Eğitim ve araştırma hastaneleri ile tıp fakültesi hastanelerinde randevu alan bazı vatandaşların, muayene sırasında doktor yerine asistan hekimlerle karşılaşması şikayetlere neden oluyor. Son dönemde özellikle büyük hastanelerde randevu alan vatandaşlar, muayene sırasında doğrudan doktorla değil asistan hekimlerle görüşmek zorunda kaldıklarını ifade ederek duruma tepki gösteriyor. Bazı hastalar ise karşılarındaki kişinin asistan olduğunu bilmeden muayene sürecini tamamlıyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Antalya Şube Eş Başkanı Kaan Taşer, uygulamanın sistemin doğal bir parçası olduğunu belirterek, asistan hekimlerin rolüne dikkat çekti.
‘SİSTEM BUNU AÇIKÇA BELİRTMELİ’
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Antalya Şube Eş Başkanı Kaan Taşer, Tıp Fakültesi Hastanesi ile Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yapısına dikkat çekerek, “Bu durum aslında çok normaldir. Adı üzerinde eğitim ve araştırma hastanesi. Bu tür kurumlarda hoca ya da öğretim üyesi muayeneleri çoğu zaman asistan doktorlar tarafından gerçekleştirilir. Çünkü bu hastanelerin en önemli görevlerinden biri, yeni hekimlerin yetiştirilmesidir. Ancak burada önemli olan, hastaların bu süreç hakkında açık ve net bir şekilde bilgilendirilmesidir. Sistem, randevu alan hastaya kiminle muayene olacağını baştan belirtmelidir” dedi.
‘ÖNCELİK EĞİTİM VE DOĞRU TEDAVİ’
Öğretim üyelerinin temel önceliğinin asistan eğitimi ve doğru tedavi sürecinin yürütülmesi olduğunu vurgulayan Taşer, “Hoca ve öğretim üyelerinin birinci önceliği yalnızca hasta muayenesi yapmak değildir. Aynı zamanda asistanların eğitimini sağlamak ve doğru tedavi yöntemlerinin uygulanmasını garanti altına almaktır. Burada isimlerden ziyade işleyen sistem önemlidir. Çünkü sağlık hizmeti bireysel değil, ekip çalışmasıyla yürütülen bir süreçtir” ifadelerini kullandı.
‘ASİSTAN HEKİMLER UZMANLIK EĞİTİMİ ALIYOR’
Asistan hekimlerin yetkinliğine ilişkin de açıklamalarda bulunan Taşer, “Asistan hekimlerin yetersiz olduğu gibi bir algı doğru değildir. Asistan demek, o branşta uzmanlık eğitimi alan, belirli bir bilgi ve donanıma sahip hekim demektir. Üniversite hastanelerinde kliniğin yapısına göre 3, 4 ya da 5. sınıftan itibaren yoğun bir klinik eğitim süreci başlar. Bu süreçte hekim adayları hem teorik hem pratik olarak yetişir. Bizler de aynı eğitim süreçlerinden geçerek bugünlere geldik” diye konuştu.
‘TIP USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİDİR’
Tıp eğitiminin usta-çırak ilişkisine dayandığını belirten Taşer, genç hekimlerle deneyimli öğretim üyelerinin birlikte çalışmasının önemine dikkat çekerek, “Tıp, doğası gereği usta-çırak ilişkisine dayanan bir meslektir. Tek bir kişinin tüm sorumluluğu tek başına üstlenmesi doğru değildir. Genç hekimler; farklı bakış açılarıyla olayları değerlendirme, her ihtimali göz önünde bulundurarak karar verme ve teknolojiyi etkin kullanma becerileriyle sürece önemli katkı sağlar. Deneyimli hocalar ve öğretim üyeleri de sahip oldukları tecrübe ile bu süreci yönlendirir ve tamamlar. Bu iş birliği sayesinde hem eğitim hem de sağlık hizmeti daha nitelikli hale gelir” dedi.