Nefes aldık ama…

‘Antalya’da kimin yerinde olmak istemezsin?’ şeklinde bir soru sorulsa ilk sıraya yazacağım isim kesinlikle Rıza Perçin olur.

Ve galibiyetten sonra Rıza Başkan belki de uzun zaman sonra ilk kez deliksiz uyku uyumuştur diye düşünüyorum.

Bir tarafta transfer engeli diğer tarafta takımın ligde bulunduğu durum…

Bir tarafta mali sorunlar diğer tarafta sahaya konan kötü futbol…

Bu liste daha uzar gider.

İşte böyle bir ortamda ligdeki en önemli rakiplerinizden birisi ile final gibi bir maça çıkıyorsunuz.

Kazanmaktan başka çareniz yok.

Rıza Perçin’in uykusu kaçmasın da kimin kaçsın?

Gençlerbirliği maçının ilk düdüğü ile birlikte stres iki katına çıkıyor çünkü daha ilk dakikada verilen penaltı kararı var.

Penaltı kararı VAR’dan döndü diye sevinirken bu kez de futbol sahalarında eşine az rastlanır cinsten gol yiyorsunuz.

Taca giden top, kaleye giriyor.

Ama bu dakikadan sonra gerek hocanın oyuna yaptığı hamleler, gerekse futbolcuların sahaya koyduğu karakter, maçın kazanılmasının en önemli nedenidir.

Antalyaspor çok önemli bir galibiyet alarak şöyle derinden bir ‘ohhh’ çekti.

Ama iş bitmedi. Hatta yeni başlıyor bile diyebiliriz.

Çünkü kazanırken de hataları ve eksikleri görmek gerekiyor.

Sami hocayı; takıma çok hakim ve maça iyi hazırlamış gördüm.

Bu galibiyetin baş mimarlarından birisi kesinlikle Sami hocadır.

Ancak maçın 31. dakikasında kaleci Cuesta’nın yaptığı kurtarışı da atlamayalım. O pozisyon gol olsaydı bambaşka bir senaryo ile de karşı karşıya kalabilirdik.

Safuri, Saric, Veysel ve Soner takımda sorumluluk alan oyuncular.

Elimizdeki mevcut kadronun sahaya koyabileceği oyun anlayışı ancak budur. Sami hoca da geçen hafta söylediği gibi macera aramıyor Amerika’yı yeniden keşfe çıkmıyor. Bana göre doğru olanı yapıyor. Ama bu oyun özellikle içerde her zaman tutmayacak. Antalyaspor’un mutlaka ve mutlaka bir golcüye hem de net golcüye ihtiyacı var.

‘Galip geldik demek ki bu kadro yeterli’ düşüncesi bizi yanıltır. Aman bu hataya düşmeyelim.

Taraftar konusunu ise ayrıca konuşacağız…