Patronum Kemal Bayram Çukurkavaklı

Hürriyet'in yan kuruluşu Yeni Gazete kapanmış, çalıştığım Ankara bürosu da dağılmıştı.

1970'li yılların başı.

Bir ara babamın taksisinde şoförlük yaptım geceleri.

Durağımız, Sıhhiye'de THY'nin önüydü. Biraz ötesinde TÜRK-İŞ genel merkezi vardı.

Hiç unutmam, bir seferinde Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve karısı binmişti.

Sıra bendeydi, İstanbul'dan geliyorlardı.

Çankaya'da evlerine götürürken; 'Yaban romanınızı okudum efendim. Çok sevdim' deyince, şaşırdığını ve azıcık da mutlu olduğunu hissettim aynada gördüğüm yüz ifadelerinden.

Benim için güzel bir akşamdı, ünlü bir yazarla tanışmıştım.

Bir başka gece de muhabirlik zamanımdan tanıdığım Milliyet'ten Örsan Öymen'i Marmara Otel'den alıp evine bırakmıştım. Gazetenin kapandığını, babama yardım ettiğimi, akşamları taksicilik yaptığımı söyledim. Yazılarını severdim ustanın.

Neyse uzatmayayım.

Cumhuriyet'in Ankara Bürosu'ndan Yılmaz Gümüşbaş ağabeyim -erken veda edenlerden bu dünyaya, bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyorum- 'Mustafa, Yeni Gün'e git. Kemal'e selam söyle ' dedi...

Ankara'nın Babı Ali'sidir Rüzgarlı Sokak.

Gittim ve başladım gazeteciliğe.

İşte o zaman tanıdım Kemal Bayram Çukurkavaklı'yı.

Taksicilik bir nostalji olarak kaldı yaşamımda.

Yenigün'de iyi ve güzel dostlar edindim.

Öğrenci olaylarını izledim, röportajlar yaptım.

Bütün bunları, kardeşim Sedat'ın Kemal Çukurkavaklı ile ilgili gönderdiği çok sevdiğim ve duygulandığım bir mesajı anımsattı.

Yazıyı Dursun Erkılıç paylaşıma koymuş, Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nden.

Şiirlerini okumuştum, ama anlatılan bu öyküyü bilmiyordum.

Kalıcı olsun diyerek yazıldı bu satırlar.

İşte, arşivimden iki fotoğrafla patronum Kemal Bayram Çukurkavaklı ustam:

'Yıl 1944...

On yaşındaki kimsesiz çocuk, altı yaşındaki kardeşi ile Çumra'dan trene biniyor.

Trende hiç tanımadığı, iyi giyimli ve çevresinde müthiş saygı gören bu iki çocukla ilgilenip soruyor;

- Nereye gidiyorsunuz?

- Konya'ya okumaya.

- Nerede okuyacaksınız?

- Köy Enstitüsü'nde İvriz'de.

- Peki o zaman, al bu kartı vali beye ver. Seni ve kardeşini okula yazdırır.

Çocuk inanamıyor. Kartı alıyor ve teşekkür için bir türkü çığırıyor...

Varınca, trenden inen çocuk, kardeşini bir handa bıraktıktan sonra Konya Valiliği'ne gidiyor, kartı gösteriyor. Bir telaş, bir telaş...

Vali anında çocuğu kabul ediyor ve cebine harçlığını koyup İvriz Köy Enstitüsü'ne gönderiyor.

Kartın sahibi Hasan Ali Yücel'dir. Dönemin Milli Eğitim Bakanı.

Kartı götüren çocuk ise geleceğin yazarı, şairi, gazete sahibi Kemal Bayram Çukurkavaklı ve kardeşi Mehmet Şahin Çukurkavaklı'dır...

Yıllar sonra, 1992'de Antalya Gazipaşa'ya Fikret Otyam'ı ziyarete giden bir Ankaralı ressam, Otyam'ın albümünde şu nota rastlıyor;'Bu dünyada iki tane Ali'yi (Hasan Ali Yücel ve Sabahattin Ali'yi) en iyi anlatacak bir tane adam vardır, o da Kemal Bayram'dır.'İmza: Can Yücel.'