NEDEN SANAT/Pişkin

Bazen pes ediyor insan. Pes dedirtenler bu konuda başrol oynuyor. Mücadele etmenin anlamsızlığı sanatçının ne yaparsa yapsın anlatamamasından kaynaklanıyor. Ne yaparsan yap, ağzınla kuş tutsan faydası yok.

Çünkü sana kör sana sağır olan insanlar senin karşında sadece kendilerini dinleyebiliyor ve kendisini görmek istediği gibi görüyor. Bu insanlara arsız deniliyor, pişkin deniliyor, yalancı deniliyor, ikiyüzlü deniliyor, riyakar deniliyor, cahil deniliyor, deniliyor da deniliyor. Peki, bu kadar anlamsızsa neden hala anlatmaya çalışıyoruz?..

'Sanat hiçbir şey için tehdit değil' diye söyleyip açıklamalar yapılırken bağıran sesim neden duyulmuyor? Tonlarca konuşmam neden bitince hiçbir şey söylememişim gibi aynı davranış devam ediyor?

Sanatın bu anlaşılamama durumu insan ilişkilerindeki durumdan çok farklı değil. Çıkar ilişkileri söz konusu olunca insanın insana yapabileceği kötülüğün sınırlarının olmadığını görmek büyük acı. Yalan söyleyebilen insanlarla ne tartışılabilir ne de duymak istediklerinin dışında bir şeyi duyabilirler.

Pişkin insanlar için girişken, arsızca davranarak işini yürüten, utanmaz deniliyor. Kelime kökeni olarak çok pişmekten ve kızarmaktan geliyor. Pişkinlik diğer yandan çağımızın hastalığı. Siyasilerin insanların aklı ile dalga geçen açıklamaları pişkinliğin en görünen yüzü. Pişkin pişkin sırıtmak, pişkin pişkin cevap vermek, yüzü kızarmamak... Karakter olarak toplumun onaylamadığı ancak toplumda iç içe yaşadığımız durumlar.

Bir topluluk ne kadar zarif ise bir pişkinin orada şansını deneme ihtimali daha yüksek oluyor. Çünkü zarif insanlar bu kabalığı 'pişkin'in yüzüne vuramayacak kadar nazik. Bir insanın pişkin olduğunu bilmek onun o şekilde kabul edileceği anlamına gelmiyor. Çünkü zarif toplumlar bu kötü karakterleri gene aynı zarafetle göndereceklerdir.

Sanatçılar içerisinde pişkin karaktere sahip birey yoktur. Çünkü bu pişkinliği gösteren bireyin sanatla alakası olamaz. Sanatçının üzerine düşen misyonu sahiplenmesi onun dürüstlük adına yapmış olduğu gizli yeminde saklıdır.

Ve en masumlar aldatılıyor ilk önce. Çünkü masumlar aldatılmaya açıktır. 'İyi bir sanatçı iyi bir tüccar değilse unutulmaya mahkumdur' diyen Yahudi sözüne inat sanatçılar iç dünyalarında huzurlu olabildiği ölçüde üretebilecek ve sanat adına bir şeyler yapabilecektir. Ancak bir sanatçının pişkin insanlarla mücadele etmesi ve pişkin insanlara kendi doğruları dışında bir şey anlatabilmesi, eserleri ile gösterebilmesi mümkün değildir.

Pişkin bile pişkinle baş edemezken biz nasıl baş edelim?