Bugün boyumdan büyük, beni fersah fersah aşan bir konuyu yazmak istiyorum affınıza sığınarak. Ben okudum çok ilgimi çekti ve paylaşmak istedim ilgi alanlarına girenlerle. Şöyle ki; Vatikanlı bir araştırmacı açıklamış 'Kıyamet tarihi, Son Akşam Yemeği'nde gizli'. Haydi buyurun.
* * *
'Son Akşam Yemeği' çoğumuzun bildiği gibi, İsa Mesih'in Romalı askerlerce yakalanmasından önce, 12 Havarisi ile yediği son akşam yemeğini resmeden ünlü bir tablo. Dedikten sonra gelelim Vatikanlı araştırmacının açıklamalarına.
Rönesans döneminde yaşamış İtalyan ressam ve filozof Leonardo Da Vinci'nin 'Son Akşam Yemeği' tablosuyla ilgili pek çok iddia ortaya atılmış. Ve de Vinci'nin kıyamet tahminini, İsa'nın 12 Havarisiyle yediği son akşam yemeğinde verdiği iddia edilmiş. Tabloyu görenler de benimle aynı fikirdedir sanıyorum. Da Vinci'nin bu tablosu sahiden çok gizemli. Dakikalarca tablonun önünden ayrılamıyor, mıhlanıyorsunuz. Havarilerin her birinin yüz ifadelerine, vücut dillerine farklı anlamlar yüklüyor ürperiyorsunuz.
* * *
Neyse lafı fazla dolandırmadan, Da Vinci'nin İsa'nın son akşam yemeğini resmettiği tabloda, birçok gizli mesaj verildiği iddia ediliyormuş. Ve de araştırmacılar, yıllarca bunun gizemini çözmeye çalışmış, çalışıyormuş. Yine iddia edildiğine göre, Vatikanlı araştırmacının adı Sabrina Sforza Galitzia imiş. Galitzia da tablo üzerinde araştırmalarda bulunmuş ve tabloda kötü bir mesajın yer aldığını ifade etmiş.
* * *
İşte sihirli cümle bu ayrıntıda gizli. Vatikanlı araştırmacı Galitzia'ya göre, mesajda kıyametin 1 Kasım 4006'da büyük bir sel tufanı sonucu kopacağı bilgisi yer alıyormuş. Dahası, Sabrina Sforza Galitzia araştırmasına dair verileri yayınlamayı planlıyormuş. İddia bu yönde.
* * *
Bilinmeyen insanı korkutur, ürkütür. Hatırlarsanız Maya takvimine göre de 12 Aralık 2012'de kıyamet kopacaktı. Yazıldı, çizildi. Komplo teorileri üretildi falan. Ama tabii o bir kehanetti. 'Son Akşam Yemeği'nin gizemi ise araştırmacıların bilimsel araştırmalarına dayanıyor. Ne dersiniz?
* * *
Bu arada, Vinci'nin bu ünlü tablosunu yıllar önce İzmir'de bir Mason arkadaşımın evinde görmüştüm. Tabloyu ikinci kez de, Antalya'da yaşayan tiyatro sanatçısı Levent Terzioğlu'nun çalışma odasında gördüm. Sonrasında pek çok kez tabloyu yakından inceleme fırsatım oldu elbette. Böyle yani.