Sanat nasıl kurban edilir?
Eğitim sistemi sanatın kurban edildiği ilk basamak olarak karşımızda durmakta. Sınav sistemi, gelecek telaşı eğitimde maalesef sanatı öteliyor. Eğitimin karşılığının maddi olarak düşünülmesi ve edinilecek mesleklerin getirisinin öncelikli olması sanatı bu yönde pekte popüler kılmıyor maalesef. Hatta yoğun çalışma temposu ve sınavların baskısı sanata dair derslerin ve aktivitelerin engellenmesi anlamına geliyor. Resim müzik dersleri boş zamanlar olarak değerlendirilip soru çözme saatleri olarak düşünülüyor. Gençlerin yeteneklerinin keşfedilip ilgi alanlarına yönlendirilmesi konusu eğitim sistemimizin öncelikli sorunu değil. Eğitim sisteminde ilk kurban SANAT.
Sanat eğitimi alanlar bilirler ki; üniversitelerin en düşük bütçeli bölümleri Güzel Sanatlar Fakülteleridir. Bilimsel kaynakları kullanma konusunda yetersizlik, kemikleşmiş düzenin korunması yönünde yeniliklere kapalı olma durumu, çağdaş eğitimden ziyade geleneksele yönelik eğitim programı, yetersiz malzeme ve kalifiye eleman, atölyelerin amaca hizmet etmemesi ve bu konuda düzenlemelerin yapılamaması başlıca sorunlardır. Bu sorunlara rağmen alınan eğitim sonrası edinilen mesleklerin yapılmadığı, sadece üniversite mezunu olmayı şart koşan çeşitli iş alanlarında çalışıldığını görmekteyiz. Edinilen meslek hobi olarak kalmaktadır. Üniversitelerde kurban edilen SANAT.
Sanatçılara karşı çoğu zaman 'farklı bir dünyaları var' söylemi, sanatçı kişiliğini ötekileştirmek için üretilmiştir. Toplumun önemli parçası olan sanatçıların dürüst ve eleştirel söylemleri, meslekleri ile ilişkilendirilerek önemsizleştirilmekte ve değersizleştirilmektedir. Sanatçılara büyük bir saygı gösteriyormuş gibi davranarak düşüncelerinin uçuk olduğunun ifade edilmesi yok sayılması anlamına gelmektedir. Siyasette kurban edilen SANAT.
Sanatın en çok tepki gören tavrı nü çalışmalardır. 'Çıplak kadın' söylemleri ile başlayan cümleler muhafazakar toplumun can damarından nüfuz etmek anlamına gelmektedir. Hangi dönem olursa olsun nü çalışmalar aşağılanmış, tükürülen sanat ile ahkamlar kesilmiş ve hitap etmek istediği güruh 'un nabzına göre şerbet verilmiştir. Toplumun ahlak değerlerine karşı geldiği savı ile aşağılanan sanat eseri, maalesef aşağı seviyede bir politikanın kurbanı olmuştur. Politikada kurban edilen SANAT.
Atatürk'ün 'Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir' söylevi genel olarak konuyu özetlemektedir. Kangren olmuş bir toplumda sanat ne kadar ötelenirse gerçekler o derece göz ardı edilecektir. Ve sanatçıların gerçekleri göstermesi ne yazık ki her zaman arzu edilen bir durum değildir. Otoritenin tehdit olarak gördüğü sanatçılar muhalefet tavırları yüzünden ilk zanlılar olmuştur. Otorite için kurban edilen yine SANAT.
Ancak görülen o ki tarih sanatçılar sayesinde yazılmış ve sanatçıların dokunuşları ile hafızalara işlenmiştir. Dün olduğu gibi bu günüde en doğru şekilde yarın anlatan yine sanatçılar olacaktır. Enteresandır sanat kurban edildikçe yeni yollar arayıp güçlenmektedir. Çünkü sanat her zaman kazanandır.