Ucuz kahraman!


(doktorlar ‘sizde dudak kanseri başlangıcı var’ dediklerinde verdiği cevap..)
Ucuz kahraman olmak gibisi yok, bir iki nara, bir iki anırma,bir iki osurma al sana kahraman….
Bazı coğrafyalar bu konuda çok şanssız..
General Patton, yeni kitabımda detaylıca anlattığım gibi, tipik bir ateş hattı subayıydı, elini tabancasından uzak tutmazdı, mermi yağmuru altında hayatını kaç kere tehlikeye atmıştı hatırlamazdı bile. Bu gün Amerikan Sağ siyasi görüşünün en önemli figürlerinden biridir. Fikirlerine katılmak mümkün olmayabilir ama adamın dört okka ‘ t...k’ taşıdığından kimsenin şüphesi yoktur.
Kısaca , ucuz değildir.
Ona rağmen yükselebilmek için yapmağı yağcılık, girmediği kılık kalmamıştır. Yukarda ki sözleri bunun en açık ispatıdır.
Niye Fransız devrimini yazdın diye soranlara; Toplumlar gelişirken çok farklı şartlardan geçmezler, zaman değişir, şartlar ise yeni zamana uyum sağlarlar, ne var ki esas olarak değişmezler.
Ahalinin, genelde dindar ve muhafazakar değerlere sahip olduğu varsayılır, bu, bu gün de böyledir Fransız devrimi sırasında da böyleydi…
Her toplumda her dönem bir tür asilzade sınıfı vardır, 18. Asır sonunda Fransa da toprak sahibi soylular, ve kilise ruhban sınıfı nasıl toplumsal diğer tüm sınıfların üstünde imtiyazlara sahip idi, yetkilerinin Tanrı’dan geldiğini iddia ederlerdi.
Bu gün H.Ö,E.Ö, A.H, .A.A gibi köşe yazarları ,
veya büyük şirketlerin CEO ları,
türedi zenginler ve onların yarı piçleri….
aynı imtiyazlara sahiptir.
Kendilerini dokunulmaz, ayrıcalıklarını ise tartışılmaz kabul ederler.
Onun içindir ki dün dinci tellaklığı yapan biri, bir Ramazan günü içki masasında resimlendiğinde adeta kudurur. Çünkü düşünür ki onun imtiyazları onu yeterince korumamıştır, o halde kanunlar, devlet, herkes ve her şey suçlu olmak zorundadır.
Bir başkası, uçakta yanında oturan siyasetçinin uyuya kalmasına tahammül edemez: ‘Sen kimsin ki benim gibi önemli bir köşe çamurcusunun yanında uyuyabiliyorsun’ diye hayıflanır. ‘Bitiririm lan senin siyasetini’ diye dayılanır.
Fransa da 18.asır sonlarında asillerin yetkileri halk tarafından bir de facto olarak kabul edilmişti. Onlar o imtiyazlarla doğmuştu . O kadar.
Kilise de ‘evet öyle’ diyordu.
Gariban halk kime gidecekti işin doğrusunu öğrenmek için.
Bu gün de şöyle bir etrafınıza bakın, aynı kimlikleri, farklı kılıklarda ve farklı işlerde her yerde görüyorsunuz…
Hala aynı tafra,’ imtiyazlarımızı tartıştırmayız!’
Fransa devrimi esnasında da tartışmamışlardı, tartışılmasına izin ve imkan vermemişlerdi..
Soruyorlar; Neden Fransa devrimini yazıyorsun diye….
Bir sonra ki yazıda; keramati kendinden menkul CEO lar..