'Öğrenilmiş çaresizlik' kavramı, psikoloji biliminden uzak olan hemen herkesin aşina olduğu bir kavram. Kısaca hatırlayacak olursak, kişinin yaşananlar üzerinde hiçbir kontrolü olmadığını düşünmesi, boyun eğmesi, razı olması, değiştirme ve düzeltme fırsatı olduğunda dahi harekete geçmemesi diyebiliriz. Öğrenilmiş çaresizlik kavramına karşılık bir kavram var: 'Öğrenilmiş iyimserlik'. O kadar negatif ve karamsar haller içindeyiz ki öğrenilmiş çaresizlik kavramını bilenler, öğrenilmiş iyimserlik kavramından muhtemelen bihaberdir. Öğrenilmiş iyimserlik biraz farkındalıkla, biraz akışta kalarak, negatif düşünce ve tutumlarımızı fark edip bununla mücadele ederek, daha yapıcı ve daha pozitif bir içsel diyalogla davranışlarımızı değiştirebileceğimizi ileri sürer. “Hayata pozitif bakacak hal mı kaldı?” diye soranlar olduğunu tahmin edebiliyorum. Ama umut bir zorunluluk. Bu yüzden biraz pozitif psikoloji etrafında dolaşalım.
Pozitif psikoloji, insan yaşamının daha tatmin edici ve anlamlı hale getirilmesine odaklanan bir psikoloji dalıyken, geleneksel psikoloji insanların sorunlarını incelemeye ve çözmeye yöneliktir. Pozitif psikoloji, insanların mutluluğunu artırmak ve yaşamlarını daha zengin hale getirmek için pozitif yönlerini keşfetmeye odaklanır. Bu yaklaşım, son yıllarda büyük ilgi görmüş ve birçok kişi için daha tatmin edici bir yaşamın anahtarını sunmuştur.
Son yıllarda ikinci dalga pozitif psikoloji çalışmaları yapılmaktadır. Pozitif Psikoloji 2.0 olarak da adlandırılan ikinci dalga pozitif psikoloji, geleneksel psikolojiyle pozitif psikolojinin harmanlanması gibi, hayatın negatif yönlerini yok saymayarak yaşamın karanlık yüzünü de kucaklamamız gerektiğini ve negatif duygulardan pozitif duygular çıkabileceğini öne sürer.
Pozitif psikoloji, bireylerin içsel güçlüklerini aşmalarına ve kendilerini daha iyi anlamalarına, insanların kişisel güçlü yanlarını ve tutkularını keşfetmelerine yardımcı olurken, olumlu duyguların, ilişkilerin ve anlamlı aktivitelerin yaşam kalitesini nasıl arttırdığını da ortaya koyar. Son zamanlarda popüler olan mindfulness kavramı pozitif psikolojinin konularından biridir. Pozitif psikolojinin başlıca konuları akış, psikolojik sağlamlık, umut, azim, öz-saygı, öz-anlayış, farkındalık, psikolojik iyi oluş, cesaret, travma sonrası gelişim, kendini toparlama gücü gibi konulardır.
Pozitif psikolojinin bir diğer önemli yönü, toplumsal refahı artırmaya odaklanmasıdır. Araştırmalar, pozitif psikoloji uygulamalarının iş yerlerinde daha mutlu ve verimli çalışanlar yaratmada, okullarda daha motive öğrenciler yetiştirmede ve topluluklarda daha dayanışmacı bir atmosfer oluşturmada etkili olduğunu göstermektedir. Bu, sadece bireylerin değil, toplumun genel refahını artırmada önemli bir rol oynar. Pozitif psikolojinin konularından olan işe bağlılık, yaşam kalitesi, sosyal-duygusal zekâ gibi konular bu durumlara katkı sağlamaktadır.
Pozitif psikoloji, bireylerin ve toplumun daha sağlıklı ve mutlu bir geleceğe doğru ilerlemesine yardımcı olan güçlü bir araç olarak kendini kanıtlamıştır. Bu nedenle, pozitif psikoloji prensiplerini anlamak ve uygulamak, kişisel ve toplumsal refahımızı artırma yolunda önemli bir adım olabilir. Bu nedenle, pozitif psikolojiyi anlamak ve bu prensipleri günlük yaşamımıza entegre etmek, daha mutlu ve anlamlı bir yaşamın kapılarını açabilir.