Vorwart kameraden,
(İleri yoldaşlar,
Geri çekilmeliyiz)
Bu sözler İkinci dünya savaşının sonlarına doğru her yerde ve her cephede geri çekilmek ‘zorunda’ kalan Alman askerlerinin kendi aralarında uydurdukları bir şakadan alınmıştır.
Kimse kendi üstüne alınmasın.
Almanya çökerken, askerleri o cephe senin, bu cephe benim sebil gibi kanlarını dökerken, Berlin de ki hırsız ve kodamanlar ve katiller ha bire semiriyorlardı.
Halkın anası ağlarken sesleri çıkmasın diye inanılmaz bir sansür vardı. O derecedeydi ki cephelerde ki geri çekilmeler bile açıkça dile getirilmezdi. Bizzat savaşan askerlerin ‘ricat’ kelimesini telaffuz etmeleri yasaktı. Askerler de böyle bir ifade bulmuşlardı. Gizli polis denen salaklar bu şaka da ki hinliği biliyor ve hırslarından kuduruyorlardı ama bu ‘gezici’ zekayla baş edemiyorlardı.
Nerden aklıma geldi?
Hayret bir şey!
Hay yumurtaya can veren yüce Rabbim…..
Geçen yazımız da tarihin ilk ve tek örneği olan ‘duble monarşi’(Avusturya-Macaristan imparatorluğu) den söz ediyorduk, bir iki sadık ve sevgili okurumuz ‘devam edin lütfen’ dediler.
Tarihte bir ilk ve tek olan ‘duble monarşi’ nasıl oldu da tarihin derinliklerinde yitip gitti? Sanırım bazı okuyucuların dikkatini çeken nokta bu?
Büyük Savaş(1914-18) Avrupa da ki güç dengesini alt üst edecekti. Avusturya-Macaristan asilleri kendi koltuklarını koruma adına imparatorluk içinde akılcı bir reform yapamamışlardı. Savaşın her cephesinde ise utanç verici yenilgiler yaşamışlardı, Sırplar, Ruslar ve İtalyanlar ‘paşası’ çok üniformaları şık Viyana ordularını önüne katıp kovalıyorlardı eğer Almanlar hızır gibi yetişip cepheleri dengelemeselerdi, Viyana çoktan iki seksen yere serilmiş olacaktı. Ama şimdi de savaşın fiili idaresini Alman generalleri üstlenmişti, taktik aşamada ki her harekatı onlar düzenliyordu, Avusturya-Macaristan kurmaylarına ise son dakika da ve ‘lütfen’ haber veriyorlardı. Macarlar, imparatorluk idaresinde ağırlıklarını koruyorlardı, Berlin ve Viyana Macar ovalarından gelecek gıda ile beslenebilecekti. Macarlar bu kozu iyi kullanıyordu. İmparatorluk içinde her türlü rakip kalkışmayı bu sayede anında bastırabiliyorlardı. İmparatorluk coğrafyasında Hırvatlar, Macarlar ve İtalyanlar arasına Slovenler, İtalyanlar ile Almanlar arasına sıkışmış kalmıştı, Sırplar zaten ayrı bir türkü tutturmuşlardı, Polonya iş birliğine yakın duruyordu ama asıl amacı Ukrayna’dan esaslı bir parça kopararak bağımsız kalmaktı. Alman ittifakı içinde ki Bulgarların öteden beri Sırplardan toprak talebi vardı ama bu aynı zamanda Viyana’yı ürküten bir durumdu , çünkü, bu toprakları Macarlara söz vermişti.
Asıl darbe ise Çeklerden gelecekti, Prag görmüştü ki Duble Monarşi artık büyük bir güç değildi,
Berlin ise öteden beri Çekleri sevmezdi, Yaşlı kıta da ki manzara şöyleydi;
Polonya Ruslardan ve Almanlardan korkuyordu,
Hırvatlar, Sırp işgali ile Macar hamiliği arasındaydı, İtalyanlar da denkleme eklenince iş iyice içinden çıkılmaz hal alacaktı.
Avrupa da yetişen devlet adamları arasında kuşkusuz çok saygın bir yere sahip olan Çek politikacı Masarik, bütün bu tehdit ve karşı tehditler içinden bir yol çizmeye karar vermişti ama Çek nüfusu yeterince çok değildi. Slovakları da bir şekilde ikna ederek yeni kurulacak olan ülkenin adını koymuştu: Çekoslovakya…(Ki aslında Masarik Slovak kökenli biriydi)
Devam edeceğiz.
Yani birileri okur da ders alır belki diye ümitsiz bir ‘umudumuz’ var…