GÜNDEM

Türkiye Buluşmaları'nın ikinci durağı Antalya oldu

Saadet Partisi ile DEVA Partisi'nin ortaklaşa düzenlediği Türkiye Buluşmaları’nda Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, tarımdan turizme, ekonomiden adalete kadar birçok başlıkta iktidarı eleştirirken, Antalya'nın kronik sorunlarına ilişkin çözüm önerilerini de kamuoyuyla paylaştı

Saadet Partisi ve DEVA Partisi ortaklığında düzenlenen Türkiye Buluşmaları programının ikincisi, Antalya Mimar Sinan Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Programa çok sayıda siyasi parti temsilcisi, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, parti üyeleri ve vatandaş katıldı.

Toplantıda ilk olarak konuşan Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Mehmet Fatih Tekin, birlik ve beraberlik mesajı verdi.Tekin, "Bizim ihtiyacımız olan şey ayrılık değil, birlikteliktir. Bu birlikteliğin ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz adına hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.

DEVA Partisi Antalya İl Başkanı Özlem Arlıer ise Antalya'nın yalnızca turizm kenti olarak görülmemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Antalya denildiğinde çoğu insanın aklına turizm geliyor. Elbette turizm en büyük değerlerimizden biridir ancak Antalya'yı sadece turizm ile tanımlamak büyük haksızlık olacaktır. Antalya, çiftçisinin alın teriyle ülkemizin üretim merkezlerinden biridir. Bunun yanında korunması gereken büyük bir doğa emanetidir. Biz Antalya'yı üreten, alın teri döken ve doğasını koruyan insanların şehri olarak görüyoruz."

ARIKAN: "SORUN KAYNAK EKSİKLİĞİ DEĞİL, YÖNETİM ANLAYIŞI"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye'nin en verimli topraklarından biri olan Antalya'nın hak ettiği değeri göremediğini söyledi. Arıkan, "Dünyanın en güzel ülkesinin en bereketli topraklarında toplantı yapıyoruz. Antalya, Türkiye'ye çok büyük değer katacak potansiyele sahip. Ancak Antalya toplumumuz gibi hak ettiğini alamıyor, hak ettiği standartlara ulaşamıyor. Sorun kaynak eksikliği değil, sorun yönetim anlayışındadır. Yaşananları sadece dış gelişmelere bağlamak doğru değildir. Bunu ifade etmek için de Antalya'dayız" diye konuştu.

"ÇİFTÇİ ARTIK ZARARINI HESAPLIYOR"

Antalya'nın tarımsal üretim gücüne dikkat çeken Arıkan, üreticilerin büyük sıkıntı yaşadığını belirterek, "Antalya'nın yıllık tarımsal ihracatı yaklaşık 1,5 milyar dolar. Yaş meyve ve sebze üretiminde lokomotif konumunda. Bu topraklar doğru politikalarla koskoca bir kıtayı doyuracak potansiyele sahip. Ancak gelin görün ki bu bereketli topraklardaki üreticiler mutlu değil. Çiftçilerimiz bu yıl ne kadar ürün alacağını değil, bu yılı en az zararla nasıl kapatacağını düşünüyor. Bu kıymetli topraklarda yere düşen çekirdek bile yeşerirken bugün umudun bile yeşermediğini gördük” dedi.

"FAİZE AYRILAN KAYNAK TARIMIN 13 KATI"

Tarımsal desteklerin yetersiz olduğunu savunan Arıkan, şu ifadeleri kullandı: "Çiftçilerimize ayrılan tarımsal destek 95 milyar TL iken, faize ayrılan miktar 1 trilyon 200 milyar liranın üzerinde. Neredeyse 13 katı. Bu iktidar üretim değil, faiz ekonomisi üzerine kuruldu. Böyle olduğu için çiftçimiz hasattan sonra borçlarını kapatabilmek adına yeniden yüksek faizlerle kredi çekmek zorunda kalıyor. Tarımsal ürünlerin üzerindeki vergi yükü derhal kaldırılmalıdır. Bu yapılmadığı sürece bu bozuk düzen çiftçilerimizin umudunu daha da yeşertmeyecektir."

