OPERAsyon tamam...
Abi denilmesine alışmıştım da, asansörde beraber çıktığımız orta yaşlı balık etli(!) hanımın 'Amca bende filanca katta ineceğim' demesiyle irkildim. Oysa bu süzüşmeler bende hala albenisi olan bir erkek duygusu uyandırmış, çakralarım hareketlenmiş, havaya girmiştim...
60'lı yaşlara üç-beş kala bu erkek denilen mahlukatın bedeniyle birlikte beyni de vazvazlıyor.
Ha! bıraksalar Amsterdam'da Marihuana'ya vurmuş turist gibi otelin ondördüncü katından kanatlanıp uçacak gibi hissetsem de kendimi, öyle değil demek ki...!
Asansör şokundan sonra ; 'Oğlum Haşmet bu kolestrol göz altı torbacıklarını şişirdi. Nikotin cildini, alkol façanı bozdu, insülün hala direniyor, bağırsaklarındaki hassasiyet, diyeti boşladın yağların ne alemde ' deyip Opera Yaşam hastanesinin yolunu tuttum.
Baştan söyleyeyim bu yazıda gizli reklam uygulaması yoktur!...
....
Neden Opera Yaşam?
Yaşam'ın bu araya sıkışmış hastanesine davet , tanıtım ve kurumsal ilişkiler sorumlusu sevgili İlkay Arıkan'dan geldi. Şu bizim mesleğin 24 Temmuz hikayesinden yola çıkan Yaşam hastaneleri yönetimi 'Bir bakalım bizim gazetelerin sağlığı nasıl?' diye meraklanmış.
'Hala ölmedik turp gibiyiz' demek için gittim aslında!...
!!!!!!!
Aslında Opera Yaşam, özel hastanelerin kalabalığından yakınan ekabir hastalar için en uygun hastanelerden.
Biraz kendimizi özel hissedelim diye yanıma, Ada'nın annesi sevgili Berna Akçay'ı verdiler. Kızına ve aşkına aşık bizim Korkuteli eşrafından bu güzel kızımız iki gün boyunca bendeniz bu huysuz ihtiyarın kahrını çekti. İlkay'dan sonra bir kocaman teşekkür Berna'ya...
Ne mangaldan vazgeçiyoruz ne incik kebaptan.
Ya çok özledim deyip bir etliekmeğin arkasına bıçak arasını uzatınca kolestrol yine ikiyüzlü rakamlarda. Aşil tendonu ağrısı için artık ortopedik bir gereç koydular. IBS için memleketin itinden, köpeğinden, fettöcü kumpasçısından uzak duracakmışım. 57 yıl sonra kalbimdeki yaprak sayısının iki olduğunu öğrendim. Herkeste üç olurmuş. Senmisin yüzüme söyleyen bunu. Tansiyonumu 19 ölçen kardiyoloji uzmanı Yalçın Boduroğlu acile kaldırdı beni alelacele.
Ya doktor senin tansiyon aleti bozuk deyince biraz bozulunca holter cihazını taktırdı bu sıcakta 24 saat kontrol için.
Göz Hastalıkları Uzmanı Hatice Yasemin Yıldız'ın odası en keyifli polikliniklerden birisi. Mis gibi kahve kokuyor oda, sohbet gırla. 'Artık göz damarlarından basur teşhisi yapılıyor' deyince Proctoloji uzmanına görünmekten vazgeçtik...!
En az ağrıyan yerimiz aşil tendonlarımız. Ama en çok ilacı , merhemi ortopedi uzmanı Süleyman Yetkin Turgut yazdı. Bir de ortopedik aparat verdi ki evlere şenlik...
İç Hastalıkları Uzmanı Metin Tabak hoca'nın başı kalabalıktı. Bir liste ile boğazdan keseceğini zannetti beni. Kolestrol için ilaca başlattı. Az ye çok yürü...
En gırgır oda Başhekim başhekim İbrahim Şimşek hocanın polikliniği. Eskiden bevliye derdik şimdilerde üroloji oldu. Şu böbrek taşlarından yakın tanırım bu branşı. Çakralar, libido, testosteron...Mahremiyetin en şamata hali ..Dert, dert olmayınca keyfini çıkartıyorsun sonuçların.
Sonuç dedim de, her şeyin görüntüsü radyolojiden geçiyor. Uzm. Dr. Ayşe Umul 'la birlikte ekranda aslında birçok şeyi görüyorsunuz ama yorumu onun raporuna bırakıyorsunuz...
OPERAsyon tamamlandığında hastanenin kafeteryasına geçtik. Tüm gün bu Check-up için yanımda duran sevgili Berna beni Opera Yaşam Hastanesinin felsefesiyle baş başa bıraktı;
'Yaşamın neresinde olursal ol,
sevgiyi hissettiğin an güçlüsün...'