​Sosyal Politikaların Bir Boyutu Olarak Yaşlılık Politikaları

Toplumumuz yaşlanmaktadır. Bunun sosyal politikalar açısından sonuçları şimdiye dek gereğince dikkate alınmamıştır. Yaşlılık, daha ziyade ölüme yakın olanların yaşam dönemi olarak görülmüş, durumlarının genel olarak üzücü olduğu kabul edilmiş, ama bunun değişmesini sağlayacak olan önlemlerin alınmasında bir hayli cimri davranılmıştır.
Sosyal politikanın yaşlılık boyutunu artık daha çok göz önüne almak gerekir. Yaşlılığın, ister (gerontologlar gibi) 60 yaşında, isterseniz (demograflar gibi) 65 yaşında başladığını kabul edin, sonuç değişmiyor. Türkiye nüfusunda 60 veya 65 yaş ve üzeri nüfusun hem sayısı hem oranı yükseliyor. Bunu durdurmanın mümkün olmadığını diğer ülkelerden görebiliriz. Bu yüzden sosyal politikalarımıza yaşlılık politikalarını eklemek mecburiyetindeyiz.
Bu noktada Gerontolojiye de önemli ödevler düşüyor. Fakat “Türk usulü Gerontoloji” olarak nitelendirebileceğimiz bir Gerontolojinin temelleri atılmıştır. Ben buna “Paralel Gerontoloji” diyorum. İçinde gerontolog hariç herkes var. Örneğin laboratuvarında moleküllerle, atomlarla, kimyevi bileşimlerle ilgilenmesi gereken kimyager, yaşlı hastalarını muayenehanesinde tedavi etmesi gereken geriatrist, vücuttaki hormonları gözlemlenmesi gereken hormon uzmanı. Bu paralel Gerontolojide eksik olan yegâne uzman gerontologtur. Bu yüzden Türkiye’de Gerontologsuz Gerontoloji vardır.
Türkiye’nin bilim dünyasında imajını aşağıya çekmesi bir yana, gerontologsuz gerontoloji ile yaşlanan toplumumuzun ihtiyaçlarının karşılanmasına Türk usulü gerontoloji hiçbir katkı sağlayamaz.
Bir taraftan sosyal politik uygulamalar, diğer taraftan sosyal politikanın teorisi olarak sosyal politika ikiye ayrılır. Kimyager bunu bilemez. O sadece organik ve anorganik olarak ikiye ayırdığı kimya dünyasındaki olgularla meşgul olması gerekirken, birileri düğmeye basıp, kimyagerden de gerontolog olur demeye getirmiştir. Kimyagerden gerontolog oluyorsa, gerontologdan da astronot olur. Geriatristten gerontolog oluyorsa, gerontologtan iç hastalıkları uzmanı, hormon uzmanında gerontolog oluyorsa, gerontologtan da kadın doktoru olur. Böyle saçmalıklar olmayacağına göre Gerontoloji gerontologlara iade edilmesi gereken bilimsel bir alandır.
Gerontoloji kendi içinde kollara ayrılır. Sosyal Gerontolojinin hem sosyal teorik politika hem pratik sosyal politika ile yakın bağlantıları olduğunu da söylersek, yaşlılık ve sosyal politika arasındaki sıkı ilişkiye de dikkat çekmiş oluruz.
Sosyal Gerontolojide yaşlılığın durumu incelenmektedir. Yaşlılığın durumu akla yaşlıların durumunu getirse de birbiriyle bağlantılı olmakla birlikte bunlar aynı şey değillerdir. Birinde yaşlılık olgusundan, diğerinde yaşlı fertlerden söz edilmektedir. Yaşlı fertlerin durumunu tarif edebilmek, açıklamak ve gelecekle ilgili öngörü ortaya koyabilmek için yaşlılık olgusunun analizine ihtiyaç duyulur.
Yaşlılık olgusunun analizinde bugün en çok kullanılan teorik kavramlardan biri olan yaşam durumu, 1960’lı yıllardan bu yana Yaşlılık Sosyolojisi alanında kullanılmaktadır. Yaşlılığın analizinde kullanılan yaşam durumu kavramının ardında ise sosyal eşitsizlik kavramı yer almaktadır.
Yaşam durumu, bireyin maddi ve maddi olmayan ihtiyaçlarını kalıcı şekilde gidermede sahip olduğu eylem alanları olarak tanımlanır. Yani yaşam durumu, bireysel özelliklerin ve sosyal özelliklerin bir fonksiyonudur.
Yaşam durumu kavramıyla tanımlanan bu fonksiyonun analizinden bahsediyoruz. Bu yüzden her ferdi teker teker değil, aksine yaşlılık dediğimiz yaşam dönemindeki kütle, bizim incelediğimiz nesnedir. Bu kütlenin yaşam durumunu bir taraftan maddi varlıkları ve maddi olmayan değerleri, diğer taraftan ihtiyaçlarının pozitif ve negatif karşılanmasını dikkate alarak incelemek gerekiyor.
Böylece yaşlılık sosyal politikaları ile “yaşam fırsatlarının dağılımına etki” edebilme şansını yakalamış oluruz. Sosyal politik uygulamaların bir parçası olan yaşlılık politikaları ile giderilmesi gereken yaşlıların ihtiyaçlarını giderme girişimleri de böylece rasyonel eylemlere dönüştürülebilir.