* * *
Kırmızı et, beyaz et derken, süt fiyatlarındaki artışın devam etmesiyle süt ürünleri de yüzde 25-30 oranında zamlandı. Böylece kırmızı etten sonra süt içmek de halk için lüks oldu. Maaşının büyük kısmını gıdaya ayıran dar gelirli, artık hesabını nasıl evirir, çevirir de belini doğrultur bilinmez. Vatandaş kendinden vazgeçti de, çoluk çocuğun temel gıdası olan süt ve süt ürünlerini nasıl alacak da nasıl sofrasına koyacak.
* * *
Sadece süt ürünleri mi; kahvaltı sofrasının vazgeçilmezi yumurtanın da fiyatı yüzde 36 oranında arttı. Zeytin desen zaten lüks tüketim sınıfına çoktan girdi. Süt ürünlerine zam gelince peynir fiyatları da aldı başını gitti. Rekor derseniz o da tereyağında. Yani iki üç çocuklu bir aile, sadece kahvaltı yapsa eti, sebzeyi, meyveyi geçtim yine de bütçe kocaman bir açık verir. İyi de, ne alıp ne yiyecek bu vatandaş. Hali-pürmelali ne olacak. Kime derdini anlatsın, sesini kime duyursun?
* * *
Şimdi artan maliyetler tüketiciyi vuruyor da çiftçiyi zora sokmuyor mu? Sürdürülebilir hayvancılık politikasının olmazsa olmazlarından biri de hiç şüphesiz meralar. Peki ne oldu bu meralara, meralar imara açıldı ve hayvancılık sanayiye, toplu konutlara kurban edildi. Yem hammaddesi de yurt dışından ithal edilir oldu. Hayvan üreticileri ithal yemleri almakta zorlandı, meralar amaç dışı kullanılmaya başlandı olanlar oldu. Durum vaziyet ortada.
* * *
Zaten her durumda zorlanan vatandaş olmuyor mu, fatura vatandaşa kesilmiyor mu? Nasıl olsa vatandaş bir yolunu bulur. Vur abalıya misali.