Ekspres Gazetesi'nden Selim Çelik'in haberine göre, Ücretsiz okul öncesi eğitimin olmaması, hem çocukların bu eğitim hizmetinden faydalanmasına hem de kadınların çalışma hayatına ve sosyal hayata katılımına engel oluyor.
Resmî verilere göre son dönemde artan ekonomik zorluklar, okul öncesinde okullaşma oranlarına da olumsuz yansıdı.
SAYI AZALIYOR
Millî Eğitim Bakanlığı istatistiklerinden yapılan hesaplamaya göre Türkiye’de 3–5 yaş aralığında yaklaşık 3 milyon 414 bin çocuk bulunuyor. Bakanlık, okul öncesi eğitim için teorik yaş grubu olarak 3–5 yaş grubunu esas alıyor. Okul öncesi eğitim kurumlarında kayıtlı öğrenci sayısı ise 1 milyon 954 bin 202. Bunun 1 milyon 771 bin 860’ı 3–5 yaş aralığında. Buna göre 1 milyon 642 bin 786 çocuk, okul öncesi eğitim teorik yaş grubunda olmasına rağmen bu eğitimi alamıyor.
Okul öncesi eğitim kurumlarındaki çocuk sayısı bir önceki eğitim-öğretim yılına göre de azaldı. Resmî istatistiklere göre, okul öncesi eğitimdeki öğrenci sayısı bir önceki eğitim döneminde 2 milyon 55 bin 350 idi. Bu sayı 2024 yılından sonra 101 bin 148 azaldı.
Okul öncesi eğitimin zorunlu olması gerektiğini ifade eden Öğrenci Veli Derneği Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, “2023 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda 5 yaşta okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınmasının hedeflendiği açıklanmıştı ancak tek bir adım dahi atılmadı” dedi.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM TÜM ÇOCUKLAR İÇİN PARASIZ VE ZORUNLU OLSUN
Türkiye’de okul öncesi eğitim parasız ve zorunlu eğitim kapsamında değil. 2023 Eğitim Vizyonu’nda okul öncesi eğitimin 5 yaş için zorunlu hâle getirileceği belirtilmişti. 2023 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da 5 yaşta okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınmasının hedeflendiği açıklanmıştı ancak tek bir adım dahi atılmadı. “Temel soru şu: Okul öncesi eğitim neden zorunlu ve ücretsiz değil?” ifadelerini kullandı.
YEMEKTEN TASARRUF EDİLİYOR
Koç, okul öncesi dâhil olmak üzere eğitim kurumlarında bir öğün yemeğin de verilmesi gerektiğini ve bunun bütçeden karşılanmasının oldukça makul olduğunu ifade etti. Koç, “Son açıklanan eğitim bütçesi ile tercih yine çocuklardan değil, sermayeden ve şirketleşmiş tarikatlardan yana oldu. Halkın vergileri bir kez daha milyonlarca çocuğun okul yemeği hakkı için değil, protokol ve iş birlikleri adıyla bir avuç sermaye için kullanılacak. Dünyada 112 ülkede 400 milyonu aşkın çocuk okul yemeğine ulaşabiliyor. Angola’dan Etiyopya’ya, Sri Lanka’dan Burkina Faso’ya, Almanya’dan İsveç’e, Norveç’ten Polonya’ya, Burundi’ye kadar uygulanan okul yemeği programı ülkemizde ‘tasarruf’, ‘bütçeye yük’ gerekçesiyle uygulanmıyor” diye konuştu.
BÜTÇEYİ ZORLAMAZ
“Çocukların okul yemeğini tasarruf gerekçesi yapanlar, aynı günlerde önce özel meslek liselerine, sonra deprem bölgesindeki özel okul patronlarına halkın bütçesinden teşvik adıyla milyonlar aktardı” diyen Tülin Koç, “Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesi 2014–2018 yılları arasında merkezi yönetim bütçesinin yüzde 12–13’üne denk geliyordu. Bu oran dahi korunmuş olsaydı, MEB’in 2025 bütçesi 316 milyar TL daha fazla olabilirdi. Bu bütçeyle Türkiye’de örgün eğitimde olan tüm öğrencilere iki yıl boyunca ücretsiz ve sağlıklı öğle yemeği sağlanabilirdi” ifadelerini kullandı.