İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yılında Türkiye’nin deprem hazırlığı ve Antalya’nın yapı stokuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aradan geçen 27 yılda mevzuat açısından önemli değişiklikler yapıldığını ancak sahadaki uygulamaların aynı ölçüde ilerlemediğini belirten Akdoğan, özellikle Antalya’nın turizm tesislerinde yaşanan denetim sorunlarına dikkat çekti.
MEVZUATSAL ANLAMDA İYİ SEVİYEDEYİZ
Akdoğan, afetlerin yıldönümlerinde aynı konuları yeniden gündeme getirmenin kendileri açısından artık bir rutin haline geldiğini belirterek, “Afetlerin yıldönümünde afetleri tekrardan hatırlatıp nelerin yapılması gerektiğini anlatmak bizim için bir rutin oldu. 17 Ağustos depreminin üzerinden 27 yıl geçti. 27 yılda çok da bir şey değişmedi” dedi. Mevzuat açısından Türkiye’nin önemli bir mesafe aldığını ifade eden Akdoğan, “Mevzuatsal anlamda ilerleme kaydettik. Hatta mevzuat anlamında kendimizi birçok gelişmiş ülkenin önünde görüyoruz. Ancak sahadaki uygulamalarda iyi değiliz” diye konuştu.
“YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİKLERİNİN YAYIMLANMASINI BEKLİYORUZ”
Yapı yönetmeliğinin birkaç kez revize edildiğini hatırlatan Akdoğan, 6 Şubat depremlerinin ardından da yeni değişikliklerin gündeme geldiğini söyledi. Akdoğan, “6 Şubat depremlerinden sonra yönetmelik tekrar değişecekti. Aldığımız bilgilere göre yönetmeliklerdeki değişiklikler tamamlandı. Ancak yayınlanmadı. Biz de yayınlanmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Akdoğan, yapı üretiminde yalnızca yönetmeliklerin varlığının yeterli olmadığını, asıl sorunun bu düzenlemelerin sahada ne kadar uygulanabildiği olduğunu vurguladı.
“YAPI DENETİMİNDE ÇALIŞANLARDA CİDDİ SORUNLAR VAR”
Mesleki yetkilendirme konusunda bazı düzenlemeler yapıldığını belirten Akdoğan, ustaların ve işçilerin belgelendirilmesine yönelik adımların da sahada yeterince karşılık bulmadığını söyledi. Akdoğan, yapı denetim firmalarında görev yapan mühendislerin durumuna ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Yapı denetim firmalarında çalışan arkadaşlarımızın yetkinliği ve onların aldıkları ücretlerde ciddi sorunlar var. Birçok arkadaşımız emekli olduğu için ek iş olarak yapı denetim işlerine giriyorlar. Ya da yeni mezun olan gençlerin iş öğreneyim diye düşük ücretlere çalıştıkları yerler oluyor. Halbuki denetleyen, yapı üretenden daha iyi olmalıdır.”
“300 BİN SIRALAMASI OLAN BİRİ İNŞAAT MÜHENDİSİ OLABİLİYOR”
Akdoğan, Türkiye’de yapı güvenliği açısından en önemli sorunlardan birinin mühendislik eğitimi olduğunu söyledi. “Ülkemizdeki en büyük sıkıntılardan birisi de eğitim sistemi. Yeterli teknik altyapıya ve akademik personele sahip olmadan çok düşük sıralamalarla inşaat mühendisliği bölümüne girip sınırsız yetkilerle mezun oluyorlar” diyen Akdoğan, mühendislik eğitiminin niteliğinin artırılması gerektiğini vurguladı. Akdoğan, “300 bin sıralaması olan biri inşaat mühendisi olabiliyor. Bugün mezun olunduğu anda 100 bin metrekareye imza atabiliyorlar. Bunu anlamak için teknik bir insan olmaya gerek yok” ifadelerini kullandı.
“MURATPAŞA EN RİSKLİ BÖLGELERİMİZDEN BİRİ”
Antalya’nın mevcut yapı stokuna da dikkat çeken Akdoğan, 2021 yılında valilik eliyle Antalya İl Risk Azaltma Planı hazırlandığını hatırlattı. Bu plan kapsamında kentin kendi yapı özelliklerine göre afet önceliklerinin belirlendiğini ifade eden Akdoğan, deprem master planının 2025 yılında tamamlanması gerektiğini ancak aradan geçen süreye rağmen yapı envanteri çalışmalarının tamamlanmadığını söyledi. Akdoğan, “2026 yılının yarısını bitirdik. Ancak yapı envanteri çalışmalarının bitmediğini görüyoruz” dedi. Özellikle Muratpaşa ilçesindeki eski yapı stokuna dikkat çeken Akdoğan, ilçede yaklaşık 37 bin bina bulunduğunu ve bu yapıların önemli bölümünün 2000 yılı öncesinde yapıldığını belirterek, “Özellikle Muratpaşa'da çok ciddi anlamda eski yapı stoku var. Yapıların yaşları ve yapıldığı dönem itibarıyla ciddi eksiklikler var. Bu anlamda Muratpaşa en riskli bölgelerimizden bir tanesi. Çünkü yapılar çok eski genel itibarıyla” diye konuştu.
