Bu noktada Atatürk'ün şu söylemini anımsamak gerekir:
'Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getiren milletler; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdur.'
Güçlü olanın, zayıf olanı ezdiği bir düzen ahlaki sayılamaz. Bu düzende baskı, zulüm vardır. Devletin görevi yasalar ile bunun önüne geçmektir. Yasalar ahlak kurallarını dikkate almalı, ahlaklı olmayı özendirici, ahlaksızlığı ise cezalandırıcı özellik taşımalıdır.
Vergi kaçırmak, ahlaki değildir. Kayıt dışı ekonomi bitirilememiştir. Piyasada serbest çalışan ve iş hayatı boyunca devlete bir kuruş vergi ödemeyen kişiler vardır. Bazı ülkelerde vergi kaçırmak büyük suç sayılmakta ve hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
Ticaret hayatında iyi niyet kurallarına aykırı; aldatıcı, yanıltıcı söylemler ve davranışlar, rekabetin kötüye kullanılması anlamına gelir ki bunlar ahlaki değildir.
* * *
Nedir bunlar?..
Müşteriye malda gerçekte var olmayan bir özelliğin olduğunu söylemek.
Müşterinin istediği malı/markayı kötüleyerek stoğu şişen malı/markayı satmaya çalışmak.
Rakibin aleyhine konuşmak, rakibi kötülemek.
Müşteriye 'ayıplı' malı, ayıbını gizleyerek satmak.
Sattığı malın arkasında durmamak.
Fahiş fiyatla mal satmak.
Müşteriye kasa fişi, fatura veya garanti belgesini vermemek.
Bir malın satın alınmasını, başka bir malın satın alınması koşuluna bağlamak.
Satış sözleşmesi koşullarına uymamak, sözleşmeye müşteri aleyhine madde koymak.
Stoğunda olmayan malı satmak ve söz verdiği zamanda malı teslim etmemek.
Müşteriye sipariş fişi veya satış sözleşmesindeki malın/markanın dışında başka bir mal/marka göndermek.
Etiketteki fiyat ile kasadaki fiyat, sözleşmedeki fiyat ile faturadaki fiyat arasında tüketici aleyhine fark olması,
Çalıştırdığı kişinin yasal haklarını vermemek. Örnek: Sigortasız çalıştırmak.
Karşılıksız çek vermek, borcuna sadık olmamak.
Sonuç: Ekonomik başarı ancak ticari ahlak ile mümkündür.