Heykeltıraş Mehmet Aksoy bir söyleşisinde sanatçının çoğu zaman tesadüfler avcısı olduğunu söylemişti. Bu söylem tesadüfen keşfettikleri için bir ömür harcamış olmasına rağmen hala üretme heyecanının var olduğunu göstermektedir.
Sanatçı için keşif en doğru anlatım anlamına gelmiyor çoğu zaman. Anlatmak istedikleri için bazen aldatması da gerekebiliyor. Bunu bilinçli yaparken keşfinin etkisi ile keyif alıyor üstelik. Sanatçının vicdanı kocaman bir el ile, ölümü kafatası ile, özgürlüğü kuşlar ile anlatması sıkça görülen örneklerdir.
Fakat sanatın amacının etkili anlatım olması ve aldatıcı yanının kötü amaçla kullanılabileceği durumu Platon'un sanatçıları devletin dengesini bozan unsurlar olarak görmesine sebep olmuştur. Platon'a göre sanatçı amacı doğrultusunda var olanları saptırmaktadır ve insanların gerçekleri görmesini engellemektedir. Üstelik sanatın iktidar tarafından amacı doğrultusunda kullanılmasının sorumluları sanatçılarıdır. Özellikle konuşma ve hitabet sanatı şiirlerle desteklendiğinde; coşturucu ve duygulara hitap eden yönü ile yaratığı dünya; sadece hedeflenen ideolojinin dünyasıdır. Sanatçının otoriteye hizmet etmesi çağlar boyunca süregelmiştir.
Bu konudaki örneklemeler için Hitit ve Mısır uygarlıklarının savaş sahnelerini anlatımı etkilidir. Mısır Uygarlığı Kadeş Savaşı'nda yenilmesine rağmen Hititlileri nasıl tarumar ettiklerini duvar resimlerinde hiyerogliflerinde betimlemişlerdir. Çünkü başarısız bir Firavun halkın gözünde muteber değildir. Firavun yalanlarını sanatçılarla söylemiştir. Sanatçıdan istenen nasıl zafere ulaştıklarının resimlerle anlatılmasıdır. Hititleri aşağılayan betimlemeler, Firavun 'un saçlarından tuttuğu küçük insanlar ve zafer kazanma anları halk içindir. Halk da bu zafer sahneleri ile mutludur. Halk kandırılmıştır.
Modernizm ile silkelenen sanatçı artık bu yalanları anlatmıyor. Ancak hala otoriteye hizmet ediliyorsa kaçınılmaz olarak taraflı anlatım devam ediyor. Sanatçının siyaset üstü olma durumu burada başlıyor. Sanatçı evrensel duyguları temsil etmeli ve anlatmalıdır. Anlatılan her zaman en iyi, en güzel, en doğru değildir. Sanatçı içselleştirdikleri ile harmanlanmış eserler vermelidir. Bu görev gerçekleştiği zaman, gerçekler gerçek olarak algılanacaktır. Sanatçının keşfi; gerçekleri anlatımda bulduğu yöntem, bulduğu malzeme, bulduğu form, bulduğu renk, bulduğu doku ve bulduğu için heyecan duyduğu birçok anlatım dili ile şekil alacaktır.