Sülün Osman’ı bilir miydiniz?

Akdeniz Üniversitesi’nde bir akademisyenin kendi geliştirdiğini söylediği bir algoritma ve aplikasyon sayesinde ABD borsasında yüksek kazanç vaadiyle 50’den fazla doktor ve sağlık çalışanını dolandırdığını, kendi üzerine tescil ettirdiği bazı gayrimenkuller ve 250 milyon liraya yakın nakit parayla yurt dışına kaçtığını okuduk.

Baktığınızda fıkra gibi olan bu dolandırma olayı bana bir dönemin en büyük dolandırıcısını anımsattı. Yalnız o günümüzün dolandırıcıları gibi organize olmaz, tek başına çalışırdı. Asker, ya da polis gücü, yani devlet gücünü kullanarak halkı dolandırmazdı. Hiçbir olayında bu etiketleri kullandığı görülmedi.

Hiçbir egemen gücün yanında olmadı, yandaşlık gibi bir yeteneği de yoktu!

Bu kişiye benim dolandırıcı demeye dilim varmıyor, elim yazmıyor.

Osman Ziya Sülün desem kimse anımsamaz onu ama Sülün Osman desem belki hatırlayanlar çıkacaktır. Zaten amacım bizden çok sonrakilere yani bugünkü kuşağa bu kişiyi biraz da olsa anlatmak.

Bu ‘Dolandırıcılar Kralı Sülün Osman’ denilen kişinin ilk işi 1960'lı yıllarda İstanbul'da kiraladığı evin sahibini dolandırmak olmuş.

Ev sahibi kurnaz ya, Sülün Osman ondan da kurnaz!

'Taşı toprağı altındır' diye İstanbul'a göç eden, hemen zengin olma hevesindeki insanlar Sülün Osman'ın tuzağına düşmüş. Onlara saat kulesi, müze, hatta İstanbul'un caddelerini satmış. Her işinde yakalanmış, kısa hapis cezaları almış, tövbeler etmiş, harama hiç el uzatmadığını söylemiş, 'Ben, beni dolandırmak isteyenleri dolandırdım!' demiş.

Sülün Osman bazı hâkim ve savcıları ikna edememiş olacak ki birçok kez hapis cezası almış ama cezaevinde mahkûmlara 'Alın teri ile yaşamak!' üzerine konferanslar vermiş!

Sülün Osman Rahmetli Turgut Özal'a da akıl veren 'Gelsin bana sorsun köprünün nasıl satılacağını ona göstereyim!' diyen kişidir.

Rahmetli Aziz Nesin gibi dünya yazarına dava açan bir kişidir Sülün Osman.

Aziz Nesin 'Kazan Töreni' adlı kitabındaki bir öyküde kendisi için, 'Sülün Osman Pırrr' dediği için onun hakkında 'Manevi şahsiyetini rencide suçu işlemekten' dava açar.

Hakkında yazanlara göre, Sülün Osman’ın tek talihsizliği, döneminde bugünkü kadar yaygın ve etkili bir medya olmamasıydı. Zira o toplu dolandırıcılığa kalkışan biri değildi, ferdi çalışırdı!

Gerçi buna dolandırıcılık da denmezdi. Kendisini akıllı sananları kandırmaktı.

İçeri her girişinde 'Uslandım' artık dese de hiç uslanmayanlardandı. Çünkü Aziz Nesin’in söylediği ‘Türk halkının yüzde 60’ı aptaldır’ sözüne paraya çeviren ve hiç olmazsa dolandırdığı kişiyi kısa süreliğine de olsa mutlu eden bir insandı.

Onun hakkında film çevrildi, kitap yazıldı.

Günümüzün modern dolandırıcılarla kendisini kıyaslamaya kalksaydık her halde bize de dava açardı.

Demem o ki;

Sülün Osman iyi ki bu günleri görmedi.