Mizahı sevdiren yazar; Selahattin Duman

Engin birikimi ve mizahi üslubu ile milyonların gönlünde taht kuran gazeteci, yazar ve eleştirmen Selahattin Duman’ı ölümünün beşinci yılında sevgi ve saygı ile anıyorum. Torbalı’da geçirdiği trafik kazasından sonra 21 Nisan 2021’de İzmir’de hayata veda eden Selahattin Duman, mizahına magazini, sanatı, sporu, hatta siyaseti de sığdıran bir yazardı. Yazılarından alınanlar da oldu. Oysa o mizah yazıyordu. Türkiye’ye mizahı sevdiren bir yazardı. Sabah gazetesi O’nun vatanıydı, daha sonra Vatan gazetesine ömrünü verdi. Selahattin Duman’ın vefatından sonra da yazılarını sık sık okurum. Onun bugün de gündemde olan dizi sektörünün işleyişi konusunu ele aldığı uzunca yazısından bir bölümü sizlerle paylaşmak istedim.

(GazeteVatan 21.06.2011-Ne kilimin tozu biter ne de delinin sözü başlıklı yazısından)

İsmini vermediği bir dizi film yeteneğinin kendisini ziyaret etmek isteği ile ilgili bölümden;

“Adı lazım değil, böyle bir yetenek beni aradı. Eve çağırdım. Kolunun altında sıkı bir dizinin taslak senaryosu ile geldi. Anlattı, dinledim. Anladığıma göre kolunun altındaki taslak senaryo kusursuz. Ancak birinci bölümden başlayarak diyaloglara el atılması lazımmış. Benim yazıları okumuş.
Bende ‘diyalog yazarlığı’ yeteneği(!) keşfetmiş. O yüzden gelmiş kapıma.

HELE OKUYALIM

Konuğumu gönderirken kendisine böyle dedim. Senaryoyu bıraktı, Okuyacağım. Aklım yatarsa diyalogları elleyeceğim. Konu beş altı bin nüfuslu bir beldede geçiyor. Dikkat buyurun! İlçe dahi değil. Belediye başkanının güzel kızı babasının limuzini ile alışverişe çıkıyor. Benim bildiğim belde trafiğini yoğunlaştıran araçların başında traktör gelir. Neyse! Diyelim ki beldenin belediye başkanı heves etti, altına limuzin çektirdi.
Kız alışveriş için beldenin alışveriş merkezine gidiyor. Burası da Akmerkez gibi tarif edilmiş.
Altı yedi mafya elemanı kızı bir dükkândan kaçırıyor. Maksat? Fidye istemek.
(Bu arada benim kaşım gözüm oynamaya başlıyor)
Dizinin erkek kahramanı ise kendisini sevmeyen bir onbaşıyı öldürüp askerden firar ediyor. Kaçtığı şehrin otogarında bir kişi, lokantada iki kişi öldürüyor.
Maksat delikanlının ne kadar sıkı olduğunu göstermek. Derken beldeye yolu düşüyor. (Saydım. O beldeye gelene kadar öldürdüğü adam sayısı yediyi buldu)
Kızın kaçırılmasına tanık olup işe karışıyor, olaylar gelişiyor

***


Sahne, plân tasvirleri de var. Bir sosyete partisinin açık büfesini anlatmış mesela; ‘Annemin yemekleri’ kategorisine giren ne varsa saymış.
Yemekli davetin görkemini belirtmek için kullandığı bir cümle ise aynen şöyle:
‘Masada yok yoktu. Sütlaç bile vardı!’
Bende kısa devre yapan bu cümle oldu. İçimden “tamam” dedim
‘Akıl hastanesinden kaçtı, geldi beni buldu. Bakalım elinden nasıl kurtulacaksın?”
Yanılmışım. Kısa bir araştırma sonunda ortaya çıktı ki adamın yedi sekiz sinema filmi ve belgeseli var. Kiminde yapımcı, kiminde yönetmen, kiminde senarist.
Televizyoncular yeni sezonda size güveniyor, dememin sebebi bu.
Aman diyeyim. Yeni sezon dizilerine de dört elle sarılın, onların beklentilerini boşa çıkarmayın e mi?
Unutmayın.

Sektörün geleceği bizim ortak aklımıza emanet.”