EĞİTİM

Sınava 7 gün kala kaygıya dikkat

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına 7 gün kala Uzman Psikolog Anıl Yıldız, öğrencilerde artan sınav kaygısına dikkat çekerek hem öğrencilere hem de ailelere önemli uyarılarda bulundu

13 Haziran 2025’te yapılacak Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına sayılı günler kala Uzman Psikolog Anıl Yıldız, öğrencilerde artan sınav kaygısına karşı hem öğrencilere hem de ailelere önemli uyarılarda bulundu. Uzman Psikolog Anıl Yıldız, bu süreçte doğru psikolojik yaklaşımın sınav performansını doğrudan etkilediğini belirtti.

‘ÇOCUKLAR BEKLENTİLER ARASINDA SIKIŞIP CİDDİ BİR PSİKOLOJİK BASKI YAŞIYOR’
Sınav kaygısının öğrencilerde en sık görülen problemlerden biri olduğunu ifade eden Yıldız, “Çocuklar çoğu zaman kendi iç beklentileri, ailelerinin beklentileri ve çevrelerinden gelen sosyal baskı arasında sıkışıp kalıyorlar. Bu üçlü baskı birleştiğinde çocuklarda ciddi bir psikolojik yük oluşuyor ve bu durum zamanla kaygı ile stres seviyelerini belirgin şekilde artırabiliyor. Özellikle ‘Başarısız olursam ne olur, ailemi hayal kırıklığına uğratırsam ne yaparım, emeklerim boşa giderse nasıl toparlanırım’ gibi düşünceler öğrencilerde en yoğun ve yıpratıcı stres kaynaklarından birini oluşturuyor” dedi.

Kaygının yalnızca zihinsel bir süreç olmadığını vurgulayan Yıldız, “Kaygı sadece düşünsel bir durum değildir, aynı zamanda bedensel olarak da kendini gösterir. Öğrencilerde uyku düzeninin bozulması, gece uyuyamama ya da sık uyanma, mide ağrıları, baş ağrıları, iştah değişiklikleri ve sürekli gerginlik hali gibi fiziksel belirtiler sıkça görülür. Bunun yanında çocuklar ‘Ben bunu yapamayacağım, ne kadar çalışırsam çalışayım yetiştiremeyeceğim, sınavda bildiklerimi bile unutacağım’ gibi olumsuz düşünceler geliştirdiklerinde özgüven kaybı yaşayabilir ve bu durum genel motivasyonlarını ciddi şekilde düşürebilir” ifadelerini kullandı.

‘RUHSAL DENGE OLUMSUZ ETKİLENİYOR’
Sınav sürecinde bazı öğrencilerin sosyal yaşamdan uzaklaştığını belirten Yıldız, “Sınava hazırlık süreci ilerledikçe bazı öğrenciler uzun saatler ders çalışmanın etkisiyle yorgunluk ve bıkkınlık hissine kapılabiliyor. Bu süreçte arkadaş görüşmelerinin azalması, sosyal aktivitelerden uzak kalınması ve tamamen ders odaklı bir yaşam tarzına geçilmesi çocukların duygusal dünyasını olumsuz etkileyebiliyor. Sosyal izolasyon dediğimiz bu durum, zamanla duygusal dengesizliklere yol açarak çocukların daha sinirli, daha içine kapanık, daha tahammülsüz ve daha kırılgan bir hale gelmesine neden olabiliyor” diye konuştu.

‘AİLELERİN TUTUMU ÇOCUKLARIN KAYGI SEVİYESİNİ DOĞRUDAN BELİRLİYOR’
Ailelerin sınav sürecindeki rolünün çok kritik olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Ailelerin bu süreçte çocuklarına karşı baskıcı ve sürekli performans odaklı bir yaklaşım sergilemesi yerine, daha anlayışlı, destekleyici ve güven verici bir tutum içinde olmaları çok önemlidir. Sürekli ‘Daha fazla çalış, daha çok soru çöz, zaman kaybetme’ gibi baskı içeren söylemler çocukların zihinsel olarak yorulmasına ve duygusal tükenmişlik yaşamasına neden olabilir. Bunun yerine ‘Senin yanında olduğumuzu her zaman bilmeni istiyoruz, elinden gelenin en iyisini yapman bizim için yeterlidir, sonuç ne olursa olsun biz senin arkandayız’ gibi ifadeler çocukların kaygı seviyesini önemli ölçüde azaltabilir ve onların daha dengeli bir çalışma süreci yürütmesine yardımcı olabilir” dedi.

Kıyaslamaların zararına da değinen Yıldız, “Çocukları başka öğrencilerle karşılaştırmak, örneğin ‘Arkadaşın günde şu kadar soru çözüyor, sen neden daha az çalışıyorsun’ ya da ‘Bak diğerleri senden önde gidiyor’ gibi ifadeler çocuklarda yetersizlik duygusunu artırır. Bu tür kıyaslamalar, çocuğun kendi kapasitesine olan güvenini zedeler ve sınav kaygısını daha da derinleştirir” ifadelerini kullandı.

‘EVDE HUZURLU VE GÜVENLİ BİR ORTAM OLUŞTURULMALI’
Sınav döneminde ev ortamının önemine vurgu yapan Yıldız, “Sınav dönemi öğrenciler için zaten başlı başına stresli ve yoğun bir süreçtir. Bu nedenle ev ortamının da mümkün olduğunca sakin, huzurlu ve güven verici olması gerekir. Ev içinde yaşanan tartışmalar, yüksek sesli konuşmalar veya gerginlikler çocukların psikolojik olarak daha fazla baskı hissetmesine neden olabilir” dedi.

Çocukların duygularını ifade edebilmesinin önemine dikkat çeken Yıldız, “Ebeveynlerin ‘Bu kadar stres yapacak ne var, abartıyorsun’ gibi küçümseyici ya da baskılayıcı cümleler kurmak yerine ‘Şu an kendini nasıl hissediyorsun, seni en çok düşündüren şey nedir, sana nasıl destek olabilirim’ gibi sorular sormaları çocukların duygularını daha rahat ifade etmelerini sağlar ve bu da kaygının azalmasına yardımcı olur” ifadelerini kullandı.

‘SINAV HAYATIN TEK BELİRLEYİCİSİ DEĞİLDİR’
Sınavın abartılmaması gerektiğini vurgulayan Yıldız, “Toplumda ve özellikle medyada sınavlar çoğu zaman hayatın en kritik ve en belirleyici anıymış gibi gösterilebiliyor. Ancak gerçekte LGS, öğrencinin hayat yolculuğundaki yalnızca bir basamaktır, kesinlikle hayatın sonu ya da tek belirleyicisi değildir” dedi.
Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı: “Ailelerin çocuklarına sürekli olarak ‘Bu sınav sadece bir araçtır, hayatının tamamını belirleyen bir sonuç değildir, biz her koşulda senin yanındayız ve seni destekliyoruz’ mesajını vermesi çok önemlidir. Bu yaklaşım, çocukların kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlar, yalnızlık duygusunu azaltır ve sınav kaygısını daha yönetilebilir bir seviyeye indirir.”