhan Uğur da bu boşluğu hissetmiş olacak ki kendi Youtube kanalından ‘Mevzular Açık Mikrofon’ adlı bir program yapmaya başladı. Siyasilerle, çoğunlukla karşıt görüşlü izleyiciyi, soru cevap formatında bir araya getirdi.
‘Mevzular Açık Mikrofon’un son konuğu Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Program; öncesinde ve sonrasında çok ses getirdi. 
Oğuzhan Uğur son dönemlerde yaptıklarıyla, söylemleriyle en çok konuşulan kişilerden birisi haline geldi. Kılıçdaroğlu’nun programa geleceğini duyurmasıyla ortalık fena karıştı. Tweetler havada uçuştu. Program formatından dolayı insanlar programa katılacak izleyicilerin siyasi görüşleri hakkında milyonlarca yorum yaptı. 
Oğuzhan Uğur’un açıklamasına göre bu programa; 243 AK Partili, 26 Memleket Partili, 81 MHP’li, 41 Küskün CHP’li, 27 Zafer Partili ile birlikte hem Türk basını, hem de yabancı basından gazeteciler katıldı. Programın çekimi tam 7 saat sürmüş, düzenlemelerle 4 saate indirilmiş. Bir gün içinde 19 milyon insan tarafından izlenmiş. Şimdi kim ne derse desin, Oğuzhan Uğur’u sevin ya da linç edin; son zamanlarda sevmemek, hoşlanmamak linç ortamları oluşturduğu için linç tabirini kullandım. Bana da adamın bazı tavırları itici gelse de, o kadar farklı siyasi görüşte insanı bir araya getirip, 7 saat boyunca aynı ortamda kalmalarını sağlayıp, olaysız ve sorunsuz bir programı idare etmek büyük bir başarıdır; nokta. İşin bir başka tarafı, program bir gün gibi kısa bir sürede 19 milyon insan tarafından izlenmiş, bu da böylesi bir programın eksikliğini kanıtlar nitelikte. Sanki özlediğimiz format geri dönmüş gibi hissettim. 
Bir cumhurbaşkanı adayının seçim öncesi kendisini en doğru şekilde ifade ettiği bir program olmuş. Siyasi görüşleri ne olursa olsun katılımcılar; çoğumuzun merak ettiği, kafamızı kurcalayan meseleleri gün yüzüne çıkarmaya çalıştılar. Kılıçdaroğlu da son derece sakin, sabırlı ve kucaklayıcı bir tavırla bütün sorulara cevap verdi. Bence onlarca miting düzenlese bu etkiyi yaratamazdı diye düşünüyorum.
Programın kesinlikle televizyonda yayınlanması taraftarıyım. Oğuzhan Uğur; programı yayınlamak isteyen televizyonlara her hangi bir telif hakkı ödemeksizin yayınlayabileceğini duyurdu. Bakalım televizyon kanalları ne yapacak?