Sandık üstünde sandık

CHP'nin il ve ilçe yöneticileri ile İYİ Parti'nin tabanı Antalya'da bir eğilim ortaya koydu. Bu iki parti mensuplarının Antalya'daki tercihlerini artık biliyoruz. Eğilimlerini elektronik yöntemle genel merkeze duyuran AKP'lilerin nasıl bir fotoğraf çektiğine ilişkin ise fazla bilgi yok. Çünkü sonuçları sadece Ankara biliyor ve bırakın kamuoyunu, parti kadrolarıyla da paylaşmıyor belli ki. Kamuoyuna ve tabana 'parti içi demokrasi' pozu verilmek isteniyor. Fakat bu 'işlem', göstermelik bir uygulamadan, teşkilatın gazını alma çabasından öteye geçmiyor. Aslında AKP kadrolarının bir gazı var mı; o da çok tartışılır. Bütün ülkeye hakim olan 'tek adam' otoritesinin kendi partisinde demokratik kanallar açması eşyanın tabiatına aykırı. Tek adamın ağzına, hatta kaşına gözüne bakarak şekillenen, onun buyruklarını tartışılmaz gören, iradesini teslim etmiş bir kitlenin, kendi sınırlı tercihinin dışında çıkacak bir listeye itiraz etmesi, bu oyuna 'hayır' demesi ne kadar mümkün olabilir ki? 'Haydi oy kullanın' deniliyor, onlar da bir tercih yapıyor, fakat tercihten kimsenin haberi yok. Arkasında durulamayan, hesabı sorulamayan, sorgulanamayan, akıbeti meçhul bir 'tercih', gerçekten tercih olabilir mi? Tabii ki olamaz… Çünkü onda bir kimlik, kişilik, kendine aitlik yoktur. Liste de zaten bellidir. Herhangi bir sürpriz beklenemez.

'Ön seçim' benzeri 'temayül'

İYİ Parti'nin yaptığı 'temayül yoklaması' ise aslında ön seçime en yakın girişim. Partiden yapılan açıklamaya göre, temayül yoklamasına 34 bin üye katıldı. Ortaya da bir sıralama çıktı. Bu yoklamayı ön seçimden ayıran ise, muhtemelen sonuçların kesinlik taşımaması. Ön seçimlerde sandıktan çıkan sıralama kesindir ve genel merkez de hangi sıralarda kontenjan kullanacağını önceden duyurur. İYİ Parti yoklamasını ön seçimden ayıran çizgi de burada. Liste kesin değil. İsimler yer değiştirebilir, sıralar kayabilir, genel merkez istediği noktalara kontenjan koyabilir. Fakat sandıktan çıkan sonuç bir şekilde kesin listeye yansır. Bu ön sıralardaki birilerinin daha altlara kayması ya da liste başı olmayan isimlerin daha önlere alınması biçiminde olabilir. İşte bu oynama, kalem oynatma yetkisinin genel merkezde olması nedeniyle 'ön seçim' değil, 'temayül yoklaması'… Sandıktan çıkacak listeye verilecek son şeklin ise, tabandaki ana eğilimleri fazla üzmeyeceği, dağıtmayacağı, göz ardı etmeyeceği, bir kenara bırakmayacağı düşüncesindeyim. Eğer böyle bir niyet olsaydı bütün üyeler sandığa çağrılmazdı.

CHP'de kadın vekil artık kesin

Gelelim CHP'nin eğilimlerine… İl ve ilçe yöneticilerinin kaleminden çıkan ilk 10, daha doğrusu ilk 13 kulislere yansıdı. Sonuçlar 9 Nisan'a, aday listelerinin YSK'ya teslim edileceği tarihe kadar konuşulur. İsimlerden öte, onların arkasındaki gölgeler tartışılıp durur günlerce. Tabii bu sonuçların CHP'nin kesin listesine nasıl ya da hangi sıralardan yansıyacağı en önemli soru işareti. Fakat şimdiden netleşmiş gibi görebileceğimiz kimi kodlar da var bu yoklamada. Bunların başında ise kadın adaylar geliyor. İl ve ilçe yöneticilerine verilen 'mutlaka bir kadın aday yazın' talimatı, Ankara'nın seçilebilir sıraya en az bir kadın aday koyacağının garantisi. İlk sırayı paylaşan iki kadın aday adayından birine kesin gözüyle bakabiliriz. Genel merkezin doğu-batı dengesini nasıl ve hangi sıralarda kuracağı belirsiz, fakat bu dağılımın da seçilebilir sıralara yansıyacağını düşünebiliriz. Batıdan Manavgat ve Serik, doğudan ise Demre ya da Kumluca rüzgarı esebilir. Muhtemelen de bir ayağı doğuda ya da batıda, diğer ayağı ise merkezde olan isimler tercih edilecektir. Bu formül her zaman işe yarar.

Sol siyasetin test edilmiş isimleri

Detayları şimdilik bir kenara bırakarak büyük fotoğrafa, CHP örgütlerinin ana eğilimine biraz bakalım… Millet İttifakı'nın bazı partileri CHP listesinden vekil çıkaracak. Bu pazarlıklar zaten bitti, detayları görüşülüyor. Yani hangi parti hangi ilden CHP listesine kaç kontenjan verecek? İttifaktaki tek 'sol' parti CHP… Fakat CHP listelerinden belli sayıda sağ siyasetçi meclise taşınacak, yani CHP'nin sol seçmenine, şimdilik boyutu belirsiz bir sağ seçmen geçici olarak eklenecek. 'Geçici' ibaresinin altını özellikle çizelim. Bu sağ kadroları listesinde misafir edecek olan CHP yöneticileri, tabanı, seçmeni kendi öz kaynakları içinde de ekstra bir sağ tandans görmek istemiyor. Verilen mesaj budur. 14 Mayıs akşamı oluşacak parlamentoyu bir tür 'kurucu meclis' olarak gören CHP'liler, kendi siyasetleri içinde sınanmış, test edilmiş, ter dökmüş isimleri oraya taşımak istiyor. 'Parlamenter sisteme geçiş' sürecinde mecliste adeta bir kaleye, sağlam surlarla kuşatılmış bir siyasi iradeye ihtiyaç var. O surun duvarlarını da bilindik, parti içinde biçimlendirilmiş taşlarla döşeme çabası sonuçlara net bir şekilde yansımış, yansıyor.