Ulaşım, ve Demografi ve Demokrasi
Halbuki ulaşım “bir yerden başka yere hareket edebilme yeteneğidir”. Dikkat edilirse hareket yeteneğinin nasıl ve ne ile bağlantılı olduğu belirtilmemiştir. Bir yerden bir yere taşıtla ya da yürüyerek gidilebilir. Dolayısıyla “hareket yeteneği” bir araçla ya da bireyin kendi yetenekleriyle.
Demografik değişimler yaşlıların çoğalmasına yol açtığı ve yaşlandıkça bireysel hareket yeteneklerinde az çok kayıplar verildiği için ulaşım sisteminin bunu göz önüne alarak yapılandırılması gerekmektedir. Türkiye’de ulaşım dar çerçevede ele alanınan sorun olduğundan, trafik sisteminin düzenlenmesi için girişimlerle sınırlı adımlar atılmaktadır. Köprüler, havaalanları, yollar, yer altı tünelleri, metrolar ve daha pek çok gerekli, ancak yeterli olmayan girişimlerle soruna çözüm getirilmeye çalışılmaktadır. Ancak pek fazla başarı elde edilemediği de gözden kaçmıyor.
Ulaşım “canlıların kaynaklara erişme yeteneği, ihtiyacı ve zorunluluğunu” ifade etmektedir. Canlıların hangi kaynaklara neden erişecekleri ihtiyaçlarına bağlıdır. Nasıl erişecekleri ise sistem kavramına bağlıdır. Burada “canlı” kavramını, insan ile sınırlı tutmaktayız. Diğer canlı türlerinin, örneğin arıların hangi kaynakları neden ve nasıl erişebildikleri ayrı bir konudur. Bunların da önemli oldukları kesindir. Örneğin binalara yer açmak için doğal yeşil alanların yok edilmesi, arı ve böcekler dünyasının kaynaklarının tüketilmesi anlamına gelmektedir. Doğal kaynakların bilinçsizce yok edilmesi daha pek çok canlı türünün ihtiyaçlarını karşılayan kaynaklara erişmesini kısıtlamaktadır. Bu yüzden daha uzaktaki kaynaklara erişebilmeleri zorunlu hale gelmekte, bu yüzden daha fazla enerjiye ihtiyaç duymaktadırlar, ama tüketilen kaynaklardan elde ettikleri enerjiden yoksun bırakıldıkları için “ulaşım” yetenekleri yok edilmektedir. Böylece ekolojik denge bozulmaktadır.
Ulaşım sistemi, kendi kendini organize edebilen kapsamlı bir sisteminin bir parçası olarak düşünülmeli ve toplumun alt sistemlerinden biri kabul edilmelidir. Bu açıdan bakıldığında ulaşım, sadece A noktasından B noktasına erişebilme yeteneği ile sınırlı olmayıp, aynı zamanda bilincin de hareketliliği anlamına gelmektedir. Bilincimizin ufku, bizim ulaşım sistemizin sınırlarını tayin etmektedir.
Trafik, insan, eşya, haber ve enerjinin yer değiştirmesidir. İnsan trafiği, eşya trafiği, haber trafiği ve enerji trafiği gibi farklı trafikler ve farklı trafik sistemleri vardır. Trafik bu “şeylerin” ulaşımını ifade etmektedir.
İnsan ile bağlantılı ulaşımın demografik değişimlere uygun şekilde yapılandırılması kolay anlaşılır ve ret edilmez. Buna karşın demokrasiyle bağlantıları genellikle göz ardı edilir ve kabul edilmeleri, iktidar ve güç mercilerinin bakış açısına göre değişir.
Demokratik bir toplumda ulaşım sisteminin temel özellikleri neler olmalıdır? Ulaşım ve erişmek aynı şeyler değildir. Ulaşım bir yerden bir yere hareket iken, erişmek ulaşılan yerdeki kaynaklara ulaşmak anlamına gelmektedir.Erişim, tüm insanların diğer insanlara, mekanlara, mallara ve hizmetlere uygun biçimlerde erişme hakkıdır. Örneğin yoksul bir kimse zengin kimselerin gittiği eğlence yerlerine ulaşabilir. Fakat o yerlere erişemez. Çünkü ona bunu sağlayan olan maddi imkanlardan yoksundur. Diğer taraftan trafik açısından düşünürsek, bu tür yerlere taşıtla ulaşım olanakları da yoksul insanların kısıtlıdır. Genellikle günün geç saatlerinde başlayan “eğlence”, yoksul semtlerden zengin semtlere trafikle alakalıdır.
Bu imkanlar yoksa, ulaşım sistemi, hareket yeteneğini kısıtlar. Dolayısıyla ulaşım ve erişim arasında demokratik açıdan da sıkı ilişki vardır. Bu da bizieşitlik kavramına götürür. Yaşından, cinsiyetinden, bedensel özelliklerinden bağımsız olarak herkesin ulaşım ve erişim ihtiyaçları, sosyal, bölgesel ve kuşaklararası hakkaniyet göz önüne alınarak garanti edilmelidir.
Bireysel ve toplumsal sorumluluk kavramları da demokrasiyle ilişkilidir. Tüm vatandaşlar ulaşım ve tüketim ile bağlantılı kararlarda, çevreyi koruma sorumluluğu ile hareket etmeli ve bu sorumluluğu üstlenmelidir.
Ulaşım sistemi ve erişim olanakları, insanın sağlığını ve güvenliğini göz önüne alarak planlanmalıdır. Yani ulaşım sistemleri bedensel, ruhsal ve sosyal sağlığı korumalı, en azından bozmamalı ve bireyin güvenliğini korumalıdır. Böylece yaşam kalitesini arttıran bir faktör olmalıdır.
Kamunun katılımını sağlamak demek, ulaşım sisteminin geliştirilmesi kararlarına bireyin ve toplum olarak kitlenin katılmasını ve hukuki hakların verilmesini zorunlu kılmaktadır. Böylece hukuk devleti ile ulaşım ve erişim kavramlarının arasındaki bağlantılardan birini algılamış oluyoruz.
Uyumlu planlama, ulaşım politikalarıyla ilişkili kararlardır. Kararları alanlar, bütünleştirici ve geneli dikkate almak zorundadır. Çevre, sağlık, finansman, şehir planlamacılığı gibi alanlarda karar alıcılar ile kararlardan etkilenenlerin ortakları ve uyumluluğu ile bağlantılıdır. Yerel yönetimler, örneğin ağaç kesmeden önce halka danışmayı ihmal etmemelidir.
Ulaşım sistemlerinin tasarımında mekan ve kaynakların bilinçsiz tüketimizararlıdır. Ulaşım sistemlerinin tasarımınında mekanlar ve kaynaklar tasarruflu kullanılmalı, doğal ve kültürel çevreye ve canlı türü zenginliğine zarar vermeyecek biçimde oluşturulmalıdır.
Ulaşım sistemi oluşturulurken, çevreyi koruyucu önlemler alınmalıdır.Kamunun sağlığı, global iklim ve biyolojik tür çeşitliliği, ekolojik sistemlerin işlevselliği, ulaşım sistemi ile bozulmamlıdır.
Vergi ve ekonomi politikaları ulaşımı engellememeli, aksine kalıcı şekilde gelişmesini desteklemelidir. Bugünkü ve gelecekteki sosyal, ekonomik ve çevreyle bağlantılı masraflar dikkate alınarak, ulaşım olanaklarından yararlanlardan uygun ve yeterli düzeyde katkı sağlanmalıdır.