Milli meselemiz!

Ülke ekonomistlerine göre, şu günlerde yaşanan milli meselemiz, tırnak içinde ‘ekonomi'. Siyasilere göre ise, Mart'ta yapılacak yerel seçimler. Yani kimilerine göre mesele, mesele olmuyor. Neyse katalog lafları bir kenara bırakıp, konuya böğründen girelim ve enflasyon falan demeden, vatandaştan beklenen tasarrufa gelelim. Milletin hali pür melali ortada, asgari ücretlinin aldığı maaş açlık sınırının bile altında, emeklinin, memurun aylığı kiraya yetmez olmuş. TL zaten kendi kendine tasarruf yapar olmuş! Kamu idareleri tasarrufundan ise tık yok. Deniliyor ya ‘İtibardan tasarruf olmaz’.

***

Vatandaş yaşadığı geçim sıkıntısını, gelir dağılımındaki adaletsizlikten aldığı payı(!) anlatabilmek için rakamsal konuşuyor. ‘Yoksulluk sınırı olmuş 37 bin 974 lira. Temmuz ayı gıda artışı olmuş yüzde 107 lira. Asgari ücret bile açlık sınırının altında kalmış. Tasarruf edecek hal mi kalmış bizde?' diye soruyor. Söylenecek bir söz var mı; bilirsiniz yerli yerinde bir deyim vardır 'İnsan çaresiz kalınca, utanmayı unutur.

***

Bu durumda maaş artışı da sorunu çözmez olmuş. Gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar, ucuz protein olan yumurtanın bile lüks olması, sağlığa gelen zamlar, kiralara bile yetmeyen maaşlar derken vatandaşın milli sorunu ekonomi olmuş. Ha bir de EYT’liler var. Onlar uzun mücadelelerin ardından kimi maaşına kavuştu ama geçinemiyor, kimi de prim gün sayısına takıldı hayal kırıklığı yaşıyor. Hal böyleyken vatandaştan beklenen tasarruf! Vatandaşın tasarruf edecek hali mi kalmış. Cevabı olan?

***

Aklıma geldi de sorayım dedim, hani bireysel tedbirler yeterli olmayınca, kamusal tedbirler gelmişti gündeme. Birlikte hareket etme adına. Ne oldu sahi kamu idareleri tasarrufu kağıt üzerinde mi kaldı? Kamu idareleri tasarrufa gitti de kamunun mu haberi yok! Yoksa hala itibardan tasarruf olmaz mı deniliyor?