Mozaik Taşlarının Karikatürleri
Yaşlanmanın ve yaşlılığın kaçınılmaz sonuçlarını bedensel, sosyal ve psikolojik açılardan değerlendirmek gerekir. Özellikle “yaşlanma” kavramının yaşlıları kastetmediğine dikkat edilmelidir. Dolayısıyla toplumu ve politikayı yaşlı toplumuna hazırlama görevini üstlenen gerontolojinin daima “tüm yaşamı” dikkate alması zorunludur.
Gerontoloji, sadece yaşlılığı araştırmaz. Daha ziyade yaşlanma süreçlerini araştırır. Araştırmalarından elde ettiği bilgileri sadece kamuyla paylaşıp kenara çekilmez. Aksine toplumun yapılandırılmasında aktif görevler üstlenir. Yaşlanan toplumdaki yaşlanan insanların nasıl, hangi koşullarda, hangi hedeflere yönelerek yaşlandıklarına, hangi bireysel beklentilerinin toplumu derinden etkilediğine bakarak, bunların toplum düzenini bozmayacak şekilde yapılandırılmasına cevaplar arar ve cevaplarının hizmet ve politika olarak topluma entegre edilmesine çalışır.
Yaşlanma süreçlerinin toplumsal gelişme süreçleriyle ilişkileri açısından bakıldığında, gerontolojinin demokratik toplumla ilişkili misyonları ve vizonları olduğu açıkça görülmektedir. Fakat gerontolojinin değerinin anlaşılmadığı bir toplumda yaşıyoruz. Bugün önüne gelen herkes kendisini “gerontolog” olarak tanımlayabiliyor. Gerontoloji hakkında tek kelime bilmeyen, hiçbir gerontolojik eğitim almamış olanlardan meydana gelen bir gerontoloji dünyası, herhalde sadece Türkiye’de vardır.
Üniversitelerde açılan gerontoloji bölümlerinde kimler çalışıyor? Toplumu ve politikayı yaşlanan topluma kimler hazırlıyor? Hangi bilgilere dayanarak bunu yapıyorlar ve onlardaki mevcut olmayan bu bilgilere rağmen yaşlanan toplumumuz onlara nasıl teslim edilebiliyor?
Türkiye sadece 2015 yılındaki koşullarla ayakta kalamaz. Yakın gelecekte toplumumuz çok farklı olacak. Politik gelişmelerden bunu görebiliyoruz. Panik, korku, kaygı dolu insan kitlesinden meydana gelen toplumun geleceğine kaygısız gözle bakamıyoruz.
Gerontolojinin bütün bunlarla alakası olmadığını düşünmek, gerontolojiyi bilmemek anlamına geliyor. Emeklilik sisteminden bakım sistemine, trafik sisteminden eğitim sitemine kadar her alanda gerontolojik bilgi ihtiyacı artarken,anti-gerontolojik bir süreçte hem gerontolojinin altı oyuluyor, hem de bu alanda vasıfsız ve ehliyetsiz şahıslara insanlarımızın yaşlanması ve yaşlılığı teslim ediliyor.
Şimdiki yaşlıların durumları her açıdan değişime muhtaç iken, geleceğin yaşlılarını da aynı akıbete götüren koşulların değişmesine fırsat ve imkan sunmayan sosyal politikalar, toplumumuzun yaşlanmasına engel olamadığı gibi ileride bekleyen yaşlı toplumun sorunları bugünden çoğalıyor ve toplumumuz adeta yontulmuş mozaik taşlarından meydana gelen bir karikatüre benziyor.