Unutulmaması gereken ‘Yenilmezler’

24 Haziran 1936’da Mustafa Kemal Atatürk’ün davetlisi olarak İstanbul’da bulunan Alman güreş takımından bir güreşçiyi 10 dakika içinde tuşla yendi. Alman güreşçilerle beraber Atatürk’ün kaldığı Florya’daki köşke davet edildi ve yanına oturtuldu. Atatürk, yanındaki gence 'Ahmet beni de yenebilir misin?' diye sordu. Ahmet ise o gün tarihe geçen o ünlü yanıtı verdi;

'Paşam siz yedi düvele karşı geldiniz ve onları yendiniz. Ben sizi nasıl yenebilirim?’' 

Atatürk’e bu sözleri söyleyen Türk, güreş dünyasında ismi altın harflerle unutulmazlar arasında yer alan, dünyaya Milli Marşımızı ilk defa dinleten, bayrağımızı ilk kez dalgalandıran, serbest sitilde ilk olimpiyat ve dünya şampiyonumuz Mersinli Ahmet Kireççi’dir. 44 yıl önce, 1979 yılının 17 Ağustos günü bir trafik kazasında kaybetmiştik.

Kimdir Ahmet Kireççi?

1914 yılında Kireççi ailesinin evladı olarak Mersin, Kiremithane Mahallesinde dünyaya geledi, yokluklar içinde büyüdü. Babasının duvarcı ustası olduğu yıllarda ona yardım etti. Fırınlarda çalıştı, 70 kiloluk un çuvallarını sırtladı ve acı kuvveti ile herkesin dikkatini o dönemlerde çekmeyi başardı.

Boks ile spor hayatına atıldı, ancak nakavt ettiği kişiye üzüldü ve bu yüzden boks sporunu bıraktı. Daha sonra atletizm yaptı, ancak bir koşu sırasında hastalandı ve atletizmi bıraktı. Ardından güreş sporu ile tanışan, bir kaç karşılaşmada başarılı olan ve İstanbul’da Kumkapı Güreş kulübüne yazıldı. 1933 yılında ise İzmir’de Balkan Şampiyonası seçmelerinde dönemin en ünlü güreşçileri olan Nuri Boytorun ve Adnan Yurdaer gibi büyük güreş ustalarını yendi, Milli Takıma seçildi. Henüz 18 yaşında iken Balkan Şampiyonu olmayı başardı.

Artık daha büyük müsabakalarda boy göstermesi zamanı gelmişti. 1936 Berlin Olimpiyatlarında 78 kiloda 3’üncülük kazandı, bronz madalya aldı. Ahmet Kireççi’nin bu madalyası, tarihe Türkiye Cumhuriyetinin ilk madalyası olarak geçti.

1948 Londra Olimpiyatlarında Greko-Romen Ağır sıklette İsviçreli Jnderbitzin’i ve İsveçli Nilsson’u tuşla, Finli Kangasniem’i de sayı ile yendi, kendisinden 30-40 kg fazla olan güreşçiler ile mindere çıktı ve sıkletinin Olimpiyat Şampiyonu oldu. O, Olimpiyat tarihinde 2 Olimpiyatta madalya kazanan ilk Türk sporcu olma şerefine ulaştı. Londra’da Türk rüzgârları estirmiş ve o günlerde ‘Bir Türk’ten kuvvetli ancak iki Türk vardır’ sözünü dilden dile dolaştıran isim oldu.

Kraliçeyi ayağına getirdi

Olimpiyat süresince yabancı sporculara Hello! diye selam verdiği için ona Mr. Hello lakabını verdiler. Ayrıca ustura ile kazıttığı kafası da bütün sporcular için uğur olarak benimsendi. İngiltere Kraliçesi Elizabeth onu görmek için özel olarak geldi, Ahmet Kireççi’ye sarıldı ve öptü, böylece tüm dünya basını bunu yazdı ve konuştu. Türkiye’nin adını dünyaya duyurdu.

6’sı altın olmak üzere 12 madalya ile Türkiye’ye döndü. İstanbul’da on binlerce kişi tarafından karşılandı. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Başbakan Hasan Saka tarafından kabul edildi, kendisine bir altın saat hediye edildi, Cumhurbaşkanının önerisi ile soyadı Mersinli olarak değiştirildi.

Bir süre İstanbul’da yaşadı, ardından memleketine döndü. 1979 yılında ise geçirdiği trafik kazası, bu yenilmez olimpiyat şampiyonunun sırtını yere getirdi.

Huzur içinde yatanlar arasında yerini aldı.