"EXPO ALANI TARIM KAMPÜSÜNE DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR"

Arıkan, atıl durumdaki EXPO alanının üretime kazandırılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: "1.120 dönümlük EXPO alanı atıl vaziyette duruyor. O devasa alanı tarım üretim merkezi yapabiliriz. Zirai ürünlerin geliştirilmesi ve üretimi için burayı büyük bir tarım kampüsüne dönüştürebiliriz. Güçlü tarım, güçlü çiftçiyle olur. Güçlü çiftçi de doğru bir yönetimle olur."

"TURİZM GELİRİ ANTALYA'DA KALMALI"

Turizm gelirlerinin tabana yayılması gerektiğini söyleyen Arıkan, şunları kaydetti: "17 milyon kişiyi ağırlayan Antalya'da vatandaşımız ve esnafımız bu turistlerden ne kadar pay alıyor? Esnafımız yapılandırmalara mecbur kalmış durumda, iflasın eşiğinde. Bu tablo ortada çok büyük bir sorun olduğunu gösteriyor. Biz istiyoruz ki Antalya'nın turizm geliri Antalya'da kalsın. Turizm geliri sadece büyük otel sahiplerine değil; Kaleiçi'ndeki esnafa, Alanya'daki taksiciye, pazarcıya ve çiftçiye de gitsin. Bizim hedefimiz sadece turist sayısını artırmak değil, turizm gelirini adil şekilde paylaştırmaktır. Gerçek başarı 17 milyon turisti ağırlamak değil, onların bıraktığı değeri Antalyalılarla buluşturabilmektir."

"HİPODROM YERİNE SANAYİ ALANI YAPILMALIYDI"

Antalya Organize Sanayi Bölgesi'nin önemine değinen Arıkan, şu değerlendirmede bulundu: "Necmettin Erbakan'ın far ışıkları altında temeli atılan Organize Sanayi Bölgesi için zamanında çok şey söylendi. Bugün orada 300'den fazla fabrika faaliyet gösteriyor, on binlerce kişiye istihdam sağlıyor ve milyarlarca dolarlık katma değer üretiyor. Aynı alanın karşısına ise bir hipodrom yapıldı. Oysa hipodrom yerine onlarca fabrikanın kurulacağı yeni bir sanayi alanı oluşturulabilirdi. İşte biz bu anlayışla çalışan insanlar olarak Antalya'yı sanayide ve üretimde de hak ettiği yere taşıyacağız."

GAZZE VE NATO MESAJI

Dış politikaya da değinen Arıkan, şu ifadeleri kullandı: "Anadolu'nun en ücra köşesindeki çocuklar, Libyalı yetimler, Gazzeli masum çocuklar, Vietnamlı insanlar var. Fakat bugün NATO meselesi ana akım medyada farklı şekilde konuşuluyor. İktidar bugün Gazze ağlarken Gazze'nin katilleriyle kahkaha atmayı tercih ediyor. Sonuç bildirisinde Gazze ve Filistin için tek bir kelime bile yok."

"İTTİFAKIMIZ SEÇİM HESABI DEĞİL, YÖNETİM ANLAYIŞIDIR"

Arıkan, DEVA Partisi ile kurdukları iş birliğine ilişkin de şunları söyledi: "Biz ittifakı seçim matematiği üzerine değil, ortak bir siyaset anlayışı üzerine kuruyoruz. Bunun ilk şartı ortak bir seçim beyannamesi hazırlamak değildir. Asıl mesele siyaset yapma tarzını ve kadro anlayışını köklü biçimde değiştirmektir. Gerçek ittifak partiler arasındaki pazarlıklar değil, halk ile devletin birlikte olduğu bir yönetim anlayışıdır. Kayırmanın yerini liyakat, kutuplaşmanın yerini ise birliktelik alacaktır."

