ANTALYA son günlerde yaşanan sağanak yağış, fırtına ve hortum gibi nedenlerle yaşanan afetlerle mücadele ediyor. Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, hem yaşanan afetler hem de Antalya’da düzenlenecek olan Antalya Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) dair açıklamada bulundu. Başkan Karancı, zirvenin sadece bir konaklama ve tanıtım faaliyeti olarak görülmemesi gerektiğini belirterek Antalya'nın küresel iklim fonlarından pay alarak ‘afetlere karşı dirençli bir kent’ haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
‘DERDİMİZ OTEL DOLULUĞU DEĞİL, GELECEĞİ KURTARMAK’
Antalya'nın yıllık 17 milyon turist ağırlayan bir dünya markası olduğunu hatırlatan Karancı, COP31 ile gelecek 80 bin misafirin yaratacağı ekonomik hareketliliğin ötesine odaklanılması gerektiğini belirtti. Şehrin iklim krizini bizzat yaşadığını dile getiren Mustafa Karancı, Antalya’nın artık bu krizin tam merkezinde yer aldığını söyleyerek, "Eskiden günlerce usul usul yağan ve toprağı doyuran o meşhur kadı kaçıran yağmurlarımız vardı. Şimdi o bereket gitti, yerine bir saatte koca şehri suya teslim eden yağışlar geldi. Manavgat’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangınları ile ciğerlerimiz yandı, göllerimiz gözümüzün önünde çekiliyor, yeraltı sularımız her yıl daha derine kaçıyor" dedi.
100 MİLYAR DOLARLIK İKLİM FONU
Zirvede masaya yatırılacak olan Yeşil İklim Fonu (GCF) ve Küresel Çevre Fonu (GEF) gibi 100 milyar dolarlık finansal kaynaklara dikkat çeken Karancı, Antalya'nın bu pastadan hak ettiği payı alması gerektiğini savundu. Temel hedefin konaklama bedelleri değil, kenti iklim felaketlerine karşı koruyacak fonlar olması gerektiğini belirten Karancı, "Bizim derdimiz otel konaklama bedelleri değil; bu dev fonlardan Antalya’nın hakkı olan payı almasıdır." ifadelerini kullandı.
STRATEJİK ÖNERİ: İKLİM VE AFET DİRENÇ MERKEZİ
Mustafa Karancı, Antalya için hayati önem taşıyan önerisini paylaşarak şehirde uluslararası statüde bir ‘İklim ve Afet Direnç Merkezi’ kurulmasının şart olduğunu dile getirdi. Bu merkezin Antalya’nın kurtuluş reçetesi olacağını ifade eden Karancı, merkezin işlevine dair şu detayları verdi: "Bu merkez şehrimizi geleceğe taşıyacak koruyucu olacaktır. Bu merkez, Antalya'nın veritabanını dijitalleştirerek, 'Dijital Kent İkizi' oluşturalı. Felaket sonrası değil felaket öncesinde öngörüleri ile tarımımızı, suyumuzu ve turizmimizi kurtaracak bilimsel rotalar çizebilmelidir. Yani zirvede sadece siyasetçilerin değil; mühendislerin, bilim insanlarının ve yerel yönetimlerin aynı masada olması gerekiyor.
‘MÜHENDİSLİK OLMADAN GELECEK KURULMAZ’
İklimle mücadelenin sadece popüler kavramlarla yürütülemeyecek kadar ciddi bir teknik süreç olduğunu vurgulayan Karancı, mühendislerin olmadığı her planın eksik ve riskli olduğunu belirtti. COP31'in Antalya için bir dönüm noktası olması gerektiğini söyleyen Karancı, "Şunu kimse unutmasın iklimle mücadele sadece ‘yeşil’ kelimesini kullanarak yapılamaz. Bu bir bilim, teknik ve mühendislik işidir. Bu kentin jeolojisini, zeminini, suyunu ve en hassas kırılgan noktalarını en iyi bilenlerdeniz. Mühendislerin olmadığı her plan eksiktir, her proje risklidir. Sonuç olarak; COP31 bizim için sadece şık bir ağırlama töreni olarak kalmamalıdır. Bu zirve; Antalya’nın afetlere karşı zırh kuşandığı, bilim ve mühendislikle yeniden planlandığı bir dönüm noktası olsun. Antalya sadece bir vitrin değil, dirençli bir geleceğin kalesi olsun istiyoruz” dedi.