“GÜÇLENDİRME MEVZUATI EKSİK”
Akdoğan, mevcut yapıların güvenli hale getirilmesi konusunda güçlendirme seçeneğinin de önünün açılması gerektiğini belirtti. Türkiye’de güçlendirmeye ilişkin ayrı bir yönetmelik bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğunu söyledi. Mehmet Soner Akdoğan, “Güçlendirme ile ilgili bir mevzuat eksikliği var. Ayrı bir güçlendirme yönetmeliğimiz yok. Burası çok ciddi karışıklıkların olduğu bir bölüm” ifadelerini kullandı. Tadilat ruhsatları konusunda da ciddi belirsizlikler bulunduğunu dile getiren Akdoğan, “Bugün bir daireyi istediğiniz gibi tadilata sokabiliyorsunuz. Esaslı tadilatlar denilen tadilatlar için ruhsat isteniyor. Ancak hangisi esaslı, bu belli değil” dedi.
OTELLER İÇİN KRİTİK UYARI: “GÜÇLENDİRME YAPTIKLARINI GÖRMÜYORUZ”
Akdoğan’ın açıklamalarında en dikkat çekici başlıklardan biri ise Antalya’daki turizm tesislerinin deprem güvenliği oldu. Turizm tesislerinde yıllar içerisinde çok sayıda tadilat yapıldığını ancak bu çalışmaların yapı güvenliği açısından yeterince denetlenmediğini belirten Akdoğan, otellerin özellikle sezon dışında kapsamlı değişikliklere gittiğini söyledi.
“Turizm tesisleri depreme dayanıklı mı?” sorusunun mutlaka gündeme alınması gerektiğini ifade eden Akdoğan, şu uyarıda bulundu: “Her otel 3-5 yılda bir tamamen kontrolsüz tadilatlar yapıyor. Fayansını, mermerini, aydınlatmasını gibi birçok yapısal elemanında değişikliğe gidiyor. Ancak bu otellerin güçlendirme yönünde bir uygulama yaptığını görmüyoruz.”
Akdoğan, otellerde yapılan tadilatların yalnızca estetik açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, yapı güvenliği açısından da denetlenmesi gerektiğini söyledi.
“BU TESİSLER CİDDİ BİR DENETİMSİZLİK İÇİNDE”
Antalya’daki turizm tesislerinin kapasite ve ruhsat durumuna da dikkat çeken Akdoğan, tesislerin önemli bölümünde ruhsatta belirtilen oda sayısıyla fiili kullanım arasında fark bulunduğunu öne sürdü. “Bugün hiçbir turizm tesisi imardaki ruhsatlı oda sayısı kadar odaya sahip değil. Hepsi bir şekilde neredeyse odalarını büyütüyorlar” diyen Akdoğan, özellikle turizm sezonu sonrasında yapılan tadilatların yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Akdoğan, “Ekimde turizm sezonu bitince, kasımda bir tadilata girip ciddi değişiklikler yapıyorlar. Bu tesisler ciddi bir denetimsizlik içinde. Bu nedenle denetimlerin turizm tesislerine yönelik artması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
AVRUPA’DAKİ TUR OPERATÖRLERİNE “DAYANIKLILIK BELGESİ” ÇAĞRISI
Akdoğan, turizm tesislerinin deprem güvenliği konusunda yalnızca kamu denetiminin değil, turizm sektöründeki diğer aktörlerin de sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Oda olarak Avrupa merkezli tur operatörlerine yönelik bir bilgilendirme çalışması hazırladıklarını belirten Akdoğan, turizm acentelerinin konaklama tesislerinden dayanıklılık belgesi talep etmesini hedeflediklerini ifade etti. Akdoğan, “Genel merkezimizin Avrupa merkezli tur operatörlerine bir bilgilendirme yapacak. Nasıl ki ihracat yapan firmaların deprem performans tespiti ithalatçı firmalar tarafından istenip yapıldıysa, Avrupalı turizm seyahat acenteleri de bir dayanıklılık belgesi isteyebilecek” dedi. Hazırlanan çalışmanın turizm sezonunun ardından Avrupa’daki turizm seyahat acentelerine ulaştırılacağını belirten Akdoğan, bu yolla turizm tesislerinde yapı güvenliğinin daha fazla gündeme gelmesini amaçladıklarını söyledi.
“YA GÜÇLENDİRECEKSİNİZ YA DA KENTSEL DÖNÜŞÜME SOKACAKSINIZ”
Akdoğan, Antalya’daki eski yapı stokunun tamamının kentsel dönüşüm yoluyla yenilenmesinin mümkün olup olmadığı tartışmasına da değindi. Kentsel dönüşüm uygulamalarının toplumun bir bölümünde rahatsızlık yarattığını belirten Akdoğan, bunun temel nedenlerinden birinin dönüşümün yatırımcı açısından ekonomik boyutu olduğunu söyledi. Başkan Mehmet Soner Akdoğan, “Yatırımcı da para kazanmak isteyeceği için kat veya daire sayısında artış yapacak. Yollar, yeşil alanlar, kamu alanları aynı kalırken ev sayısı artıyor. Dolayısıyla toplum bu kentsel dönüşüm uygulamalarından rahatsız” dedi. Akdoğan, mevcut yapıların iki temel yöntemle güvenli hale getirilebileceğini belirterek, “Yapıları iki yöntem ile hazır hale getirebilirsiniz. Ya güçlendireceksiniz ya da kentsel dönüşüme sokacaksınız” ifadelerini kullandı.
Akdoğan, 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmeye devam ettiğini belirterek, mevzuat kadar uygulama, denetim, mühendislik eğitimi ve mevcut yapı stokunun tespitine de ağırlık verilmesi gerektiğini vurguladı.