Bireyler arasında ikinci el ürün alışverişi ekonomik bir seçenek olduğu gibi, çevresel ve toplumsal bir tercih olarak da görülüyor. Karşılıklı güvene dayalı bir ihtiyacı karşılama, malı eski diye sokağa atmama ve en önemlisi de dayanışmaya dönük bir performansın sahnelendiği bir ticaret şekli!
Turistik amaçlı gittiğim Danimarka’nın başkenti Kopenhag ile denizden komşusu İsveç’in Malmö şehrinde tabelasında ‘Second Hand’ (İkinci el) yazan irili ufaklı mağazaları gezdik. Her ürünün üzerinde o ürünün özelliklerini gösteren kısa bir bilgi ve fiyatını görüyorsunuz. Ürüne dokunuyor, etiketi çeviriyor, özellikleri okuyorsunuz, kesene uygunsa alıp çıkıyorsun. Bizim ülkedeki fiyatlarla kıyasladım daha ucuz, o ülke insanının geliri ile fiyatlar yerlerde! Bu mağazalarda az giyilmiş, sıfıra yakın ayakkabılar, montlar, yağmurluklar, şemsiyeler, el aletleri, bisikletler, eldivenler, kolyeler, gözlükler ve daha yüzlerce ürün.
Bizim eski bit pazarı benzeri.
Türkiye’de ikinci el alışveriş özellikle genç ve eğitimli kesimde hızlı normalleşti.
Araştırmalara göre, ikinci el satışların düşük statü göstergesi olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 10’lara düşmüş durumda. Artık bu trend alışverişte ikinci el ürün kullananlara yönelik tasarruflu, çevreye duyarlı ve tarz sahibi gibi olumlu ifadeler daha çok dillendirilmeye başladı. Toplumdaki bu dönüşümün ise ikinci el alışverişin artık geniş kesimler tarafından kabul gören bir davranış haline geldiğini ortaya koyuyor. Statüye dayalı eski bariyerler yerini bilinçli tüketim ve sürdürülebilirlik anlayışına bırakıyor.
Araştırmalar özellikle genç, eğitimli ve büyükşehirlerde yaşayan emekli kesimin ikinci el alışverişte daha aktif olduğunu gösteriyor. Güvenli ödeme ve şeffaflık ikinci eli güvenilir hale getiriyor.
Bu iş birçok Avrupa ülkesinde ve ABD’de evlerin önünde açılan tezgahlarda yapılıyor. Bizim ülkemizde ise bu alışkanlık henüz yok ve ayıp olarak görülüyor. Birkaç yerel yönetimin yer gösterme ve lojistik destek sağlayarak alıcı ile satıcıyı buluşturma gibi bu konuda önemli bir hizmet verdiğini duyuyoruz. Antalya’da Muratpaşa belediyesi sınırları içindeki Meltem semtinde açılan büyük bir alanda bu tip alışverişi görürsünüz.
Ben bunlara eskinin Bit Pazarlarının sosyalleşmiş hali diyorum.
Kermes ürünlerinin satıldığı pazarlardan söz etmiyorum. Olayın boyutu başka!
Bu pazara varsıl kesim de ürününü getirip satıyor, orta direk de yoksul da.
Fiyatlar piyasanın çok altında ve pazarlıkla daha da aşağı düşebiliyor
***
Kim söylemişse doğru söylemiş;
Bir ülkeyi yoksulluk değil.
Yoksulun utandırılması çürütür.