Mitoloji ve sanat

Sanat eserlerinde mitolojik figürlerin kullanılması sık karşılaşılan bir durumdur. Sanatçının mesele edindiği konunun mitolojiden faydalanılarak anlatımının temelinde arkaik dürtülerin psikolojik yansımalarından faydalanmak yatmaktadır. Özellikle çok Tanrılı dinlerde yardım istenen Tanrı veya Tanrıça ihtiyaç doğrultusunda yaratılmıştır.

Gece, Gündüz, Ay, Yeryüzü, Hafıza, Aşk, Güzellik, Düzen, Şafak, Evlilik, Avcılık, Savaş, Doğa ve Tarım Tanrıçalarla; Karanlık, Gökyüzü, Deprem, Demir, Ateş, Şimşek, Dağlar, Denizler, Ölüm, Güneş, Zeka, İşçilik, Ticaret ve Şarap Tanrı ile kutsanmıştır. Hatta Tanrı ve Tanrıçaların heykelleri Antik kentleri korumuş, onların adına yapılmış, onların adı ile anılmıştır.

Tanrı ve Tanrıçaların dişi ve erkek olarak ayrılmasının sebebinin kökeni Antik Yunancada yatıyor. Kapris kelimesinin Yunan dilinde dişi bir kelime olduğunu aşık olduğu kadına söyleyen bilge bir arkadaşım cinsiyete göre atfedilen karakteristik özellikleri de bu çerçevede tanımlıyordu. Tanrıların dişi ve erkek olması ise doğa olaylarına biçilen karakteri işaret ediyor. Aşk dişi bir eylemken savaşında dişi bir eylem olması ilgi çekicidir. Aynı şekilde avcılık da dişi bir eylem olarak yer almıştır. Normlarımızın ve devamında normlarımızdan türeyen normallerimizin dışında görünen şiddet içeren eylemlerin erkek olması beklentisi Tanrılar tarafından yıkılmış görünüyor.

Mitoloji ve farkında olmadan kullandığımız kelimelerin kökenleri bize sebep anlatır. Kelimeler varoluş şekli ile büyük hikayelerin ürünleridir. Doğa, Bereket ve Tarım Tanrıçası Demeter veya eşdeğeri Tanrıça Kibele özellikle kadın konulu çalışmalarda sıkça başvurulan bir figürdür. Diğer yandan kadının rolünün irdelendiği feminist yaklaşımlarda kadına değer biçmenin ataerkil toplumun aciz düşüncesinin ürünü olduğunu anlatma biçimidir.

Mitolojik figürler sanat tarihinde yüceltilmek istenen karaktere bürünürken günümüz sanatında psikolojik çağrışımları önem kazanmıştır. Tanrılar ve Tanrıçalar ortaya çıkış hikayeleri ile psikolojinin dallarına nüfus etmiştir. Günümüzde mitolojik anlatımı olmayan yada ilişki kurulmayan psikolojik anlatım neredeyse yoktur.

Diğer yandan tarih boyunca fetihleri ile ünlenmiş kahramanlar olarak atfedilen imparatorların ölümlü bir insanla ilişki kuran Tanrıların çocukları olduğu inancı enteresandır. Sanat tarihi Tanrıların çocuklarının resim ve heykelleri ile doludur. Özellikle Mısır sanatı bunun en güzel örneklerini barındırmaktadır.

Friedrich Nietzsche'nin şu sözü de enteresandır; 'Putu yapanlar puta tapmazlar, çünkü putu yaptıklarını bilirler'. Tarih yapılmış putlarla dolu, tarih yapılmış putlara tapanlarla dolu ve yine tarih putu yapmaktan çıkar sağlayanlarla dolu.

Ama bu gün bu putlar heykel değil.