BABACAN: "TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK İHTİYACI DİNLEYEN BİR YÖNETİM"

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da konuşmasında Antalya'nın büyük potansiyeline rağmen önemli sorunlar yaşadığını ifade ederek, "Antalya Türkiye'nin benzersiz şehirlerinden biri. Ancak sorun çok. Sorunları dinleyerek çözebiliriz. Önce dinlemek gerekiyor. Esnafın, çiftçinin kaygısını, ihracatçının rekabet sorunlarını, gençlerin endişelerini biliyoruz. Çünkü dertlileri dinliyoruz. Bu milletin kendisini dinleyen bir yönetime ihtiyacı var. Ülkeyi yönetenler artık milleti dinlemiyor, görmüyor. Aralarına büyük duvarlar ördüler, mesafeler koydular. Sadece kendi çevrelerine bakıyorlar. Sorunun özünde aslında tam da bu var” dedi.

"ADALET OLMADAN HUZUR VE YATIRIM OLMAZ"

Babacan, ülkede adalet duygusunun zedelendiğini savunarak şöyle konuştu: "Ülkede herkes adalet arıyor. Geçinemeyen, iş bulamayan, yarını için kaygılanan, çocuklarının geleceğini düşünen milyonlar var. İnanın ülkedeki herkes adalet arıyor. Adalet yoksa huzur olmaz. Huzur olmazsa güven olmaz. Güven olmayınca yatırım da olmaz. Ekonomik gelişme de mümkün olmaz."

"KAYNAKLAR 86 MİLYON İÇİN KULLANILMALI"

Gelir dağılımındaki bozulmaya dikkat çeken Babacan, şu ifadeleri kullandı: "Ülkede 30 milyon doların üzerinde serveti bulunan, yani ultra zenginlerin sayısı son bir yılda iki kat arttı. Bir yanda da milyonlarca insan ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor. İnanın bu tablo tesadüf değil. Bu tablo yanlış kaynak yönetiminin sonucudur. Bu ülkenin kaynakları var. Ancak bu kaynaklar doğru şekilde kullanılmıyor. Avrupa'nın en büyük tarım arazilerine sahip ülkelerinden biriyiz. Mesele bütün bu imkânların kim için kullanıldığıdır. Biz kaynakları bir avuç ayrıcalıklı kesim için değil, 86 milyon vatandaşımız için kullanmak zorundayız."

"NATO ZİRVESİNDE VATANDAŞ MAĞDUR EDİLDİ"

Babacan, NATO Zirvesi öncesinde alınan güvenlik tedbirlerini de eleştirerek şöyle konuştu: "NATO Zirvesi öncesinde tüm yollar kapatıldı. Daire izinleri verildi. Adeta vatandaşa 'Siz dışarı çıkmayın, mümkünse şehri terk edin.' denildi. Devlet kendi vatandaşından korkar mı? Bu kadar büyük önlem vatandaş için alınır mı? NATO zaten üyelerini koruma mekanizmasıdır. Siz NATO'yu kendi vatandaşınızdan mı koruyorsunuz? Bu çok abes bir durum. Güçlü devlet, kendi vatandaşını ihmal etmeyen devlettir. Güçlü devlet asfalt sermekle değil, vatandaşının onurunu korumakla olur."

"BRANDALAR ADALETSİZLİĞİ ÖRTEMEZ"

Babacan, geçmişte Antalya'da düzenlenen G20 Zirvesi'ni hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı: "Aynı zirve 2004 yılında İstanbul'da yapıldı. O zaman böyle bir tablo yaşanmadı. Biz Antalya'da G20 Zirvesi'ni gerçekleştirdik. Antalya'da yaşayıp da 'Bu zirveden rahatsız olduk.' diyen kimse olmadı. Tertemiz bir zirveydi. Antalya bunu başarabiliyor. Brandalarla adaletsizliği, hukuksuzluğu ve fakirliği kapatamazsınız. NATO'nun geçeceği yollara sıfır asfalt sermek yerine milletin yıllardır beklediği yolları bitirmeniz gerekir."