Nitelikli bir eğitim istiyoruz


Mış gibi yaşamlarla verilen eğitimlerin bir toplumun geleceğini nasıl kararttığını her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Bilinçsiz, sorumsuz binlerce genç beyin hızla artmaya devam eder iken, nitelik kavramı tozlu raflarda kaldığı için kimsenin aklına gelmez oldu. Öncelikle verilen eğitimin ne kadar amacına ulaşmış olduğunun analizinin yapılması gerekir. Böylece eğitimin ne kadar gerekli olduğu ve eğitimde niteliğin önemi daha net anlaşılacaktır.
Daha ilkokul sıralarında öğretiyoruz çevreyi, doğayı kirletmemeyi, korumayı; ülkemizi, vatanımızı güzel yurdumuzu sevmeyi, sahip çıkmayı. Ne kadar bu eğitimi başarılı şekilde verdiğimizi anlamak için çevreye bakmamız yeterlidir. Sigara içip izmaritini, su içip pet şişesini, yolda giderken aracında muz yiyip kabuğunu çevreye atanlar varsa etrafımızda, başka söze gerek yok. Eğitimin geldiği nokta budur. Teorikte olan, uygulamada olmayan, yani –mış gibi eğitimler.
Ülkesinin doğasını acımasızca kirleten bir kişi, evinin içine çöp atmayıp çevreye atıyorsa ülkesini evi gibi görmüyor demektir. 100m2’lik evini, milyon m2’lik ülkesine değişen bir zihniyet demektir.
150 km hızla aracında giderken bile hız sınırlarına uymamanın yanında emniyet kemeri tokası takan bir kişi eğitimden ne kadar pay almıştır? Ayrıca oka dediğimiz de aracın emniyet kemeri takılmadığı zaman çıkan sesi susturmak için sadece Türklere mahsus bir icattır. Benzer örnekleri çoğaltmak mümkün olmakla birlikte bütün bunlar bize eğitimde kalite artışının zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.
Kaliteli bir eğitim için kaliteli bir eğitim sistemi gereklidir. Kısaca “belli bir amaca ulaşmak için gerekli olan faaliyetler bütünü” olan sistemin önemini şu söz daha iyi açıklamaktadır. “Başarılı kurumları sistem yönetir, başarısız kurumları ise kişiler yönetir.” Bir sistemin içindeki aktörler değişse bile, kalıcı olan sistemde zamanla yeniliklerin yapılması verimliliği sürekli hale getirmektir. Ancak kişilere göre inşa edilen sistemlerde bundan söz etmek mümkün değildir. İstikrarlı en kötü sistem, istikrarsız en iyi sistemden daha iyidir.
Öğrenmeyi bir zorunluluk olarak değil bir ihtiyaç olarak görebilme bilinci aşılanırsa yaşam boyu öğrenmenin temeli de atılmış olur. Yaşam boyu öğrenmede amaç sürekli kendini yenileyen, geliştiren, araştırmacı ruha sahip bireyler yetiştirmektir. Öğrenmenin yaşı, yeri, mekanı, zamanı yoktur. İnsan içinde bulunduğu çevrede de sürekli öğrenen bir canlıdır. Ancak öğrenme sonucu her zaman olumlu şeyler öğrenilemez, tıpkı şu hikaye de olduğu gibi…
Kafese beş maymunu koyarlar. Ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde buz gibi soğuk suyla atılır.
Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır.
Daha sonra, suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun (adı: "A" olsun) koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur; fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler.
Daha da sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla ("B") değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu ikinci yeni maymunu (B) en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur (A). Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun (C) da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin (A ve B) en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur. Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle (D ve E) değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi?
Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmelidir...
Yıllarca “böyle gelmiş böyle gider” denilen bir ülkede yaşıyoruz. Eğitim sisteminde yapılacak olan reformlarla daha çok okuyan, öğrenen, sorumluluk sahibi kişiler yetiştirmek yeni sistemlerin temel hedefleri arasında olmalıdır.