Evlerde uzun süre bekletilen ve son kullanma tarihi geçen ilaçların hem insan sağlığı hem de çevre için ciddi tehlike oluşturduğu uyarısı yapılırken, Eczacı İsmail Erçin bu ilaçların bilinçsiz kullanımının “sessiz zehirlenme” riskini artırdığını söyledi. Uzmanlara göre, kimyasal yapısı bozulan ilaçlar etkisini kaybederek tedaviyi başarısız hale getirebilirken, yanlış imha edilen ilaçlar ise su ve toprak kaynaklarını kirleterek çevresel zararın yanı sıra gıda zinciri üzerinden dolaylı sağlık risklerine yol açabiliyor.
“SESSİZ ZEHİRLENME” RİSKİ
Bilinçsiz ilaç kullanımının ve tarihi geçmiş ilaçların fark edilmeden tüketilmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Erçin, “Evlerde uzun süre boyunca bekletilen, çoğu zaman da son kullanma tarihi kontrol edilmeden saklanan ilaçlar, fark edilmeden kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu durum yalnızca basit bir ihmal gibi görünse de aslında ‘sessiz zehirlenme’ dediğimiz, etkisi yavaş ilerleyen ama sonuçları ağır olabilen bir tabloyu ortaya çıkarıyor” dedi.
‘SON KULLANMA TARİHİ GÜVENLİK GÖSTERGESİDİR’
İlaçların üzerindeki son kullanma tarihinin önemine dikkat çeken Erçin, “Son kullanma tarihi, bir ilacın yalnızca raf ömrünü değil, aynı zamanda güvenli ve etkili kullanım süresini de belirler. Bu tarihin geçmesiyle birlikte ilacın kimyasal yapısında bozulmalar başlayabilir, etkin maddesi azalabilir ya da tamamen etkisiz hale gelebilir. Hatta bazı durumlarda bu bozulma, ilacı faydasız olmaktan çıkarıp doğrudan zararlı bir maddeye dönüştürebilir” ifadelerini kullandı.
‘ANTİBİYOTİK VE DİĞER İLAÇLARDA RİSK DAHA YÜKSEK’
Özellikle antibiyotiklerin son kullanma tarihi geçtikten sonra kullanılmasının tehlikeli olduğunu vurgulayan Erçin, “Antibiyotiklerde etkinliğin kaybolması tedavinin başarısız olmasına neden olur. Bu durumda enfeksiyon kontrol altına alınamaz ve hastalık ilerleyebilir. Bu sadece bireysel değil, toplumsal sağlık açısından da risk oluşturur” diye konuştu.
Ağrı kesiciler, şuruplar ve hormon içerikli ilaçlara da değinen Erçin, “Bu ilaçlarda bozulma, vücutta beklenmeyen yan etkilere yol açabilir. Kişi tedavi beklerken yeni sağlık sorunlarıyla karşılaşabilir” dedi.
FİZİKSEL DEĞİŞİMLERE DİKKAT
İlaçlarda görülen değişimlerin önemli bir uyarı olduğuna dikkat çeken Erçin, “Renk değişimi, kötü koku, tortu oluşumu ya da kıvam bozulması gibi durumlar ilacın artık güvenli olmadığını gösterir. Bu tür belirtiler kesinlikle göz ardı edilmemelidir” ifadelerini kullandı.
‘YANLIŞ İMHA ÇEVREYİ TEHDİT EDİYOR’
Son kullanma tarihi geçmiş ilaçların çöpe atılması veya lavaboya dökülmesinin ciddi çevre sorunlarına yol açtığını belirten Erçin, “Evsel atıklarla doğaya karışan ilaçlar toprak ve su kaynaklarını kirletir. Lavaboya dökülen sıvı ilaçlar arıtma tesislerinde tamamen yok edilemez ve su kaynaklarına ulaşabilir” dedi.
‘KİRLİLİK GIDA ZİNCİRİNE KADAR ULAŞABİLİR’
Bu durumun uzun vadede insan sağlığını da tehdit ettiğini söyleyen Erçin, “Bu kirlilik zamanla gıda zincirine kadar ulaşabilir. Yani doğaya bırakılan ilaçlar dolaylı yoldan tekrar insanlara geri dönebilir ve ciddi sağlık riskleri oluşturabilir” diye konuştu.
İlaç dolaplarının belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Erçin, “Birçok evde unutulmuş ya da tarihi geçmiş ilaçlar uzun süre saklanabiliyor. Bu durum özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar için büyük risk oluşturur” dedi.
‘DOĞRU KULLANIM HAYAT KURTARIR’
Erçin açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “İlaçlar doğru kullanıldığında hayat kurtarır, ancak bilinçsiz ve kontrolsüz kullanıldığında hem insan sağlığına hem de çevreye zarar verir. Bu nedenle evlerdeki ilaçların düzenli kontrol edilmesi ve son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin uygun şekilde imha edilmesi büyük önem taşıyor.”