Üreten, paylaşan emek!..

Söze başlamadan önce söyleyeyim de, konuyu kesinlikle egzajere etmiyorum. Ülke olarak ekonomik açıdan zor günler geçiriyor, ağır sınavlar veriyoruz. 2023 Türkiye’sinde emek de emekçide zor günler yaşıyor. Sınıfsal sorunlar dağ misali büyümüş, emekçi insan onuruna yakışacak biçimde yaşayamıyor, insanca yaşama yetecek ücret alamıyor. Enflasyon nedeniyle herkes hem haklı hem dertli.

***

Emek; üreten, paylaşan için çok önemli bir kavram. Ve de toplumsal açıdan bakıldığında maalesef gözden kaçırılıyor. İşte taşeron işçi, sözleşmeli çalışan, esnek çalışma, işten çıkarılma falan, hatta ortaoyununa dönen toplu iş görüşmeleri. Ülkede emeğin ne kadar çaresiz bırakıldığını göstermiyor mu? Peki bütün bunlar ve daha fazlası olurken, çalışanların ortak hak ve çıkarlarını korumak, sorunlarını çözmek için kurulmuş olan sendika, demek, örgüt adı her neyse onlar ne yapıyor neyle meşguller acaba?..

***

Boyun eğmeyen emek ve emekliler. Çoğu, rakamsal açıklamaya göre açlık sınırı altında maaş alıyor. Enflasyon oranlarına endeksli emekli maaşı ise güdük kalmış. Ve de emeklinin daha da yoksullaştığı resmi olarak anlaşılmış. Ne gam… Emekliler ses yükseltti duyan olmadı, eylem yaptı gören olmadı. Bu kez taleplerini sessizce sıraladı ve ‘maaşlarımızı yükseltin, asgari ücret bazında olsun’ dedi ve en düşük emekli aylığını hatırlattı. Yine olamadı. Emekli çaresiz, eh insan çaresiz kalınca, utanmayı da unutuyor. Nazım ne diyor; Yok öyle umutları yitirip. Karanlıkta savrulmak.

***

Umut, insanoğlunun yitireceği en son kavram. Mesela şöyle düşünsek, millete yaşamı zehir zıkkım eden şu enflasyon, tek haneli rakamlara düşse! Peki düşer mi tek haneye? Çok iyimser bir soru… Ama Ankara düşeceğini söylüyor. Ve de enflasyonu tek haneye düşürmek için, ekonominin tüm araçlarını kullanacağız› diyor. Da vatandaşın da geçmişten çıkardığı dersler var. İğneden ipliğe gelen zamlar var, ödediği faturalar var, fahiş kiralar var, yani vatandaşınki belgeli. Dedik ya, herkes hem haklı, hem dertli diye… Hoşça kalın…