Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, okul öncesi eğitimin zorunlu olmaması ve kamusal kapasitenin yetersizliği nedeniyle çocukların eğitim hakkından eşit şekilde yararlanamadığını söyledi. Antalya’da yemekli ana sınıflarında aylık ödemelerin 3 bin 200 TL’ye, bağımsız anaokullarında ise 3 bin 700 TL’ye kadar çıktığını belirten Koç, okul öncesi eğitimin ücretsiz ve kamusal olması gerektiğini vurguladı.
Okul öncesi eğitimin çocukların gelişiminde kritik bir süreç olduğunu ifade eden Koç, “Çocuklarımızın laik, bilimsel, kamusal ve eşit eğitim hakkı için yürüttüğümüz mücadelenin temel taleplerinden olan okul öncesi eğitim; çocuklarımızın bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimlerinin temelini atan, yaşam boyu öğrenmenin başlangıcı niteliğinde kritik bir süreçtir. Bu nedenle okul öncesi eğitim, bir ayrıcalık değil, her çocuğun doğuştan sahip olduğu temel bir haktır” dedi.
Türkiye’de okul öncesi eğitimin hâlâ zorunlu tutulmadığını ve kamusal kapasitenin yetersiz olduğunu belirten Koç, “Milyonlarca çocuğun bu haktan eşit biçimde yararlanması engellenmektedir. Derinleşen ekonomik eşitsizlikler, kamusal yatırımların kısılması ve alanın hızla özel sektöre terk edilmesi, eğitime erişim krizini büyütmektedir” diye konuştu.
ANTALYA’DA 3 BİN 700 TL’YE KADAR ÇIKIYOR
Okul öncesi eğitimin aile bütçelerinde ağır bir yük haline geldiğini dile getiren Koç, devlet okullarındaki ana sınıflarında da çeşitli giderlerin ailelere yüklendiğini söyledi. Koç, “Anayasal ve kamusal bir hizmet olması gereken erken çocukluk eğitimi, günümüz piyasa şartlarında ve devlet okullarındaki gizli maliyet artışlarıyla birlikte giderek bir ayrıcalık haline gelmektedir” ifadelerini kullandı.
Devlet okullarına bağlı ana sınıflarının yasal olarak ücretsiz kabul edildiğini hatırlatan Koç, uygulamada katkı payı, beslenme, kulüp ve materyal giderlerinin ailelerin karşısına çıktığını belirtti. Antalya’daki ücretlere dikkat çeken Koç, “Antalya'da yemekli ana sınıfları 3.200 TL iken bağımsız anaokullarında 3.700 TL'ye varan aylık ödemeler talep edilmektedir” dedi.
Özel sektörde okul öncesi eğitim ücretlerinin 15 bin TL ile 45 bin TL arasında değiştiğini aktaran Koç, kamu kurumlarında da katkı paylarının yanı sıra kırtasiye, kulüp ve servis gibi giderlerin ailelerin yükünü artırdığını söyledi. Koç, “Bir çocuğun aylık maliyeti asgari ücretli bir velinin gelirinin yüzde 20-25'ini aşar hale gelmiştir” diye konuştu.
‘KADINLAR İŞ GÜCÜNDEN ÇEKİLMEK ZORUNDA KALIYOR’
Okul öncesi eğitime erişimde yaşanan ekonomik sorunların kadınların çalışma hayatını da etkilediğini belirten Koç, çocuk bakım sorumluluğunun büyük ölçüde kadınların üzerine bırakıldığını söyledi. Koç, “Türkiye’de çocuk bakım sorumluluğunun neredeyse tamamen kadınların üzerine yıkılması, erişilebilir ve ücretsiz okul öncesi eğitim imkanının yokluğunda kadınları iş gücünden çekilmek zorunda bırakmaktadır” dedi.
Kreş ve ana sınıfı maliyetlerinin kadınların elde edeceği gelire yaklaşmasının kadınların çalışma hayatından uzaklaşmasına neden olduğunu ifade eden Koç, “Kreş ve ana sınıfı maliyetlerinin bir kadının elde edeceği muhtemel gelire yaklaşması ya da hatta çoğu zaman bu geliri aşması, kadınların istihdamdan, sosyal hayattan ve kamusal alandan soyutlanarak ev içi karşılıksız bakım emeğine hapsedilmesine yol açmaktadır” diye konuştu.
Yaygın ve ücretsiz okul öncesi eğitimin toplumsal cinsiyet eşitliği açısından da önemli olduğunu vurgulayan Koç, “Yaygın, ücretsiz ve nitelikli kamusal okul öncesi eğitim; bir yandan kadının üretimdeki yerini güçlendirirken diğer yandan toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın en temel ön şartıdır” ifadelerini kullandı.
‘ZORUNLU, ÜCRETSİZ VE NİTELİKLİ OLMALI’
Okul öncesi eğitimin ailelerin bütçesini zorlayan bir hizmet değil, devletin sunmakla yükümlü olduğu bir hak olduğunu belirten Koç, “Okul öncesi eğitim bütçeyi zorlayan bir hizmet değil, devletin her çocuğa eşit sunmakla yükümlü olduğu anayasal bir haktır” dedi.
Koç, okul öncesi eğitimin tüm çocuklar için zorunlu ve ücretsiz hale getirilmesi gerektiğini belirterek, “Okul öncesi eğitim, tüm çocuklar için MEB’in sorumluluğunda, zorunlu, erişilebilir, kamusal, ücretsiz ve nitelikli olmalıdır” diye konuştu.
Çocukların eğitim hakkının toplumsal eşitlik açısından önemine de değinen Koç, “Çocukların eğitim hakkı, yalnızca bireysel bir hak değil; toplumsal adaletin, eşitliğin ve demokratik bir geleceğin temelidir. Bu hakka erişimin sağlanmadığı her durumda, eşitsizlikler derinleşmekte ve çocukların geleceği risk altına girmektedir. Bizler; veliler, yurttaşlar olarak bu hakkın savunucusu olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.