GÜNDEM

Nekropol nöbetinde ikinci ay: Daha kaç kuşun ölmesi gerekiyor?

Antalya Nekropol Müzesi'nde tarihi yapıları korumak amacıyla kurulan ağ sisteminin kuş ölümlerine neden olduğunu savunan hayvan hakları savunucuları, 60 gündür sürdürdükleri nöbeti devam ettirdi. Platform adına konuşan Özlem Başargil, yetkililerin kalıcı çözüm üretmediğini belirterek, "Bizler burada yalnızca kuşları değil, aklı, bilimi, ortak yaşamı ve vicdanı savunuyoruz" dedi

Antalya Nekropol Müzesi'nde bulunan ağ sisteminin kuşların yaralanmasına ve yaşamını yitirmesine neden olduğu gerekçesiyle yaklaşık iki aydır eylem yapan hayvan hakları savunucuları, bir kez daha müze önünde bir araya geldi. Platform üyeleri, yetkililere seslenerek kuş ölümlerini önleyecek kalıcı ve bilimsel çözümlerin hayata geçirilmesini istedi. Eylemde platform adına açıklama yapan Özlem Başargil, iki buçuk yıldır devam eden sorunun çözümsüz bırakıldığını savundu.

"KAÇ KUŞUN ÖLDÜĞÜNÜ HÂLÂ BİLMİYORUZ"

Yetkili kurumların süreç boyunca yeterli kayıt tutmadığını öne süren Başargil, yaşanan ölümlerin boyutunun hâlâ bilinmediğini söyledi. Başargil, "Altmış gündür sürdürdüğümüz nöbetimizde bir kez daha aynı soruyu soruyoruz; daha kaç kuşun ölmesi gerekiyor? Tam iki buçuk yıldır bu alanda kurulan ağlar nedeniyle kuşlar yaralanıyor, sakatlanıyor ve yaşamlarını yitiriyor. Ancak bugün hâlâ kaç kuşun öldüğünü, kaç kuşun yaralandığını ve kaç yavrunun yuvasız kaldığını bilmiyoruz" ifadelerini kullandı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü tarafından kapsamlı rapor hazırlanmadığını ileri süren Başargil, ölen kuşların kayıt altına alınmadığını ve yaralı kuşların akıbetinin takip edilmediğini iddia etti.

"KURULAN AĞLAR ÖLÜM TUZAĞINA DÖNÜŞTÜ"

Tarihi yapıları koruma amacıyla kurulan ağların kuşlar için ölümcül sonuçlar doğurduğunu belirten Başargil, uygulamanın yeniden değerlendirilmesini istedi. "Defalarca söyledik; bulunan çözüm, çözüm değildir. Bir sorunu ortadan kaldırmak adına yeni bir sorun yaratılmıştır. Tarihi yapıları koruma gerekçesiyle kurulan ağlar, bölgenin gerçek sahiplerinden biri olan kuşlar için ölüm tuzağına dönüşmüştür" diyen Başargil, ağlara takılan kuşların saatlerce kurtulmayı beklediğini ve çırpındıkça daha ağır yaralandığını söyledi.

"SES SİSTEMLERİ DEĞİL, BİLİMSEL ÇÖZÜMLER İSTİYORUZ"

Platform olarak çözüm önerilerini defalarca yetkililere sunduklarını dile getiren Başargil, kuşları yaşam alanlarından uzaklaştıracak yöntemlere de karşı olduklarını ifade etti. "Kuşlar bu alanın misafiri değildir. Burası yüzyıllardır onların da yaşam alanıdır. Biz ses sistemleri istemiyoruz. Kuşları ürkütecek, yaşam alanlarından uzaklaştıracak yöntemler istemiyoruz. Kuşların özgürce yaşayabileceği, yaralanmayacağı ve ölmeyeceği insani çözümler üretilmesini istiyoruz" dedi.

"BU MÜCADELE ORTAK YAŞAM MÜCADELESİDİR"

Açıklamasında hayvan haklarına da dikkat çeken Başargil, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun temel ilkelerinin göz ardı edildiğini savundu. Hayvanların yaşam hakkının her geçen gün daha fazla ihlal edildiğini öne süren Başargil, "Bir toplumun vicdanı, en savunmasız canlılara gösterdiği merhametle ölçülür. Burada verilen mücadele yalnızca birkaç kuşun mücadelesi değildir. Bu mücadele ortak yaşamı savunan herkesin mücadelesidir. Aynı zamanda çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakacağımızın da mücadelesidir" diye konuştu.

"VİCDAN ÇAĞRIMIZ DUYULSUN"

Nöbetin 60 gündür aralıksız devam ettiğini hatırlatan Başargil, yetkililere çağrısını yineleyerek sözlerini şöyle tamamladı: "Altmış gündür burada nöbet tutan insanların emeği görmezden geliniyor. Altmış gündür yükselen vicdan çağrımız duyulmuyor. Bizler kuşların yaşam hakkını koruyacak kalıcı ve bilimsel çözümler hayata geçirilene kadar mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz."