Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde bulunan Gençlik Mahallesi'ndeki 50 dairelik Meltem Sitesi'nde yapılan işlemlerin hukuk dışı olduğunu söyleyen Avukat Nazike Altıntaş Sardoğan, adliye önünde açıklama yaptı. Sardoğan yaptığı açıklamada alanın kentsel dönüşüm adı altında hukuksuz ve rant odaklı şekilde yeniden yapılandırılmaya çalışıldığını ifade etti.
Sardoğan, Antalya'nın kalbi Muratpaşa, Gençlik Mahallesi Şampi Kavşağı'nda yer alan 50 dairelik Meltem Sitesi'nin, "Kentsel Dönüşüm" maskesi altında devasa bir rant tuzağının ve hukuksuzluğun merkezi haline geldiğini söyledi. Haklarını savunan bir avukat olarak mülkünün adli tatil fırsatçılığıyla elinden alınmaya çalışıldığını belirten Sardoğan, "Meslek hayatımı hukukun üstünlüğüne adamış bir avukat olarak, bugün kendi mülkümde maruz kaldığım 'mülkiyetsizleştirme' operasyonuna karşı direniyorum. Deniz manzaralı, 5 bloklu yerleşkede yaşananlar sadece bir binanın yıkımı değil, devlet kurumlarının içine sızmış 'görünmez ellerin' ve dava konusu inşaatı yapmaya yeterli yetki belgesi olmayan şirketlerin, bir hukukçu direncini kırma çabasına dönüştü" dedi.
SÜRECİ ANLATTI
Avukat Nazike Altıntaş Sardoğan, "Süreç, 2022 yılında üç şirketten oluşan bir konsorsiyumun kentsel dönüşüm iddiasıyla ortaya çıkmasıyla başladı. Yasal olarak gereken %51 çoğunluğu iki yıl boyunca sağlayamayan yapı, bu kez 'karot' yöntemini bir mühendislik işlemi olarak değil, bir tehdit aracı olarak kullandı. Site sakinlerinin rızası ve seçtiği bir firma olmadan, tamamen insanları bir sözleşmeyi hızlı bir şekilde imzalatma zorunluluğunda bırakmak amacıyla açıkça da tehdit ederek binalardan karot alındı. Bu noktada normal şartlarda site çoğunluğu ile önce uzlaşılır, teklifler alınır ve en son karot aşamasına geçilir. Burada ise insanlar çaresizliğe mahkûm edilmek için süreç tersten işletildi. Karot raporu sonucunda da kendi şirketleri dışında kimsenin buraya inşaat yapmak için giremeyeceğini ve bunun adeta imkânsız olduğunu belirterek, 'İmzalamazsanız eviniz değerinin altında satılır, kira yardımı alamazsınız' denilerek bir şantaj aracına dönüştürüldü. Site sakinlerinin tamamına yakını ilk bu sitenin yapıldığı 1980 ve 1990 yılından itibaren bu sitede oturmaktaydılar. Kaç sene süren böyle bir baskı karşısında psikolojik olarak yıkıldılar ve hayattan kopma noktasına geldiler. Karot zorlaması ile imza attırma yöntemine geçmeleri aşamasında birçok kişi adeta yıkıldı. Karot alındıktan çok az bir süre sonra bir bloktan 4 komşumuz arka arkaya vefat ettiler" dedi.
"SİS PERDESİ VAR"
"Olayın en vahim tarafı ise inşaatı yapmaya talip olan konsorsiyumun 'Müteahhitlik Yetki Belgeleri' üzerindeki sis perdesidir" diyen Avukat Sardoğan, "Konsorsiyumun uhdesinde bulunan bir firma hiçbir yetki belgesi numarasına sahip değildir. Bir firmanın A sınıfı belgesinin, hayatın olağan akışına ve iş bitirme sürelerine uymayacak kadar kısa bir sürede alındığı görülmektedir. Diğer bir firmanın yetki belgesi sorgulandığında, numaranın bir başka firmaya ait olduğu hukuksuzluğun boyutunu gözler önüne sermektedir" diye konuştu.
Dağıtımın adaletsiz olduğunu savunan Avukat Sardoğan, "Müteahhit firma sahipleri, mülk sahipleri ile aralarındaki inşaat oranı paylaşımında, yerin emsallerine göre oldukça adaletsiz bir dağılım yapmışlardır. Hatta sözleşmede site sakinlerinin aralarında dahi eşitlik ilkelerine aykırı paylaşımlar düzenlenmiştir. Müteahhit şirketlerin adaletsiz inşaat oran paylaşımları ile ve bu inşaatı yapmaya yeterli yetki belgeleri olmadan ve başka hususlarda da hukuka aykırılıkları bulunan kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Tamamıyla hukuka aykırı, hatta yetkisizlik olduğu için yok hükmünde bir sözleşme ile karşı karşıyayız" diye konuştu.
"OLDU BİTTİYE GETİRİLİYOR"
Avukat Nazike Altıntaş Sardoğan, "Asliye Hukuk Mahkemesi, iddiaları esastan incelemek yerine süreci uzatarak usulden ret kararı verdi. Hukuki mücadele ilk etapta yasalar çerçevesinde ilerlerken, bir noktadan sonra sürecin seyri değişti. İdare Mahkemesi ise uzmanlık içermeyen, tarafsız bilirkişi raporuna dayanarak karar tesis etti. Emsal değerinin kaç katı altında satış değerini ve sayısız hukuka aykırılıkları görmezden geldi. Bu mahkeme kararları ilk derece mahkeme kararlarıdır. Tüm istinaf ve temyiz yolu başvurularımız ve hukuki işlemlerimiz devam etmektedir. Mülkün satışı için düzenlenen operasyon ise tam bir 'oldu bitti' örneği. Hakimlerin izinde olduğu, yürütmeyi durdurma kararı almanın imkânsız hale getirildiği adli tatilin bitmesine sadece iki gün kala, usulüne uygun bir satış ilanı dahi düzenlenmeden değerinin çok altında mülkün satış ihalesi gerçekleştirildi" ifadelerini kullandı.
‘KİMSENİN MÜLKÜ GÜVENDE DEĞİL’
Avukat Sardoğan sözlerini, "Şu an istinaf aşamasında olan bu hukuksuzluk silsilesinde geri adım atmayacağımı tüm Antalya'nın bilmesini önemle vurguluyorum. Antalya'nın göbeğinde, 5 katlı bir alandan 15 katlı rant kuleleri yaratma hırsı, devletin kurumlarıyla organik bağlar kurmuş durumda. Kendi mülkümde verilen bu hukuksuz kararları ifşa etmek benim topluma borcumdur. Bu artık sadece bir daire meselesi değil; Antalya'nın parsel parsel rant şebekelerine peşkeş çekilmesine karşı bir duruştur. Adaletin satıldığı yerde hiç kimsenin mülkü güvende değildir" ifadeleriyle sonlandırdı.