'Bütün zorluklara rağmen vazgeçilir bir meslek değildir gazetecilik. Bir kez ucundan bulaştınız mı kanınıza girer, Bir daha kurtulamazsınız. Ne uzun çalışma saatleri, ne düşük ücret, nede yapılan diğer fedakarlıklar yolunuzdan döndüremez'
İşte bu sözleri söylemişti Naci Uğural.
Daha 21 yaşındayken, gazete çıkarmak için tüm riskleri alarak yola koyulmuş ve bugün Antalya'nın en köklü gazetelerinden birisini inşa etmiş bir isim.
Kolay değildir 21 yaşındayken bu riskleri alabilmek, bu hedefleri koyabilmek.
Vizyon ister, cesaret ister.
Hürses, kurulduğu günden buyana, yani 1957 yılından beri, bu kentte bir çok gazeteci yetiştirdi.
Hiç ara vermeden, tam 63 yıldır bu kenti yazmak öyle kolay bir iş değildir.
Hürses bu kente verdikleriyle, yetiştirdiği gazetecilerle bir okul demektir.
Bunda da elbette en büyük pay Naci Uğural'daydı.
Dün, Naci Uğural'ı öğrencileriyle, sevenleriyle, ailesiyle son yolculuğuna uğurladık.
Geçtiğimiz aralık ayında, gazetenin yıl dönümünde genç meslektaşlarımla birlikte kendisine ziyarete gitmiş, pasta kesmiştik.
Her zamanki gibi o güler yüzüyle bizlere gazeteyi nasıl kurduğunu, ne mücadeleler verdiğini, gazeteciliğin geçmişte ne zorluklarla yapıldığını, bugün ise yapılan yanlışları anlatmıştı.
Tabi bizler de can kulağıyla onu dinlemiş ve o sohbetten büyük keyif almıştık.
En son bayramda konuşmuş, sohbet etmiştik.
Bugün ise keşke daha fazla konuşsaydık, görüşseydik, keşke daha uzun sohbetler edebilseydik diye de iç geçiriyorum.
Antalya basın camiası bir çınarını daha kaybetti.
İnsanları öldükten sonra değil, yaşarken hatırlamanın ne kadar önemli olduğunu ne yazık ki onları kaybettikten sonra anlayabiliyoruz.
İşte bu yüzden ben, vefanın bir semt adı olmadığını, ne kadar önemli olduğunu her fırsatta dile getirmeye devam edeceğim.
Nur içinde yat Naci Uğural…