Nitelik ve nicelik...

Türkiye turizminin lokomotifi olan Antalya, 2026 turizm sezonuna hem yüksek beklentiler hem de önemli soru işaretleriyle girecek. Son yıllarda pandemi sonrası toparlanma sürecini hızlı atlatan kent, 2025’te yakaladığı güçlü doluluk oranlarını 2026’da daha da yukarı taşımayı hedefliyor. Ancak mesele artık sadece “Kaç turist geldi?” sorusu değil; “Nasıl turistler geldi ve şehir ne kazandı?” sorusu daha fazla önem kazanıyor.
Öncelikle rezervasyon verileri, erken rezervasyon oranlarının Almanya, İngiltere ve Doğu Avrupa pazarında güçlü seyrettiğini gösteriyor. Rusya ve BDT pazarındaki hareketlilik ise jeopolitik gelişmelere bağlı olarak dalgalı ama hâlâ belirleyici konumda. Antalya’nın güçlü otel altyapısı, geniş yatak kapasitesi ve her şey dahil sistemdeki deneyimi, kenti rakip destinasyonların önüne geçiriyor.
Ancak 2026 sezonunun belirleyici başlığı fiyat politikası olacak. Artan maliyetler, enerji giderleri ve personel ücretleri otel fiyatlarına yansıyor. Bu noktada Antalya, bir yandan gelirini artırmak isterken diğer yandan fiyat-performans dengesini korumak zorunda. Aksi hâlde İspanya, Yunanistan ve Mısır gibi alternatif destinasyonlara talep kayması yaşanabilir.
Bir diğer önemli konu sürdürülebilirlik. İklim değişikliği, su kaynaklarının kullanımı ve çevresel baskı artık turizm sektörünün merkezinde. Özellikle yaz aylarında aşırı sıcaklıklar hem turist konforunu hem de şehir yaşamını etkiliyor. Antalya’nın 2026’da sadece doluluk oranlarıyla değil, çevreci uygulamalarla da anılması gerekiyor. Yeşil otel sertifikaları, enerji verimliliği yatırımları ve alternatif turizm çeşitleri (spor, sağlık, gastronomi, kültür, inanç turizmi) bu noktada kritik.
Turizm gelirinin şehir ekonomisine yayılması ya da yayılamaması da ayrı bir başlık. Otellerin dolu olması tek başına yeterli değil. Esnafın, restoranların, ulaşım sektörünün ve yerel üreticinin de bu hareketlilikten pay alması gerekiyor. Aksi hâlde turizm büyürken şehir ekonomisi aynı oranda güçlenmiyor.
2026 sezonunda bir diğer beklenti ise sezonun 12 aya yayılması. Kış turizmi, spor kampları ve kongre turizmi Antalya için ciddi potansiyel taşıyor. Bu alanda yapılacak planlı yatırımlar, şehrin sadece yaz destinasyonu algısından çıkmasına katkı sağlayacaktır.
Antalya 2026’nın hareketli dönemine güçlü giriyor. Ancak artık mesele rekor sayılar değil; nitelikli turist, yüksek gelir ve sürdürülebilir büyüme. Eğer doğru strateji uygulanırsa Antalya sadece Türkiye’nin değil, Akdeniz’in de en istikrarlı turizm merkezi olmaya devam edecektir. Aksi hâlde rakamlar büyürken şehir yorulabilir.
Turizmde yeni dönemin anahtarı net: Nicelik değil, nitelik.